Rıhlem

Tağutlar, görünüşte İslam tabelasını yükselten fakat aslında İslam'ı yanlış uygulayan ve saptıran cemaatlerin kurulmasını kolaylaştırmakta ve desteklemektedir. Her grup İslam'ın bir bölümünü ele almış, sadece o alanda hassasiyet göstermekte ve geri kalanda pasif davranmaktadır. Kimisi İslam'ın zikir bölümünü, kimisi İslam'ın ibadet bölümünü, kimisi İslam'ın sertlik veya yumuşaklık bölümünü bayraklaştırmaktadır. İslam bütün yaşanmayıp parçalara bölündüğü için insanlar; parçalanmış, fırkalaşmış dine karşı mesafeli, temkinli ve şüpheli hareket etmektedir. Önemli olan nokta ise dini istismar eden bu gruplara devletin müdahale etmemesi ve bu gruplara yolunu kolaylaştırmasıdır. Tağutların buradaki hedefleri ise insanların Allah'a ve İslam'a olan güven ve ümitlerini kırmaktır. İçinde yaşadığımız şu dönemde bu konuda Müslimlerin üzerine çok ağır işler düşmektedir. Nerede olursa olsun Müslimler; İslam'ı ve Rabbini yaşantısıyla güzel temsil etmelidirler. Topluma en ince hassasiyetle hem tevhidi hem sünneti hem de ahlakı, yani İslam'ı bir bütün olarak göstermelidirler. O kadar ki insanlar gördükleri zaman, "İşte bu insanlar Kur'an'ın, siyerin günümüze yansımasıdır." desinler. Ancak İslam'a olan mesafeler ve ümitsizlikler o zaman ortadan kalkacaktır inşallah.
Sayfa 37
Alıntı
Reklam
"Ben inanç ve ahlak yönünden bu müşriklerden, toplumdan berî olduğumu söylüyorum. Peki, bu toplumda yaşamaktan ötürü duyduğum bir rahatsızlık var mı? Dinimi çok daha rahat yaşayabileceğim ama dünyevi olarak daha çok sıkıntı göreceğim bir toprak parçası bulursam, hicreti gönül rahatlığı ile gerçekleştirebilecek miyim?"
Sayfa 33
Alıntı
Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) kibri, "Hakka karşı büyüklenme ve insanları küçük görmek" diye nitelemiştir. İki parçada özetlemiş; anam babam ona feda olsun...
Sayfa 29
Alıntı
Seleften biri şöyle demiştir: "Tartışmadan daha fazla dini gideren, saygıyı azaltan, lezzeti kaybeden ve kalbi boş yere meşgul eden bir şey görmedim."
Sayfa 26
Alıntı
"Tarih boyunca en azgın zalimler dahi Allah'ın yaratıcı olduğunu kabul etmişlerdir. Fakat bunun yanında kendi hevalarını dikte etmişlerdir. Vahiy nuruna, parıltılarına tahammül edememişlerdir. Kendi kanunlarının, ortaya koydukları yaşam biçimlerinin geçerli olmasını murad etmişlerdir. Dünyada refahı, düzeni ve adaleti sağlayacak olanın kendi modern (!) kanunları olduğunu ileri sürmüşlerdir. Fakat gelin görün ki; elifi görseler mertek zannedecek bu zavallıların koyduğu kanunların sağlamasını, dünyanın ahvaline doğru bakan her birey anlayabilir."
Sayfa 29
Alıntı
Reklam