"Feminist özgürleşmeye dair tek gerçek umut, sınıf elitizmini karşısına alan bir toplumsal değişim vizyonundadır. Batılı kadınların sınıfsal güç kazanmasının ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin büyümesinin arkasındaki neden, küresel beyaz üstünlükçü ataerkinin üçüncü dünya ülkelerinden kadın kitlelerini köleleştirmesi ve/veya kendisine tabi kılmasıdır."
"İmtiyazlı kadınlar kendi sınıflarına mensup erkeklerle eşitlik istediler. Kendi sınıfları içindeki mevcut cinsiyetçiliğe rağmen, işçi sınıfı erkeklerinin yazgısına sahip olmayı istemezlerdi. Kadınların kendi sınıflarından erkeklerle toplumsal eşitlik kazanmasına dönük feminist çabalar, beyaz üstünlükçü, kapitalist, ataerkil korkularla, yani beyaz olmayanların ekonomik güce ve ayrıcalığa eşit erişiminin egemen olanların iktidarlarını azaltacağı korkusuyla birleşti. Sonuçta, beyaz iktidar taraftarı reformist feminizme dönüşen şeyi desteklemek, bir yandan yerleşik beyaz üstünlükçü ataerkinin gücünü artırırken bir yandan da radikal feminist politikayı zayıflattı."
“Ben feminist düşünceye ataerkil aile yaşamım esnasında erkek tahakkümüyle mücadele ederek yakınlaşmıştım. Fakat sadece sömüren ve ezen bir sistemin mağduru olmak ve hatta ona direnmek bile bu sistemin neden var olduğunu ve onu nasıl değiştirebileceğimizi anladığımız anlamına gelmez.”
“Eğer feminizm cinsiyetçi baskıyı sona erdirmeyi amaçlayan bir hareket ise ve kadını üremeye ilişkin karar haklarından mahrum bırakmak da cinsiyetçi baskı biçimlerinden biriyse demek ki kişi hem kürtaj tercihine karşı hem de feminist olamaz. Bir kadın asla kürtaj yaptırmayı tercih etmeyeceği hususunda ısrar etmekle beraber kadınların kürtajı tercih etme hakkını savunabilir ve hâlâ feminist politikanın savunucusudur.”