• 336 syf.
    ·8/10
    Güzel bir aşk hikayesi. Yazarın tarzını iki kitabı okuyunca büyük aşkla başlayıp sonra hüsran üzüntü vee tekrar mutlu sonn.Mutlu sonla bitirmesi ve doru işaretleri olmadan sonunu yazmasını çok seviyorum. Gerçi bu kitabında bazı şeyleri önceden hissettim ve doğru tahminler olduğunu gördüm. Tavsiye ederim .Keyifli okumalar
  • 336 syf.
    ·Beğendi·7/10
    Yazarın 'İki Yabancı Olmadan Önce' kitabını okuduktan sonra bu kitabı hemen alıp okumak istedim. ⭐"Karanlık bir yolda yürürken tek umudunuz bir yıldız görebilmekti."⭐
    Kate, tam bir çöküşte olan hayatında, yaşamak için sahip olduğu tek şeyin kendisi olduğuna inan bir kadındır. İşinde de durumlar kötü gitmesine rağmen, patronu ona çok önemli bir iş vermiştir. R.J Lawson sadece işi ile ilgili değil; onun özel yaşamıyla ilgili bilgi toplayıp, makale yazmasını ister. Böylece Kate için yeni bir dönem başlar.
    Kate, R.J. Lawson makalesi için Napa'ya gider ve ufak bir çarpılma ile Jamie ile tanışır. Jamie, Kate'in asla peşini bırakmaz. Onu, ilmek ilmek işleyerek kendisine alıştırır ve aşık eder. Aşklarını, birliktelerini okurken resmen hissettim. Sayfaları çevirirken çok heyecanlandım. Jamie'nin hastalığı o kadar önemli ki; bir kez daha diyabet hastalığının önemini kavradım. Jamie'nin yaşadıklarını okurken ise tam anlamıyla, o sahneleri hissetim.
    ⭐Aşk ne kadar mükemmel olsa da Jamie'nin Kate'i den sakladıkları yıldırım etkisi yaratır. Jamie, her şey geç olmadan kendini Kate ifade edebilecek miydi? Jamie'yi okumak çok, çok güzeldi. Yazar, harika bir erkek karakter yazmış. Kate'i sevişi, aşkını cesur şekilde ifade etmesi...
    Kitapdaki her karakter özeldi ve onların sırlarını çözmekten, kendime ders çıkarmayı sevdim.
    ⭐Sadece Bob gibi bir karakterle karşılaşmak isterdim ve şöyle de kenara bir not aldım; insanların söylediklerini tamamen yapma, bazen de tam tersini yap. Sonuçlar, seni daha mutlu edecek.
    Ailenin önemini ince ince hissetiriyor.
    Yazarın kalemini, kurgusunu ve karakterlerini okumaktan çok zevk aldım. Aşırı rahatsız eden hiçbir şey yok.
    Kesinlikle tavsiye ediyorum. Jamie çok seveceksiniz, ben bayıldım. Kate'i okuyunca sahip olduğunuz şeyi daha iyi anlayacaksınız.
    ⭐Buradan sevgili yayınevine sesleniyorum; yazarın diğer kitaplarını da dört gözle bekliyorum.
  • 368 syf.
    ·Beğendi·5/10
    Kitapta 4 temel bölüm bulunuyor ilk şimdiki zaman ikinci olarak 15 yıl öncesi ve yine şimdi ki zaman ve son olarak ta bitiş. Matt National Geographic'te fotoğrafçıdır. Eşinden boşanmıştır hayatını sürdürmeye çalışıyordur. Arkadaşı Scott'la birlikte tren istasyonundayken Matt eski kalp ağrı ile karşılaşır ve hikaye işte beni burada sardı. Matt yıllar sonra Grace'yi görünce derinden sarsılır. Sonra kitap ikinci bölüme geçiyor. Geçmiş zamana 15 yıl öncesine. Matt ve Grace'nin nasıl tanıştığını okuyoruz. Matt ve Grace üniversiteyken tanışıyorlar. İkiside sanata tutkunlar Grace müziğe Matt ise fotoğraf. Ee yaşlarının verdiği heyecanı, o güzel anlara ve tutkularına tanık oluyoruz.
    İlk başlarda çok iyi arkadaşla olduklarını daha doğrusu öyle olduklarını inandırmaya çalışıyorlardı. Ama aralarındaki çekim buna izin vermedi. Sonunda aşklarını da yaşadılar ama her şey toz pembe değil bolan birden patladı ikiside ayrı yönlere dağıldılar burada pem ayrıntı veremiyorum. Ve sonra üçüncü bölüme geçiyoruz. Burada ise Matt Grace'yi tekrar bulmaya çalışıyor. Tekrar bulduğunsa ile hem şuan ki hayatları hem de geçmişte kalan hesaplar görülüyor. Son bölüm ise benim en sevdiğimdi.
    Sevmediğim karakter Dan. Çok itici buldum açıkçası onu. Ash ise tatlı ve son yaptıkları harikaydı herkea onun gibi davranır bilemem onun hakkında çok bilgi vermeyeyim okuyun.
    Sadece keşke yazar Matt ve Grace'nin duygularını biraz daha detaylı anlatsaydı. Ama hem geçmişi ve günümüzü okumak. İki ana karakterinde duygularını bilmek güzeldi. Okurken beni hiç yormadı. Keyifle okudum. Tavsiye ederim.
  • 368 syf.
    ·3 günde·2/10
    Yine övgülere mazhar olmuş bir kitabın yorumuyla karşı karşıyayız. İşin aslı kitaptan nefret etmiş falan değilim ama yine de okurken epeyce dalga geçtiğimi söyleyebilirim, özellikle de ismiyle. Ah kötü ben...

