Ağustos’tu,
takvimden çok içime düşen bir sıcaklıkla sevdim seni.
Mevsimler kapıda bekledi sonra,
hiçbiri içeri girmedi.
Kuşlar vardı, evet,
ama cıvıltıları senin adını söylemeye çalışan
utangaç bir dildi sadece.
Çocuklar güldü sokaklarda,
ben o gülüşlerin içinden seni seçtim,
her şey biraz sen oldu o günden sonra.
Ve garip olan şu ki sevgili,
hüzün uğramadı değil…
kapıyı çaldı birkaç kez,
ama ben açmadım