• 112 syf.
    ·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Türk öykücülüğünün peşindeki okumalarıma devam ediyorum. Faruk Duman adını sıkça duyduğum ve okumayı düşündüğüm bir yazardı. Günümüz öyküsü arayışında mutlaka tanışacaktık. Murat Sezgin ‘in etkinliğini görünce (#54836513) daha fazla bekletmek istemedim.

    İlk okumaya başladığımda çarpıcı tespitleri, kısa ve derin cümlelerini görünce iyi bir yazara rastladığımı ve daha sık okumam gerektiğini düşündüm. Öykülerinde sıkça rastladığımız çocukluk anıları, doğa vurgusu ile birinci anlatıcının tercih edilmiş olması dikkatimi çekti. Durum ağırlıklı öykülerinde kullanmış olduğu söz ve susmak vurgularını ayrıca beğendim. Ve bu kısımları daha dikkatle okudum. Ne var ki, daha sonra biçem arayışı ön plana çıkmaya başladı. Di’li geçmiş zaman kullanımı arttıkça, Örneğin;
    - ormandı sözgelimi,
    - gece vaktiydi,
    - anamdı anlatmıştı,
    - ansızın kestiği idi sık sık,
    - onları gördüğümdü,
    - tatlı bir uyuşuklukla geçirdiğimdi…

    Bu anlatım tarzında ısrar edildikçe rahatsız olmaya başladım. Alışmak çok kolay değil, riskli de zaten. Öykü olsun, roman olsun farklı biçem arayışlarına girmek, anlaşılmamayı göze almak demek. Özgün olmak, yeni bir anlatım tekniğini okuyucuya benimsetmek, göz aşinalığı sağlamak ve böylece kendi okurunu geliştirmek demektir. Bu alışma süresine ise bazen ömür bile yetmeyebilir. Bugün çok beğenerek okuduğumuz birçok yazar anlaşılamadı. Kitapları bile basılmadı sağlıklarında. Yazarımız bunları biliyor olmalı. Ama biçem arayışında devam ediyor ısrarla.

    TDK “Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği veya bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi, biçem, tarz, stil,” olarak açıklamış üslubu. Belki buna cesareti de ekleseymiş, daha iyi olurmuş. Anlaşılmamayı göze almayı, yeni bir tarz geliştireceğim diye silinip gitme ihtimalini de anmalıydı belki de.

    Yazar sadece zaman kavramıyla yetinmiyor oysa. Tam di’li geçmiş zamana alışacaksınız bu sefer sıfatlarla, zamirlerle oynuyor, yerli yersiz, üstüne üstüne gidiyor. Örnek vermem gerekirse;
    - eski o evin içinde,
    - uzamış o gölgesini,
    - ağır o halısını
    - kışlık o atletin de,
    - esmer o çizgilerini,
    - esmer bu yüzle,

    Eğer okur olarak, yazar kadar sabrınız ve cesaretiniz var ve hala okumayı bırakmadıysanız yazarın stiline alışmaya başladınız demektir. Sıfat ve zamirlerin değişik şekillerde kullanılma denemesine alıştıktan sonra ise sevimli gelmeye başladı hatta. Alıştıkça her defasında gülümsetti. Ve severek okumaya devam ettim. Ağrı Dağı Efsanesi ‘ndeki Yaşar Kemal anlatımını hatırlattı bana. Abidin Dino resimleriyle beslenmiş o şiirsel anlatıma benzettim.

    Bunun dışında söz ve susmak vurgularını çok beğendiğimi söylemiştim. En beğendiğim kısmı buraya not düşeyim: “Yine de, hayat nedir ki başka. Sözlerin sarf edilmesinden, durup dururken. Sonra bu sözlerin anlamlandırılmaya çalışılmasından.” (s.29)

    Yazarımıza kısaca dönecek olursak, neden ısrarla devam ettiğimi ve bırakmadığımı anlatmak isterim. Faruk Duman, 2000 Sait Faik Hikaye Armağanı, 2004 Haldun Taner Öykü Ödülü, 20011 Deneme Ödülü ve yine 2011 Yunus Nadi Roman Ödülü almış bir yazar. Yani edebiyatın değişik alanlarında yetkinliğini ispat etmiş bir yazar var karşımızda. Biçem üzerinde değişik denemeler yapabilecek kadar da özgüven sahibi. Daha önce söylemiş olduğumuz gibi alışılmışın dışına çıkmak sizi öncü yapabileceği gibi edebiyatın dışına da atabilir. Benim de en çok dikkatimi çeken özelliği, bu konudaki cesareti oldu.

