“Süphan ve Kemalettin’le mahalleden çocukluk arkadaşıyız. İlkokul, orta ve liseyi aynı sınıfta okuduk. Okuduk dediğim lafın gelişi tabii. İşin doğrusu hiçbirimiz ne okuduk ne yazdık. Aklımız yetmediğinden değil, “dilimiz” yetmediğinden. Küçükken de Kürttük biz, hatta daha Kürttük.”
“Ama zaman daha geçmeden, henüz geçerken, onun geçişini âdeta gözle görür gibi şuurlu ve uyanık bir şekilde hissedebildiğimiz gün, öyle geliyor ki bana, bizden habersiz geçmiş zamanın bizde yaratabileceği bütün acı sürprizleri ortadan kaldırmış olacağız.” (On İkiye Bir Var, Haldun Taner)
"Savaşın en yoğun günlerini yaşıyoruz, sonunun gelmeyeceğini sandığımız günlerini. İnsanlar düşmanlara karşı korumuyorlar artık kendilerini. Bir alışkanlığa dönmüş savaş."