“Kimi vakitler, ruhumda hissettiklerim dünayaya çıkacak bir kelime bulamaz. Böyle zamanlarda hayat, dört bir tarafıma asılmış donuk bir resim gibi durur. Kalkıp insanların içine karışmak istemem, elimi raftaki bir kitaba atmak istemem, sevdiğim insanları aramak istemem; bitkinlikle kendimi kendi içime uzatırım.
Hangi şarkı niçin söylenmiştir hatırlamam bile; hatırlamam kim, niçin geri çevirmiştir o çiçekleri; o cümleler neden karşılıksız kalmıştır.”
“Bende kaybettiklerini yine bende bulacaklarını sanıyorlar; ne yanılgı! Hâlâ anlamadılar mı? Benim ayaklarım, insanın en zayıf dört toprağına kurulu: Arzu, merak, kıskançlık ve kaçmak…”
“Kendime beyhude bir şekilde acaba bir hafta boyunca taşa çivi çakma görevini mi aldım diye soruyorum. Geceleri dinlenme hakkım yok ve hem çekiçle vuran kişi hem de aynı anda çivi olmak zorundayım. Milena!”