“2011’e geldiğimizde hâlen bir avuç kadar kadın vardı. Ailelerin, kızlarının katılmalarına izin vermeleri için daha fazla güvene ihtiyacı vardı. Bazen kızlarının belli bir kadın komutanın yanında olmasını istiyorlardı. Bu çok uzun zaman alan bir tartışmaydı. Ama bu durum sonunda bir toplum özgürleşmesinin ancak kadınların özgürleşmesiyle kazanabileceğinin anlaşılmasına kadar sürdü.”
Hakların hayat bulması sadece yasalar, hukuksal yapılar ve güvenlik güçleri ile sınırlı değil aynı zamanda toplum eğitilmesi ve demokratik örgütlenmesi ile cinsiyet özgürlükçü, komünal ve ekolojik yaklaşımın gelişmesini de kapsıyor.
Temsili siyasal sistemler, gençliği yönetilmesi gereken kesim olarak görür. Oysa Demokratik
Özerklik’te gençlik, öz örgütlenmede merkezi bir rol oynuyor ve toplumun dönüşümünde kilit bir öneme sahiptir.
“Sanatı basit bir propaganda aracı görmek çok yanlış ve ileride yabancılaşma yaratır. Ancak sanat toplumun çelişkilerini ve hissiyatlarını ifade etmeli."