    Bir şiir ile açılışı yapalım.

    İki yabancı olmadan önce,
    İletişimle.
    İki yabancı olmadan önce,
    Edebiyat ile.
    İki yabancı olmadan önce,
    Dostluk ile.
    Ve iki yabancı olmadan önce,
    Redaksiyon ile...

    Yukarıda verilen şiirin ana duygusu nedir?

    Tamam, ciddi olalım. Minik ipuculu yorumumuz geliyor.

    Şu an isimlerini hatırlamakta zorlandığım ana karakterlerimiz 15 yıl evvel tanışmış, arkadaş olmuş, aşık olmuş, birbirlerinin en yakın dostu olmuş ve dünyanın en saçma ayrılıklarından birini yaşamıştır. Ve aradan geçen 15 yılın sonunda ikinci bir şans elde ederler, falan filan. Üzgünüm ama aşırı klişeydi, zerre duygu hissetmedim ve yaşadıklarını düşündüğümde kimse aşkın varlığından dem vurmamalı gibi geliyor.

    Bakın, adam yurt dışına gidiyor. O ara yaptıkları bir konuşma var, gülsem mi ağla- kahkaha atsam mı bilemedim. (Anladınız inceyi, devam.) Diyor ki kadın, sana gitme deseydim ne yapardın? Adam da gitmezdim ama senden nefret ederdim diyor. Ay paşam, teşekkürler. Egonu da al git, der sanıyoruz kızımız ama peki beyim, diyerek ağlamayı yeğliyor.

    Neyse atarlı ergenimiz gidiyor, zorlu hayat şartları ve teknolojinin henüz ucuzlamadığı bir dönemde olduğumuz için kızla iletişim kuramıyor falan filan. Kız da ona ulaşamayınca hayatına devam ediyor ve böylece yıllar geçiyor, bıdı bıdı bıdı. Hepsini geçtim. Aşırı klişe "gizli sır"rı da evlenip boşanmaları da birbirlerini hiç unutamayıp ama ne hikmetse hiç merak etmeyip aramayıp sormamaları da. Tek bir şey yetti bana bu kitap için.

    Oğlumuz, heh hatırladım Mattihas Bey, yıllar önceki gidişinde sürekli annesini aramakta ama kızımızı aramamaktadır. Çocuğun dâhi annesi ve ondan geri kalmayan yavuklusu arasında şu ilginç konuşma geçer:

    -Matt'den haber aldınız mı?
    +Tabii, beni her hafta arıyor.
    -Aaa öyle mi? Beni aramasını söyler misiniz?
    +Tabii arım, balım, peteğim.

    Bakın, ilk olarak ey üstün zekalı kadın, neden sormazsın: Nasıl arıyor sizi? Acaba neden beni aramıyor? Hani Matt sana daha önce demişti ya konuşmanın her dakikası 75 dolara mal oluyor!

    Ya da iyi niyet timsali, çiftimizin şakşakçısı annecik, sen oğluna sorsana neden sevgilini aramıyorsun çocuğum? Hani onun için dağları delerdin Ferhat misal?

    Ve bu yetiyor mu yazara? Yetmiyor tabii ki.

    15 yıl sonra oğlumuz şöyle diyor: Seni aramamış değilim, arayamadım çünkü annemi karşı ödemeli arıyordum.

