Kitaba ilk başladığımda karakterleri tanımakta biraz zorlandım açıkçası . Kitabın yarısına kadar da olayları anlamadan sadece okudum.
Ancak o okuma çizgisini aştıktan sonra kitap su gibi akıp gidiyor. C’ye kızıyorsunuz, acıyorsunuz belki de çoğu zaman onun gibi hissettiğinizi ,
onun gibi hayatınızı anlamlı kılacak bir şeylere tutunma çabanız olduğunu görüyorsunuz.
İki kitabı bitirdiğimde içimde hem boşluk hem huzur duygusu oluşmuştu. Bu duyguyu üçüncü olarak bu kitapta hissettim. İlk 5 kitabım arasına girmiş oldu bile.
Kitapların içeriğinden bahsetmeyi çok sevmiyorum. Okuyacak kişilerin hevesini kaçırır düşüncesinden dolayı.(Sanırım okullarda hep özet okutmalarından kaynaklanan bir düşünme ..) Bu kitapta okuduğunuz şey C’nin bir yandan geçmişinden kaçarken bir yandan da geçmişine sığınması ve hep O’nu arayarak günlerini geçirmesi.
Bakalım sizin de okurken kulaklarınız kaşınacak mı ??
“İnsanlar haksızken daha çok bağırırlar..”
Az önce otobüs yolculuğunda bitirdim Demir Ökçe’yi . Kendini sosyalist olarak adlandıran biriydim ancak geçmişte bu sosyalizm uğruna ne çekildiğini kendi ülkem dışında bilmiyordum maalesef..
Babamın yıllar yıllar önce bu kitabı okuyup etkilenmesinden dolayı alıp eklemiştim kitaplığıma . O kadar haklı bir etkilenme ki ..
Kapitalist sistemin kurucusu olarak bilinen Amerika’da sosyalizm ile kapitalizmin/oligarşinin savaşını anlatıyor . Anlatıcımız da kapitalist olarak adlandırılacak biri en başında . Hayatına giren Ernest ile tanışıyor sosyalizmle/devrimle . Kapitalizmin nasıl ortaya çıktığını, Amerika’nın diğer ülkeleri bu çarka katmak için neler yaptığı anlatılıyor .
Beni bu kitapta etkileyen en önemli şey karakterlerin davaya inanışı oldu. Öyle bir inanış var ki devrime ete kemiğe bürünmüş şekilde . Davaları yara alsa da inatla ayağa kalkıp onu savunacak, direnecek bir inanç. Davayı besleyen de bu zannımca .
Hiçbir incelemem de kitabın içeriğinden bahsetmiyorum, okuyan kişiyi etkilememek için. Belki bir gün bende burada yazan bazı kişiler gibi mükemmel incelemeler yazabilirim :)
Keyifli okumalar !
Yüzyılımızın devletleri uzaktan kumandalı bombalarıyla sivillere kıyadursun, ortaçağda tepeden tırnağa zırhına bürünen şövalye, aynı zırhı onu korumak için atına da geçiriyordu.