    Burada alıntı ve incelemelerimi takip eden arkadaşlarım Necip Tosun ‘ u yakından takip ettiğimi ve sık sık paylaşımlar yaptığımı bilirler. Necip Tosun’un Edebiyat Atlası eserinde dilin farklı kullanımı ile ilgili şu ifadelerini paylaşmak isterim.

    “Dil herkese sadece kendi olanaklarını sunar. Yazar bunu hem gerçek anlamıyla, temsil gücüyle kullanmak hem de ondan yeni bir güzellik, biçim yaratmak durumundadır. Yazar, dili o haliyle alır, farklı bir yapı inşa eder. Artık gündelik konuşmadaki anlamından bir başka şeye dönüşmüş, bir bildirim aracı olmaktan çıkmış, yazının diline çevrilmiştir.”

    Faruk Duman’la ilk tanışmış olduğum Günümüz Öyküsü eserinde ise yazarımız hakkında şu ifadeleri kullanır:
    “Dilsel arayışları, çok anlamlı okumaya yatkın anlatımı ve içe işleyen psikolojik derinlikli yaklaşımlarıyla Faruk Duman’ın sağlam bir öykü evreni oluşturduğuna kuşku yok. Ne var ki tematik anlamda bir tekrar sorunu yaşayabilir,”

    Bundan sonraki yazı serüveninde ne tür denemeler yapacağını ve tekrar sorunu yaşayıp yaşamayacağını bilmiyoruz. Ama ben Faruk Duman’ı daha yakından izlemeye devam edeceğim.

    Keyifli okumalar dilerim)
  • Jean Paul Sartre, Edebiyat Nedir?, Payel Yay., William L. Randall, Bizi Biz Yapan Hikâyeler, Ayrıntı Yay., H. E. Bates, Kısa Öykü: Yazınsal Bir Tür Olarak, Bilge Kültür Sanat Yay., E. M. Forster, Roman Sanatı, Adam Yay., A. Robbe-Grillet, Yeni Roman, Yazko Yay., R.Wellek-A.Warren, Yazın Kuramı, Altın Yay., René Girard, Romantik Yalan ve Romansal Hakikat, Metis Yay., Georg Lukacs, Roman Kuramı, Metis Yay., Vladimir Nabokov, Edebiyat Dersleri, Ada Yay., Umberto Eco, Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Can Yay., Umberto Eco, Açık Yapıt, Can Yayınları, Italo Calvino, Amerika Dersleri, Can Yay., Walter J. Ong, Sözlü ve Yazılı Kültür, Metis Yay., Alberto Manguel, Kelimeler Şehri, YKY., Donald Kuspit, Sanatın Sonu, Metis Yay., Mihail Bahtin, Sanat ve Sorumluluk, Ayrıntı Yay., Mihail Bahtin, Karnavaldan Romana, Ayrıntı Yay., Tzvetan Todorov, Yazın Kuramı, YKY, Dorrit Cohn, Şeffaf Zihinler, Metis Yay., Franco Moretti, Modern Epik, Agora Kitaplığı, Fredric Jameson, Dil Hapishanesi, YKY., Tzvetan Todorov, Poetikaya Giriş, Metis Yay., Roland Barthes, Yazının Sıfır Derecesi, Metis Yay., Rollo May, Yaratma Cesareti, Metis Yay., Walter Benjamin, Son Bakışta Aşk, Metis Yay., Gennadiy N. Pospelov, Edebiyat Bilimi, Evrensel Kültür., Susan Sontag, Sanatçı: Örnek Bir Çilekeş, Metis Yay., Paul de Man, Okuma Alegorileri, Paradigma Yay., Peter Bürger, Avangard Kuramı, İletişim Yay., Virginia Woolf, Bir Yazarın Güncesi, Oğlak Yay., (Günce) Katherine Mansfield, Bir Hüzün Güncesi, Can Yay., (Günce) Cesare Pavese, Yaşama Uğraşı, Can Yay., (Günce) Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı, Can Yay., (Günce) Laurence Sterne, Tristram Shandy, YKY, (Roman) John Fowles, Fransız Teğmenin Kadını, Ayrıntı Yay., (Roman) Julian Barnes, Flaubert’in Papağanı, Ayrıntı Yay., (Roman) Italio Calvino, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, YKY, (Roman) Fredric Jameson, Dil Hapishanesi, YKY., Philip Gourevitch, Yazarın Odası, Timaş Yay., Tzvetan Todorov, Fantastik, Metis Yay., David Lodge, Kurgu Sanatı, Hece Yayınları Michel Butor, Roman Üstüne Denemeler, Düzlem Yay., Milen Kundera, Roman Sanatı, Afa Yay. Ian Watt, Romanın Yükselişi, Metis Umberto Eco, Genç Bir Romancının İtirafları, Kırmızı Kedi Yay., Northrop Frye, Eleştirinin Anatomisi, Ayrıntı Yay., Seymour Chatman, Öykü ve Söylem, De ki Basım Yay., Wayne C. Booth, Kurmacanın Retoriği, Metis Yay., Boris Suçkov, Gerçekliğin Tarihi, Adam Yay., George Steiner, Tolstoy mu Dostoyevski mi, Türkiye İş Bankası Yay., Harold Bloom, Batı Kanonu, İthaki Yay., Emile Benveniste, Genel Dilbilim Sorunları, YKY., George Bataille, İç Deney, YKY., Paul de Man, Körlük ve İçgörü, Metis Yay.