    Vay canına. Bu alkışlanmaz mı arkadaşlar? Annen aracılığıyla bunu iletmek aklına gelmez, çünkü hayatının aşkını niye düşünesin ki? Ya da onun seni düşüneceği, merak edeceği, özleyeceği gibi banal ve insani şeyleri aklına getiresin?
    Ahmak herif.

    Neyse. Tüm bunların ardından gelen ağır ve bariz dramlar var. Saklanan çok mühim sırrımızla ilgili. (Ühü, ühü. Mendiller hazır mı?)

    Aradan 15 yıl geçmiş, hayatınız berbat durumda, kadına ulaşmaya bir kez bile uğraşmamışsın ve evlenip yoluna devam etmişsin; ama sırlar açığa çıkınca ortalığı ayağa kaldırıp ağzına geleni söyleyebilirsin çünkü sen artık daha olgun, daha aşık ve pişman bir adamsın. Kadın da hepsini sineye çeker çünkü şey aşık olmak bu, öyle değil mi? Bir tokat atarsa diğer yanağını çevirip o yanağı yıkamazsın falan.

    Şunu fark ettim ki yorum yaparken kitaptan nefret etmeye başladım. Nerden elime geçtin be kâbus?

    Ayrıca redaksiyon korkunçtu. Ciddi anlamda insanın beynini allak bullak eden cümleler vardı içinde. Hep dedim, anlayan beri gelsin ama gelen giden olmadı. (Birkaç örnek isterseniz buyurun: "Nutella mı a la Grace? (Sayfa 287) / "Senin fotoğrafını ilk tanıştığımız gün çektiğim yerden düğmeyi alırken çekmiştim." (Sayfayı bilmiyorum ama cidden var bu cümle.) / "...onunla aynı yerde daha fazla çalışmama, tamam mı?"

    Tavsiye etmiyor, etmiyor ve etmiyorum. Sevgiler, saygılar.
  • 368 syf.
    ·10/10
    Ahh Matt ve Grace üniversitede başlayan bir aşk ve gerçekten sonsuza kadar sürecek gibi...Kitap ıçeriği hakkında detaya girmek ipucu vermekten öte olur . Büyük pişmanlıklar, yarim kalmış çok şey. Aşk istiyorsanız mutlaka kitabı okuyunnn. Son 200 sayfayı gözyaşları ile okudum o kadar etkileyiciydi. Keyifli okumalar dilerim.
  • 368 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Başlarken hafif, vıcık vıcık bir aşk hikayesi ve vasat bir kitap okuyacağımı sanmıştım. Nasıl da yanılmışım! Hepimizin hayatında bir şeylerin mükemmel ilerlerken nasıl olup da işlerin sarpa sardığını anlamadığımız zamanlar olur. Bu kitap onlarla ilgili. Kaçırılan fırsatlarla, düzeltmeye geç kalınmış yanlışlarla, gidenlerle, bekleyenlerle, gittiğini sananlarla ilgili. En yakınımızdaki insanların nasıl yılan olabildiğiyle ilgili. Yanlış anlaşılmalarla, entrikalarla bir insanın hayatından on beş yılın nasıl çalınabildiğiyle ilgili.

    Kitap, Matt ve Grace'in üniversite yurdunda tanışmalarını ve bir şekilde ayrı düşmelerini anlatıyor. Matt'in eski aşkını 15 yıl sonra metro istasyonunda görmesinden sonra 15 yıl geriye gidiyor ve o yıl neler olduğunu öğreniyoruz. Bazı bölümler Matt'in, bazı bölümler de Grace'in ağzından anlatılıyordu ve bölüm isimleri de çok güzeldi. Matt'i çok sevmiştim. Ta ki kitabın ortalarını geçinceye kadar. Oralarda Matt'e aşırı kozdım. Kitaba bir puan vermeye karar vermiştim ki biraz daha ilerde her şeyin açığa çıkmasıyla şok oldum. Hele bir sayfa vardı ki orada artık duygularım taştı. En sevdiğim karakter Ash'ti. Bu kitapta kendimden öyle çok şey buldum ki şaşırıp kaldım. O kadar hayattan ve o kadar gerçekti.

    Kitap bir gecede okunacak kadar akıcı. Birkaç saatte bitiyor. Yazıları nispeten büyük ve dili aşırı akıcı. Kapağını da sevdim. Sizin de geçmişte çalınan yıllarınız olduysa bu kitabı okuyun. Kendinizden çok şey bulacaksınız.