Her sınavda ve her yolculukta aslında en çok kendine yaklaşı- yorsun. Karşılaşmalar, kaderin mürekkebine dönüşüyor. Bu yüz- den her karşılaşma aslında bir sınavın hikâyesini örmek için ilmek ilmek çoğalıyor. Olmadık yerlerde, en olmadık zamanlarda biri- leri geliyor hayatına, birileri gidiyor hayatından. "Bütün bunla- rın anlamı ne?" diye düşünürken, kendini kusursuz bir öykünün içinde buluveriyorsun. Bir de bakıyorsun ki kendi öykünün içinde yolcu olmuşsun. Gittiğin her yer sana çıkıyor, sevdiğin herkes senden bir parça... Yani başkalarında bile aslında kendinden bir parçaya çekiliyorsun.
Sayfa 11 - DESTEK YAYINLARI·Kitabı okuyor
Alıntı
Burjuvazi, köylünün, yaşama gücüne sahip gerçek bir "mülk sahibi" olduğunu kanıtlamak ve onun sermayenin tıpkı ücretli işçi kadar ezilen bir kölesi olup yalnızca işçiden daha çok ve daha kar­ maşık zincirlerle bağlanmış olduğunu inkar etmek istiyor. Bu tartış­ malı sorunu bir sonuca bağlayacak, ciddi ve güvenilir bilgiler arana­ cak olursa, küçük ve büyük üretimdeki yaşam ve çalışma koşulları hakkında sistematik ve nesnel verilere ulaşmayı amaçlamak gerekir. Bu türden veriler arasında -ve de özellikle önemli olan-çocuk emeğinin kullanılma oranları bulunur. Çocuk emeğinin sömürüsü ne kadar yoğunsa, çalışanların durumu kuşkusuz o kadar kötü ve hayatı da o kadar zordur. Avusturya ve Alman tarımsal nüfus sayımında, çocuk ve gençle­ rin sayısı, tarımda çalışan kişilerin toplam sayısı içinde belirtiliyor.
Sayfa 50 - Evrensel Basım Yayın 2017
Eleştiri Kuram Felsefe Düşünce
Kafandaki "ama"ları bir kenara bırak ve bugüne kadar kendini hırpaladığın zamanların, kendine kızdığın zamanla-rın acısını çıkarırcasına kendini sev.
Sayfa 37
Alıntı
Namazsız gömülen de, kendim de sonsuza kadar aynı İzin, aynı Sır'rın ardında sürüklenecektik. Bu sürükleniş, dur durak bilmeyecekti. Bildiğim tek şey hayret, sırra duyulan hayretti, hayret de sonsuza kadar bitmeyecekti...
"Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükler; fakat bu ih-tiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde et-mek gibi maddi emellerin tatminiyle ilgili değil. Ben bu ihtirasla-rın gerçekleşmesinin vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle yapılmış bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek bü-yük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza etmekten geri kalmayacağım."
Sayfa 13·Kitabı okudu
"Ama eviniz bir kadının çekip gittiği bir eve benzemiyor," dedim. Eşyada mukavemet var. Bir kadının gittiği, evden belli olur. Kadın giderken düzeni götürür bir kere. Yaşayan ev sarsılır. Ev dediğiniz şey küçük büyük elementlerden oluşur. Kadın olan evde, erkeğin anlayamayacağı bir denge vardır elementler arasında. Erkek her birine vakıf olduğunu düşünse bile, onların nasıl bir uyumla işlediğini bilemez. Kadın gidince evin dokusu bozulur, susuz kalmış çiçeğe benzer, solar. Küçük şeyle-rin izi silinir. Eşyanın dili tutulur, ev sağırlaşır.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Alıntı