İlk ve ortaokul yıllarım aklıma geldi de… Bize zorla İstiklal Marşı, Gençliğe Hitabe, oyuncu yıl marşı falan ezberletirlerdi. İzmirli bir hoca vardı, çok milliyetçi, gözünü kırpmadan ezberletirdi. Ama eminim, kendi çocukları ya da çoğu Türk, bunları ezbere bilmezdi. Hatta Türk milliyetçisi diye gezinen bazı ırkçılar, bu marşları, hitabeleri çoğu zaman okumayı bile hatırlamaz.
Biz Kürt çocukları içinse bu bir tür dayatma, bir asimilasyon oyunuydu. Bizi kendi kültürümüzden, kendi kimliğimizden uzaklaştırıp, bir kinle büyütülmüş neslin parçası yapmaya çalıştılar. Bunun yanında okullarda gizli müfredat da işliyordu; ders kitapları, uygulamalar, ödevler… Hepsi birer görünmez ip gibi bizi tek tip milliyetçi bireylere dönüştürmeyi amaçlıyordu. Hâlâ aynı şey oluyor; okullarda Kürt çocuklarına “tek doğru milliyetçilik” dayatılıyor, ama bunu yapanların kendileri çoğu şeyi bilmiyor, sadece bir ideolojiye sarılmışlar.
Ama biz biliyoruz; ezbere öğretilen marşların, sloganların gerçek anlamı, insanın ruhunu değil, köklerini kısıtlamak. Ve işte biz, hâlâ o köklerimizi arıyoruz, hâlâ kim olduğumuzu hatırlıyoruz. Dayatmaya devam etsinler, biz hâlâ özgürlükle nefes alıyoruz ve hepte alacağız☀️