• tezatlıklar

    Her gün dilencilerin, kedi ve köpeklerin sığınağı olan,
    lağım fareleri ve karafatma kaynayan Arcos da Lapa’dan geçiyordu.
    Bu sefil manzara uzaktan bakıldığında bir suluboya tablo için iyi bir
    malzeme olabilirdi. Ama Cândido ne resimle ilgili biriydi ne de yakınına
    yaklaşıldığında genzi yakan iğrenç kokulara, üzerinde karasinekler
    uçuşan açık yaralara, ağzından salyası akan sarhoşlara ve çöplerle
    oynayan pisboğaz çocuklarını paylayan gebe annelere
    bakarak oyalanmaya niyetliydi.

    Aklına eski sevgilisi geldi. Kızıl saçlarının kalabalığın ortasında bile
    ışıltıyla parlayışı; serçe parmağının kenarını kemirme şekli;
    sesinin ahengi... Ne erkeklerin arzulu bakışlarını üzerine çekiyordu
    ne de diğer kadınları içten içe imrendirecek bir görünüşü vardı
    ama sıra dışı bir güzelliğin neredeyse tüm niteliklerine sahipti.
    Karşısındakini sessizce ama dikkatle dinlerdi, gülüşü içten ve neşeliydi
    ve en küçük şeylerden derin anlamlar çıkaracak zekâ ve yeteneğe sahipti.

    Ne yazık ki Cândido madalyonun diğer yüzünü de görmüştü
    ve bu onu kadınlara karşı güvensiz hale getirmişti.
    Cândido’ya göre kadınlar görünüşte hassas, cazibeli ve karşı
    konulmaz olabilir ama özel hayatlarında, yatak çarşaflarının ve
    çamaşırların arasından huysuz bir cin çıkar, cazibeleri sevimsiz
    kaprisleriyle birlikte uçar giderdi. Sonra güzellik bir külfet haline gelir,
    yatağın üzerine yığılmış bir et ve kemik çuvalına dönüşürdü.

    Aklı anıların girdabında kayboldu.
    Gördüğü şey yetilerini kullanma gücünü yitirmesine sebep oldu.
    Korkudan felce uğradı, ölünün tiksindirici kokusuyla ruhu parçalandı,
    içinde uyanan sezgiler onu ağırlaştırdı. Tüyleri diken diken oldu,
    şakaklarından terler aktı. Sanki gizli bir kalabalık tarafından
    kuşatılmışmışçasına bulunduğu yere çakılıp kalmıştı.
    Eğer kıpırdayacak gücü kendinde bulabilseydi odasına geri döner
    ya da sokağa fırlardı ama bir şey onu engellemişti.
    Bunaltıcı sıcaktan boğulmasına rağmen korkudan buz kesiyordu.
    Frei Betto
    Sayfa 13 - Ayrıntı Yayınları