Emine

Emine
Ben daha çok gençmişim, çok fazla roman ve şiir okumuşum. Romanlar genç kızları çok kötü etkiliyormuş. Kitaplar ahlaka zararlıymış, kendisi hiçbir kitaba katlanamazmış...
Hiç konuşmadan uzun süre oturdular; kız ümitsizce düşünüyor, adamsa yok olmuş aşkına kafa yoruyordu. Onu gerçekten sevmediğini şimdi anlamıştı. Sevdiği şey Ruth değil, idealize ettiği, kendi kafasında yarattığı uhrevi bir şeydi; kendi aşk şiirlerindeki ışık saçan ruhtu. Hakiki Ruth’u, sınıfının tüm o kusur ve zaaflarını taşıyan, o sınıfın psikolojisinin umutsuz sınırlarıyla kısıtlanmış burjuva Ruth’u hiç sevmemişti.
“Şimdi de aşkımıza yeniden başlayalım diyorsun. Evlenmemizi istiyorsun. Beni istiyorsun. Ama bak... kitaplarım ilgi görmeseydi de ben şu anda neysem aynen oydum. Ama sen burada olmayacaktın. Neden o anasını sattığımın kitapları ve...” “Küfretme,” diye sözünü kesti Ruth. Bu azar Martin’i irkiltti. Sonra da kulak tırmalayıcı bir kahkaha patlattı. “İşte bu,” dedi, “bu kadar önemli bir anda, hayatının mutluluğu tehlikede görünürken, sen yine aynı şekilde hayattan korkuyorsun; hayattan ve tam yerinde edilmiş bir laftan.”
Tespit.
Kızlar, ait oldukları sınıfta iyiliğin en üst ölçüsü neyse o kadar iyiydiler; azıcık ücretler karşılığında deli gibi çalışırken daha kolay yolu seçip kendini satanları hor görür, bu varoluş çölünde asabi bir arzuyla bir gıdım mutluluğa ulaşmak için bitmek bilmez çalışmanın getireceği çirkinlikle daha iyi para kazanmak ama daha beter bir sefaletin cehennemine daha kısa yoldan gitmek arasındaki kumardan ibaret olan geleceklerine doğru yürürlerdi.
“Aynasıza bak, sarhoş sandı beni iyi mi?” Kendi kendine gülümsedi ve derin düşüncelere daldı. “Gerçi öyleydim,” dedi ve peşinden ekledi: “Bir kadının yüzüne bakıp sarhoş olacağımı hiç sanmazdım.”
bu adam ayni ben
Martin’in aklından geçen ilk düşünce, “İyi ama günlerim işle, akşamlarım okulla geçerse ben seni nasıl görürüm,” oldu, ama bunun yerine şöyle dedi: “Akşam okuluna gitmek bana çocukça geliyor. Ama yine de ücretini ödeyebilseydim giderdim. Ödeyebileceğimi sanmıyorum. Onların bana öğreteceğinden daha kısa zamanda kendim öğrenirim...”