Yeryüzünde Allah'a ve ahiret gününe inanmanın sonuçlarını görmemiz, gözetlememiz açıklık bakımından ses ve renklerin hakikatinden daha az değildir. Bu üslübu Kur'an Allah'a ve ahiret gününe inanmanın önünde konuşan bir kişisye inanmak gibi olduğunu misalle anlatır. Birinin hakikati diğerininki gibidir.
"Yer ve göğün Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi gerçektir."(Zariyat,23)
Tabii varlığın tezahürlerinde sebepleri görmek, Kur'an'daki sıraya göre toplumun tezahürlerinde görmekten daha kolaydır. Kur'an'daki sıra şöyledir: "İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz ki, onun Kur'an'ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun." Sebepleri ufuklarda görmek, nefislerde görmekten daha kolaydır.
Fikri ürünlerimize ve öncelikle aramızda dolaşan sermayemize bakan kimse, ikiyüz seneden beri bir tek adım atmadığımızı görecektir. Ve yine hedef ve gayelerin tekrar edildiğini, geri kalmışlık ve dağınıklık direklerinin iyice yerleştiğini görmesi de mümkündür.