• 152 syf.
    ·Beğendi·
    Necip Fazıl Kısakürek çok tartışmalı bir yazar. Ya çok sevenleri var ya da çok nefret edeni. Bir yazarın kendi kişiliğinden daha çok bize kitapların da vermek istediği içerikleri önemli.
    Necip Fazıl bir çok şiir, makale, tiyatro oyunu, tarih, biyografi, hikaye tür eserler vermişti.

    Cumhuriyet dönemi’nde Türk tiyatrolar ve tiyatro yazarları da büyük bir gelişme göstermiştir. Bu dönemde yazarlar bir çok eserler ortaya dökmüştür.
    Türk tiyatrosu deyince akıllara Necip Fazıl’ın “Reis Bey” ve “Bir Adam Yaratmak” gelir.
    Reis Bey, her raflarda olmazı gereken baş üstü kitaplardan, hiç bir zaman hayal kırıklığına uğratmayan eserlerden biridir. Dönüp dolaşıp tekrar okunacak kitaplardandır.
    Benim için “Reis Bey” diğer tiyatro eserlerden daha ağırlık veriyor ve ön plana koyuyorum, bu da kitabın konusu ve hepimize ihtiyac olan “Merhamet” duygumuz.
    Bu kitapı okuduktan bir hayli etkisinden çıkmak mümkün olmuyor.

    Ve gelelim kitab’a,
    Reis Bey, 1960 yılında kaleme alınmıştır, 152 sayfadan oluşan bir eser. 1988 yılında ise filme alınmıştır.
    Kitap’da bir cümleyi sizinle paylaşarak esas konuya girmek istiyorum.
    “Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz.
    Siz merhametten, acıma duygusundan, yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız. yerine göre haklısınız. fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için en büyük hakkı kaybediyorsunuz. rahmet kaldırılmış sizin kalbinizden. buz çölünde yol alıyorsunuz!
    reis bey! mühürlü kalbinizin açılmasını dilerim, allah sizi de arındırsın.”
    Konuyu büyük harfler ile yazıyorum “MERHAMET”, merhamet insana bahşedilmiş en güzel bir haslettir. Merhamet sadece acımak değildir, daha ötesine geçip en güzel ahlakı sunmak ve karşıya vermektir. Yani merhamet acıyı ortadan kaldırıp, karşı tarafa sevinç ve barış, iyiliği getirmektir. Merhamet içinde adaleti barındırır, merhamet düşeni kaldırır ve merhamet edilene merhamet edilir. Merhamet vicdanı öne alıp insanlığı yüceltir.
    İnsan etrafına merhametsiz, vicdansız kötü niyetle bakıyorsa kendini sorgulaması gerekir. Bu hoyratça, herkesin merhametsiz ve kötülük barındıran bir zamanda merhameti herkese yayıp ve merhameti her yerde kullanmamız gerekiyor.
    Merhamet dünyaya barış yayar.
    Necip Fazıl ise bu kitap’da insana merhameti en güzel bir tiyatro şekilde anlatıp, insanlığı uyandırıyor, üstüne basa basa “Merhamet” diyor.
    Daha fazla okuyarak anlayabilirsiniz. Necip Fazıl ile tanışmak için sağlam bir giriş olur.
    Çok akıcı ve rahat bir dil ile yazmıştır.
    Reis Bey’i okuyun ve merhamet duygusunu birde bu kitap’dan derinliklerine kadar hissedin.
    Keyifli okumalar.
  • 152 syf.
    Merhamet:
    Ağızların iğrenç sakızı!

    Cellât (Bazen kendin olursun cellat!), Kâtip, Doktor, bir iki gardiyan, birkaç jandarma; hepsi o kadar... sehpanın altında uzun bir masa, yanında bir iskemle, bir de üstünde bir iskemle... Kıpti, masanın üstünde ipi sabunluyor.

    Tek eksik;Adalet!

    Geçmişten günümüze var mıdır daha yoksun olduğumuz başka bir şey? Adaletten yoksun olduğumuz kadar neyden yoksun olduk/olacağız?
    Hala bugün bile bir çok konuda yoksunuz adaletten. Bunun temeli; Vicdanın, merhametin yetersizliği değil midir?
    Vicdanın yoksa adaletinde yoktur hiçbir mecrada.
    Merhametin yoksa Reis bey olursun giydirirsin idam yeleğini, kalbin buz çölüne döner!

