O yanıp kül olan binaya, duvarlardaki süslemelere, isle kaplanan heykellere, tuzla buz olmuş vitraylara üzülüyordu. Ben ise çoktan gerilerde kalmış geçmişime ağlıyordum.
Eski sevgililerin, pişmanlıklar, özensizlikler, ihmalkarlıklar içinde yandığı o devasa ateşi söndürmeye dünyanın bütün suları yetmezdi. Eski bir aşkın alevi, sıradan bir itfaiye hortumuyla kolay kolay sönmezdi.