-Ben en son ilkokulda resim yaptım . Hiç yeteneğim yoktu , bulutları mavi yapardım mesela , sen düşün .
-İyiymiş ... Eğer beyaz yapsaydın sıradan olurdun . Ama değilsin ve bu seni eşsiz yapıyor .

Mustipusti, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okumayı düşünüyor

Ben düşünmüyor, düşlüyorum; esinli biri değilim, sayıklıyorum. Resim yapabilirim, ama hiç resim yapmadım; müzik besteleyebilirim, ama tek bir şey bestelemedim.

Pessoa Pessoa'yı Anlatıyor, Fernando Pessoa (Sayfa 26 - Kırmızı Kedi Yayınevi)Pessoa Pessoa'yı Anlatıyor, Fernando Pessoa (Sayfa 26 - Kırmızı Kedi Yayınevi)
Güler K., bir alıntı ekledi.
2 saat önce

Güzelliği ölmeyen her şeyi kıskanıyorum. Senin çizdiğin portremi kıskanıyorum. Benim yitirdiğim şeyi o neden saklasın ki! Geçen her dakika benden bir şey eksiltirken ona bir şeyler ekliyor. Ah, öbür türlü olabilseydi! Değişen şu resim olsaydı da ben olduğum gibi kalabilseydim!

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 36)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 36)
Sezen B., bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

Tarihsel resim ile yontuda büyüleyici olma çıplak gövdelere dayanır. Bunların duruşu, yarı çıplak oluşları, genelde ele alınışları bakanın tutkularını uyandırmak için hesaplanmıştır. Bu yüzden de saf estetik seyre dalış bir anda askıya alınmış, sanatın amacının kuyusu kazılmıştır.Eskiler, insan gövdelerinin olanca güzelliği, bütünüyle çıplak olmasıyla bu yanlışlığa hemen hemen hiçbir zaman düşmediler. Çünkü sanatçının kendisi onları saf, nesnel bir ruhla yarattı, onları ideal güzellikle doldurdu. Sanatçı öznel değildi, aşağı istekleri yoktu. Öyleyse sanatta büyüleyicilikten uzak durulmalı.
Büyüleme ya da heyecanlandırmanın olumsuz bir türü de vardır. Bu tür, az önce ele aldığımız olumlu biçimden daha fazla kınanabilir. Bu, iğrenç ya da mide bulandırıcıdır. Bu tür, bakanın isteğini uyandırır; doğruyu söylemek gerekirse, bunu büyüleyici olanın yaptığı gibi yapar, böylece de saf estetik seyri yıkar. İstemeyi coşturan şiddetli bir iğrenme, tiksintidir.

İsteme ve Tasarım Olarak Dünya, Arthur Schopenhauer (Sayfa 154 - Biblos)İsteme ve Tasarım Olarak Dünya, Arthur Schopenhauer (Sayfa 154 - Biblos)
sonradan_okur, Cehennem'i inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · 7 günde · 9/10 puan

Dan Brown'un tüm eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de geniş mekan betimlemesi yapması çoğu zaman beni kitaptan uzaklaştırıp kendimi günlük işlerimi düşünürken bulmama neden oldu.Yazarın sembollerle dolu maceralarına o kadar alışmışım ki bu eserindeki resim ve şiir üzerine yaşanan olay çözümlemesi üzerine istediğimi bulamamışım gibi hissettim.

Loana, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sevdiğin, istediğin bir hayatı bırakıp, neden kendini tehlikelerle dolu bir serüvenin içine atarsın? İnsan kendine bunu niye yapar?

Gençlikten, tecrübesizlikten, kendimizi tanımadığımızdan. Peki, yaşlanınca tanır mıyız kendimizi? Ne istediğimizi bilir miyiz artık? Zihnimiz bu muammayı çözebilir mi? İnsan kendini, kendine izah edebilir mi?

Evet, belki… Belki ama sadece bir anlığına, belki bir süreliğine, ardından yeni bir olayın sarsıntısıyla ruhsal düzenimiz altüst olur, resim tümüyle değişir ve biz kim olduğumuzu unuturuz yine.

Elveda Güzel Vatanım, Ahmet Ümit (Sayfa 242 - Everest Yayınları - 6. Basım)Elveda Güzel Vatanım, Ahmet Ümit (Sayfa 242 - Everest Yayınları - 6. Basım)
Pelin levent, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

çiçekçi kadın
Georgia O’Keeffe resim yaparak neredeyse bir asır yaşadı ve resim yaparak öldü.
Tabloları yalnızlığın çölünde bir bahçe yarattı.
Georgia’nın çiçekleri, klitorisler, vulvalar, vajinalar, göğüs uçları, göbek delikleri kadın doğmuş olmanın sevinciyle kutlanan bir şükran ayininin kutsal kadehleriydiler.

Ve Günler Yürümeye Başladı, Eduardo GaleanoVe Günler Yürümeye Başladı, Eduardo Galeano
Tuğba, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bugün bunu anlıyorum tabii; ah, sen öğrettin bana bunu anlamayı. Bir erkek için, bir kızın, bir kadının yüzünün çok değişken bir şey olduğunu, o yüzün genellikle sadece bir ayna, bazen bir tutkunun, bazen çocuksuluğun, bazen bir yorgunluk halinin aynası olduğunu ve aynadaki bir portre gibi çabuk değiştiğini; aynadaki yüzün sahibinin yaşı, gölge ve ışıkla karıştığı ve resim, yeni giysiler tarafından birdenbire değişik bir şekilde çerçevelendiği için, bir erkeğin bir kadının yüzünü kolayca hatırlayamayabildiğini...

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 31)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 31)

Bu sabah,
deli bir kalabalıkta
üç-beş resim çekildim.
Sırf beni yalnız sanmasınlar,
yalnızlığıma dokunmasınlar istedim.

- A. Levent IŞIK -