devinen,eyleyen,deneyen,düşen,acı çeken,âşık olan,aç kalan nâzım hikmet daha nice insanın gözü,kulağı,dostu,düşmanı ve benzeri bir yerinde kendini konumlandırarak o güzel,güneşli günleri arıyor.
artık pek çoğumuzun kitaplığında nâzım hikmet’in kitapları var. hiçbirimiz evimizde bu kitapları bulundurduğumuz için tutuklanmıyoruz.gerçi şu da bir gerçek ki yaptığınız herhangi bir eylem,okuduğunuz herhangi bir kitap,giydiğiniz kıyafet,cinsiyetiniz,cinsel yöneliminiz,kullandığınız dil yaşadığınız ülkeye hatta o ülkede yaşadığınız döneme göre farklı algılanabiliyor.şunun da farkındayız:şimdi kitaplıklarımızda korkusuzca nâzım’ın kitaplarını bulundurabilmemiz onun fikirlerini rahatça dile getirebildiğimizin göstergesi değil.başımıza her an her şey gelebilir
kaldı ki nâzım’ın yaraları saymakla bitmez.kimse onun kadar iyi sayamaz hasretlerin,hapishanelerin adını;kimse onun kadar iyi bilemez ayrılıkların çeşidini,ölüm korkusunu,darağacını,yalanların yükünü,dilin susturuluşunu,sesin kısılışını.bir çocuğun uzaklarda büyümesine şahit olmanın sancısını... hangi kırık kol özleme kanat olur ki? ruhları da bedenleri desürgün olur.