    Not: Bu liste, araştırmacı-yazar, Necip Tosun’un öykü ve roman (yabancı kaynak) kuramına ilişkin yaptığı başucu okuma listesidir...
  • "Roman gerçeğin bize nasıl göründüğünü ya da nasıl görünebileceğini inceleyebileceğimiz en yetkin yerdir. İşte bu nedenle de roman anlatının laboratuvarıdır.

    Michel Butor
    Roman üstüne denemeler





    Kurgunun gerçeklik değerine ilişkin bir iâde-i itibar olarak üstkurmaca
    M. Kevser Baş
  • 160 syf.
    ·3 günde·1/10
    Keşke ben bu kitabın kapağını bile açmasaydım diyorum şu anda. Bugün başladım bugün bitti. Her kitabın ayrı bir tadı vardır bence. Bu kitap çirkin pişirilmiş bir aşureden beter. Amaç neydi roman mı? Aşk üstüne denemeler yazmak mı? Dil akıcı değil basit. Genel kültürümüze en ufak katkısının bulunmadığı gibi kağıt ve zaman israfı olduğunun düşünüyorum. Depresyondaki bir ergenin günlük karalamaları tadında bir kitaptı. Keşke hiç elime bile almasaydım. Vasat ötesi. Popüler kültürden neden uzak durduğumun ispatıdır kendisi ayrıca. Yazardan özür diliyorum ama daha çok fırın ekmek yemen, daha çok yol katetmen gerekiyor gerçek bir yazar olmak için. Kitabı severek okuyanlara da en azından klasikleri okumalarını sonra kitabı tekrar ele almalarını öneriyorum. :/
  • Kimi hayvanların kıskançlıkları var, kimilerinin sivri gagası, kimilerinin boynuzları. İnsan da kendi yarattığı nesnelerden vazgeçemez. Yoksa yitip gider.
    Michel Butor
    Sayfa 82 - Düzlem Yayınları
  • Demek ki nesneler, insan gerçeğinin fosilleridir.
    Michel Butor
    Sayfa 86 - Düzlem Yayınları
  • Soylular buyurur, ama bunun nedeni bilinmez. Soyluluk hiçbir nitelik içermediğinden, kendisinin bir “nitelik” olması gerekir. Soyluluk tümüyle kendi üstüne kapanmaktadır.
    Michel Butor
    Sayfa 114 - Düzlem Yayınları