biz çok tuzaklardan, çok çemberlerden geçmişiz. Bizi geçmişe bağlayan çok köprü arkamızdan teker teker uçurulmuş. Sinsi, kalleş, insafsız kurtlar girmiş beynimize, kutlu bildiğimiz ne varsa hepsini kemirmiş.
Ve ne menem varlıklarsınız ki, göğümüzün altında yaşar, havamızı teneffüs eder, nimetlerimizden faydalanır, sonra bizi beğenmezsiniz. Sevgilerimiz, nefretiniz; dileklerimiz düşmanınızdır. Kanımızdan özge bir şeyimizi sevmezsiniz. Gidin sırtımızdaki keneler.
Diyecektim ki, Türkmen bozkırları üstüne bir lâcivert kadife gibi gerilen o geceleri hatırlıyor musun? Zaman zaman yüzümüzü sürdüğümüz, sığındığımız yumuşak geceleri... Lâcivert kadife geceler yok artık. Onların yerini, ağır, öfkeli, katran karası, demir parmaklıklar gibi geceler aldı. Kadife geceler ne oldu bilmem? Artık onlara lâyık değiliz.