"Bir insanın yalan söyleyip söylemediğini anlamanın imkânsız olduğunu mu?"
"Aynen öyle, Harry! Klassik cinayet romanlarında dedektifler kimin yalan söylediğini her defasında mutlaka anlar. Tam bir saçmalık! İnsan doğası balta girmemiş kocaman bir orman gibidir ve kimse onu tam anlamıyla çözemez. Bir anne bile kendi çocuğunun en derin sırlarını asla bilemez."
"Ben ömrümü polisliğe adadım Holy; ama yine de etrafımdaki meslektaşlarımın neden başkalarının savaşlarında yer aldığını hâlâ merak ediyorum. Onlara bunu yaptiran şey ne?
Başkaları adalet denen o şeyi tatsın diye bunca acıya kim katlanmak ister? Tabii ki ahmaklar, Holy. Bizler. Bize öyle büyük bir aptallık bahşedilmiş ki bir şeyleri başarabileceğimize inanıyoruz."
O düşüş sonsuza dek sürsün istersin ve uzun süredir atlıyorsan o paraşüt ipini çekmek giderek zorlaşır. Günün birinde aşırı doza kapılıp ipi çekmeyeceğinden ve yere çakılacağından korkarsın. Bağımlı olduğunu işte o an anlarsın.