Geri Bildirim
  • Çocukken Tarkan'ı neredeyse çıplak seyrettik, külkedisi eve gece yarısından sonra gelirdi, pinokyo yalan söylerdi, alaattin hırsızdı, batman arabayı neredeyse saatte 300 km hızla kullanırdı, pamuk prenses 7 herifle birlikte yaşardı, red kit'in ağzında mütemadiyen sigara, temel reis'te de pipo ve dövmeler vardı, pacman hapları yutup dijital müzikle patlayıp öyle konuşturuyordu. Kimse bizim nesilin normal olmasını beklemesin..
  • Son karesi gibi Red Kit'in 
    batan güneşe doğru 
    sürerken atımı 
    gitme kal demeni bekliyorum 
    ama yalnızca  rüzgar çekiştiriyor atkımı.
    #Sunay AKIN
  • Yaklaşık üç yıldır 1K'dayım. Dikkatimi son zamanlarda çeken şey 'çizgi romanlar' oldu. Meğer onlar da okunan kitaplar arasında sayılıyormuş.

    Benim ilk ve ortaokul yıllarım Tay Yayıncılıktan çıkan Teksas, Tommiks'ler ile Milliyet'in verdiği Red Kit ve Kaptan Swing'leri okuyarak geçti. Eski kitapçılarda çok dolandım. :) Onları da ekleyip, eklememekte kararsız kaldım. Sizce eklemeli miyim; eklenmeli mi?

    Ayrıca şu bir gerçek ki, kitap okuma alışkanlığı kazanmamda en büyük paylardan biri Serhat Çocuk Klasikleri ile bu çizgi romanlardır.
  • Kendi tembelliğim başta olmak üzere pek çok nedenden ötürü uzun sürse de sonunda 81 adet Red Kit macerasını, isbn, orjinal isimleriyle ve yazar ve çizerlerinin de bulabildiğim kadar bilgileriyle eklemeyi bitrdim. bu da benim çocukluk kahramanıma hediyem olsun. Eğer eksik ya da hatalı gördüğünüz bir şey olursa lütfen söyleyin. Sırada Asteriks ve Tenten listeleri var ama önce bir kaç zamandır ihmal ettiğin istekler listesine yardım edeceğim. Bu zaman zarfında canla başla çalışan tüm kütüphanecilere teşekkürler :))
  • "İşte o zaman bir Rembrandt, bir Beethoven, bir Dante, bir Napoléon hakkında en ufak fikri olmayan birinin, kendini büyük bir insan sanması aslında o kadar kolaydır ki." Satranç/Stefan Zweig

    Kitabı okurken aklımda sürekli bu alıntı dolandı durdu. Alıntıda bahsedilen kişilerin arasına Sunay Akın'ı da katmak gerek. Kitap çok dolu çok yoğundu. Kızılderililer, Piri Reis, Kolomb, Serveti Fünuncular daha neler neler... Sanata dair her alandan bir parça vardı ve bu parçalar tarih ile bütünleşmişti. Röportajlardan, makalelerden, köşe yazılarından alınan alıntılarla siyasi ve toplumsal sorunlara yaptığı eleştiriler güçlendirilmiş. Bu kadar bilgi birikiminin olması ve bunları yazıya dökerken doğru yerlerde doğru şekilde kullanması bana kendimin nerde olduğunu, daha yeni başladığımı gösterdi. Kitapta hoşuma giden şeylerden biri de yazarın kelime oyunları: bkz.
    **sayfa 156 "Fayda hattı güçlü çıkar fay hattından."
    **sayfa 147 "Üstelik Red Kit, "KİT"lerin özelleştirilmesini de "RED"deder!..
    Kitap fuarında incelerken arka kapak yazısını okuduğum an aldım, oradan bile belliydi kitabın nasıl olacağı. Benim gibi sadece 2000'lerin siyasi olaylarına hakim olan ve tarih kitapları gibi direkt bilgi içeren kitapları okumakta zorlananlar için tavsiye edebileceğim, Türkiye'nin geçmişini hatta dünyanın geçmişini de okuyacağımız bir kitap. Son olarak kitapta eserlerini okuduğumuz yazarlarımızın ve şairlerimizin anılarının olması, onların eserleri ile ünlenmiş kişiliklerinin yanı sıra günlük hayatlarında nasıl bir kişiliğe sahip olduklarını okumakta çok hoştu. Örnek vermek gerekirse 55.sayfanın son paragrafında ilk psikolojik romanı Eylül ile tanıdığımız Mehmet Rauf şu şekilde bahsi geçer: "Kadına aşık olan Rauf'un çaresizliği güldürür arkadaşlarını. Bilirler ki, çok geçmeden gördüğü bir başka kadına yakacaktır abayı." Size de her arkadaş çevresinde var olan bir genç gibi gelmedi mi, Rauf'un bu hali? Arkadaşlarının Rauf'a takılması? Serveti fünuncuları sadece yazar-eser olarak, aynı düşünce altında toplanmış bir grup kişi olarak öğretilmesi onları öyle bir yere koydu ki benim için birbirleriyle şaka yapan, takılan bir arkadaş grubu olduğunu okumak değişik ve samimi geldi ve beni onların daha çok anısını okumak istememi sağladı. Sunay Akın'a teşekkür ediyorum bunun için, keşke zamanında bu kazanımı edebiyat hocalarımız yapsaymış.
    İyi bir yazarın, okura kattıkları faydalar...
  • Vahşi Batı'nın Yenilmez Kovboyu Red Kit'i Sevmemizin 15 Nedeni

    Daltonların belalısı, attığını vuran, Vahşi Batı'nın asayiş berkemali kendisinden sorulan, yalnız kovboy Red Kit, şüphesiz bir çoğumuzun en sevdiği çocukluk kahramanıydı. 