    Sonrada erit eritebilirsen buzlarını!
    Muhtaç olursun, affedilmeye, sıcağa, güneşe..

    “Hep, affı bilmemenin açtığı mesafeler... herkesi bu hale birbiri getirdi. Herkes birbirini affetsin!..”

    Reis Bey, okuduğum ilk Türk tiyatrosu aynı zamanda yazarında okuduğum ilk eseri.
    Şunca şeyin arasında kitabın su gibi gitmiş olması beni epey şaşırttı doğrusu.
    Yazarla ilgili sizleri bilgilendirmek isterdim ama ne yazık ki pek bi bilgim yok:) ama eminim sizde benim gibi çevrenizdeki insanların sosyal medya hesaplarının hikaye durumlarında mutlaka karşılaşmışsınızdır NCK ile. :)

    Kitaba geçmeden önce yazarın başta tiyatro ile ilgili düşüncelerini çok beğendiğimi belirtmek ister ve buraya en sevdiğimi eklemek istiyorum.

    “Bana sorarsanız, beşerî keşiflerin en büyüğü olarak tekerleği gösteririm. Sanat şekilleri içinde bence en büyük keşif tiyatro... Tekerlek, nasıl, bitmeyen mesâfeler üzerinde sonsuz bit dönüşse, tiyatro da, durmayan zamanın mikâb (küp) biçimi bir kavanoz içinde, bütün madde ve hareket kadrosuyla dondurulması...”


    Şimdi gelelim tiyatromuza ne diyorduk adalet!
    Ana meselemiz her ne kadar adalet olsa dahi bunun altında vicdan muhasebesini epeyce görüyoruz. Bunun yanısıra toplumsal, ailesel, bireysel tutumlarda ele alınmış. Burada dini ahlak kurallarını da görüyoruz. Zaten NFK yazarlığının belli bir döneminden sonra dini ve toplumsal ahlak kurallarını daha yoğun işlemiş ve bu eseri içinde ikinci perdeden sonra yoğunca gördüm diyebilirim.
    Ve kitabımızda olay her ne kadar bir karakter üzerine yoğunlaşmış olsa dahi satır aralarında diğer karakterlerinde hayatların sızıntılarını görüyorsunuz.
    Onları da unutmamak lazım.
    Hepsinin üzerinden ayrı ayrı konularda tahlillerde bulunulduğunu düşünüyorum.
    Bu karakterlerde öyle ki hepimizin içinde bulunduğumuz bu hayatın birebir yansıması gibi hissettim.

    Kimler olmadım ki? Bir karakter bedenime işlerken bir baktım ki bir başka karakterin hissiyatı sardı içimi.
    Bir iyi oldum
    Bir kötü oldum
    Döndüm dolandım tüm iyi kötü hislerde/bedenlerde.
    Oysaki ben bendim niçin bir başkası oluyorum? Niçin buluyorum kendimi?
    Sakınamadığım bunca his neden?

    Kitapla ilgili söylenecek çok şey vardır lakin benim lisanım ancak bu kadarına yetiyor.
    Birçok olay, kişi üzerinde durmuş olan bu kitap/kitaplar içinde şunları diyebilirim; size en çok kitabın hangi kısmı açık görünürse ordan görüyorsunuz kitabı ordan aktarabiliyorsunuz düşüncelerinizi. Bende elimden geldiğince bir şeyler karalamaya çalıştım.
    Aslına bakarsanız çok şey barındırıyor kitap,
    “Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz!” sizde!

    Hukuk çerçevesinde olan kişilere de tavsiye edeceğim bir kitap onların daha güzel anlamlandıracağına inanıyorum aynı zamanda 1988 yılında çekilmiş olan filmi de izlemenizi tavsiye ederim.

    Sevgiyle kalın..
  • 152 syf.
    ·10/10
    Bugün Reis bey filmini izledim. Üstad Necip Fazıl gerçekten mükemmel bir esere imza atmış. Film 1988'de çekilmesine rağmen düşünce ve duygu yoğunluğu yüksekti, tatmin ediciydi. Filmde yani kitapta çok kaliteli, vurucu cümleler var.
    Kitap ve film mükemmel bence okunmalı, izlenmeli.