.
Sevginin kalbe ilk düşmesi ve orada gerçekleşmesine “Hevâ” (heves, meyil) denir. Ardından “Vüdd” (meveddet) gelir. Vüdd, sevginin sebât bulması demektir. Ardından “Hubb” (muhabbet) gelir. Hubb, sevgideki duruluk ve sevenin kendi irâdesinden çıkması demektir. Böyle bir durumda seven sevdiğinin irâdesine göre hareket eder. Ardından “Aşk” gelir. Aşk, sevginin kalbi sarması demektir. Kelime asma ve benzeri ağaçlara sarılan dikenli sarmaşık anlamındaki “aşaka”dan türetilmiştir. Aşk sevenin kalbini sarar, onu sevgiliden başkasına bakamayacak hale getirerek kör yapar.
(Fütûhât, Muhyiddîn-i İbn-i Arabî)
Birçokları hevâsına ve meyline “aşk” adını vermişler, üç gün sonra aşkları tükenivermiş. Kavanozları boş olduğu hâlde bal yediklerini zannetmişler ve iddia etmişler.
Sevgi, “hakikî aşk” mertebesine ulaştığında bu yoldan artık dönülmez/dönülemez, zirâ elinde olmaz; hakikî aşkın doğası budur.
Size karşı sevgi iddiasında bulunanları deneyin, test edin, zorlayın. Yalancılar ve sahtekarlar yakayı çabuk ele verirler. Kalbinizi ve kendinizi sokakta bulmadınız, her sevgi iddiasının peşine düşmeyin, gönlünüzü pazara çıkarmayın. Senin açığa bıraktığın bir şeyi başkası kırmaktan niye çekinsin? Kandırmayın, kanmayın ve kandırılmayın.