    Peki neydi bu kovboyu gönlümüzün efendisi yapan?

    1. Kendini insanların huzur ve güvenliğine adayan, verilen her görevi gözünü kırpmadan kabul eden, canını cesurca ortaya koymaktan çekinmeyen, koca yürekli bir kahramandı Red Kit.


    Gerekirse bunun için o çok sevdiği köpüklü banyo keyfinden bile vazgeçebilirdi. 

    2. Üstelik bu görevleri para pul karşılığı için de yapmazdı. Çünkü onun bunlarla işi yoktu. O kendini sadece adalete adamış, bu uğurda evinden çok uzaklarda yalnız bir kovboy olmayı tercih etmişti.


    Bir kez olsun şehri kötü adamlardan temizlediği için ücret aldığını ya da Daltonlar gibi altın dolu çuvallar peşinde koştuğunu görmedik.

    3. Gölgesinden bile hızlı hareket edebilen, gerektiğinde silah yerine zeka ile de düşmanların alt edilebileceğini gösteren, Vahşi Batı'nın en yenilmez kişisiydi.



    Bize her zaman arkamızı kollamamız gerektiğini bazen gölgemize bile güvenmemiz gerektiğini öğretti. 

    4. Her türlü olay karşısında koruduğu sakinliğiyle bize nasıl 'cool' olunabileceğini küçük yaşlarda öğretti.


    Her türlü zorlu görevi büyük bir soğukkanlılık ile karşılar, hiçbir durumda paniğe kapılmazdı. 

    5. Giyim zevki de o zamanki kovboylara göre oldukça şık ve temizdi. Ne kadar macera yaşarsa yaşasın, kişisel bakımından ve temizliğinden ödün vermezdi.


    Beyaz kovboy şapkası, sapsarı gömleği ve kırmızı fuları birbirinden ne kadar uyumsuz olsa da onun üzerinde bütünleşirdi. 

    6. En azılı düşmanlarından bile ne yaparlarsa yapsın hoşgörü ve merhametini eksik etmezdi.


    Elimizde ne kadar büyük bir güç olursa olsun öncelikle iyi bir insan olmamız gerektiğini de ondan öğrendik.

    7. Yakaladığı suçlulara, ağır cezalar yerine birbirinden ilginç ve esprili yöntemlerle ders vermeyi tercih ederdi. Yani hem zeki, hem güçlü hem de bir o kadar yaratıcı bir kahramandı.


    8. Azılı düşmanları Dalton Kardeşler'in her seferinde hapishaneden kaçmasına engel olmayan şerife bile bir gün olsun sesini çıkarmadı, saygıda kusur etmedi.



    Adeta 'Sabır Taşı' kelimesinin vücut bulmuş haliydi. 

    9. Red Kit, kovboy olmasına rağmen öyle diğerleri gibi kaba saba değildi. Her zaman etrafına karşı oldukça nazikti ve duyarlıydı.


    10. Özellikle kadınlara karşı zarafet dolu, ince ve kibar davranışlarıyla tam bir örnekti.



    Neredeyse bütün kadınlar ona hayrandı ama o, tam bir görev adamı olduğu için hep yalnızlığı seçti.

    11. İnsanlara olduğu kadar hayvanlara karşı da sevgi doluydu. Güçlü ve yürekli atı Düldül'ü asla ihmal etmez, her dediğini yanlış anlayan, çoğu zaman başına dert açan ve muhtemelen yüzme bilmeyen tek köpek olan Rintintin'den bile asla vazgeçmezdi.



    Hem bize hayvan sevgisini aşıladı hem de yeri geldiğinde onların, insanlardan bile daha güvenilir dostlar olabileceğini gösterdi.

    12. Gerektiğinde biz çocuklara kötü örnek olmamak adına çok sevdiği sigarasını bile bırakabilecek kadar da sorumluluk sahibiydi.



    Gönlümüzün efendisi olmayı bu adam hak etmesin de kim etsin?

    13. Onun sayesinde; ilk telgraf hattının nasıl çekildiği, balina yağının hangi işe yaradığı, Mormonlar, Billy the Kid, Calamity Jane v.b. kim olduğu gibi birbirinden değişik bilgiler öğrendik.


    14. Elde ettiği onca başarıdan sonra kendisine yapılan her türlü cazip teklifi geri çevirerek kişiliğinden ve duruşundan asla ödün vermedi. Karakterli olmak ne demek onun sayesinde anladık.


    15. Övgüleri toplayacağı zamansa ustalıkla ortadan kaybolurdu. Çünkü Red Kit, hiçbir alkışı istemeyecek kadar alçak gönüllüydü.
  • İnsan böyle nir atla, şarkı mırıldana mırıldana tek başına gitse ne kadar hoş olurdu. İnsan yalnız olunca neler neler düşünür. gerçekleşmemiş hayalleri, uçup giden yıllarını, ilk aşk mecaralarını... O pek gerilerde kalan yılları, erişilemeyen ve erişilemeyecek olan bir isteği hatırlamak, düşünmek de hoş bir şeydi. Niye böyle olur? Bunu da bilmez insan. Ama zaman zaman bunları düşünmekten, o günleri yeniden yaşıyor gibi olmaktan hoşlanır.
    Yorga giden güzel bir at, iyi bir yol arkadaşıdır.