Nobel ödülü alan ilk Amerikalı kadın yazar Pearl S. Buck’ın kaleminden çıkmış Geleneksel Çin toplumunda kadının yerini küçük köyde yaşayan Çinli bir ana üzerinden görebileceğiniz 1944’te yayınlanmış bir eser.
Öncelikle dönemin ataerkil toplum yapısı romana tüm açıklığıyla yansıtıldığından bu konuda hassas olanlar için tetikleyici olabileceğini belirtmem gerek. Öyle ki kocası, kocakarı(kocasının annesi) ve çocuklarının yükünü sırtlanmış anadolu kadınını anımsatan ananın ismi bile anılmıyor kitap boyunca, sadece “ana” olarak görebiliyoruz bu Çinli kadını.
Kitabın kırsaldaki yaşamın; ana, ailesi ve köylüleri üzerinden anlatıldığı ilk kısımlarda adeta Dianne Dengel’ın Mutluluğun Resmi adlı tablosunu okuyormuş gibi hissettim fakat ilerledikçe aslında halinden memnun görünen bu insanların toplum normları ve maddi yetersizliğin yarattığı mutsuzluğu kendilerini avutarak örtbas etmeye çalıştıklarını anladım.
Ana’nın erkeği ve çocukları için çırpınışı.. Erkeğin hayatını sorguladıkça mutsuzluğunu keşfetmesi... Çocukların arada kalmışlığı.. Nesiller boyunca tarla ve ev arasında geçen hayatlar..
Çin Komünist devrimi öncesi kırsaldaki hayata ve uzak doğu kültürüne bir bakış atmak isterseniz okuyabileceğiniz akıcı bir eser. Ben severek okudum. İyi okumalar.