"Raşit bir zamanlar hoş bir çocuktu. Sekiz yıl önce evlendikleri sırada gelen düğün armağanlarına getirenlerin adını takmıştı. Epeyce armağan vardı ama kala kala Fatma abla kalmıştı şimdi."
"İki...
Hayatımı gözden geçirdim desem şimdi, inandırıcı olmaz. Hayatında hiçbir şeyi önemsemeyi becerememiş bir adam ola- rak gözlerim aynadaki aksimde, yüzümde su. Durgundu su, akıyordu su. Bazı kelimeleri cümle içinde kullanmak güzeldir, güzeli kullanmak güzeldir, suyu kullanmak güzeldir. Suyu cümle içinde kullandıkça kirlenir su, cümle temizlenir ama su kirlenir. Bu hep böyle olur. Suyun mu kabahatidir, cümlenin mi kabahatidir?"
Hoşnut görünüyordun. Soğuktan burnunun ucu kızarmış, nemlenmişti. O halinle de şirindin, cana yakındın. Bir şeyler söylerdin. Yalan-yanlış, cıvıl cıvıl konuşurdun ve ben cebimde para kalmadığını, yaklaşan yıl sonu sınavlarımı, yattığım odada tahta kutularının kış uykusundan uyanmaya başladıklarını unuturdum.