"İyi ya, mademki hepimiz günün birinde çekip
gideceğiz, o halde bunca matem, bunca kahır niçin?
Sizinkisi matem değil zaten, korku, korku!
Hayat demek, ölümü beklemek demektir.
Az çok hepimiz denizi, yldızları, ağaçları,
işte falanları filanları göreceğiz, birçok şeyin tadına bakacağız, sonra da ister istemez 'Gidiyorum Elveda' şarkısını söyleyeceğiz.
Öyleyse, gidenin de kalanın da
gönlü hoş olsun."
İsteyen istediğine müsait oluyor. İsteyen istediği ile saatlerce oturup konuşabiliyor. İsteyen istediğinin işini bir çırpıda halledebiliyor. Velhasıl kelam bu örnekler böyle uzayıp gider. Her șeyin bir tercih meselesi olduğunu fark edince üzerine çokça düşünmenin anlamsız olduğunu anlıyorsun.
Ödül alanlara saygı duyulacak, ödül almayanlardan saygı duyulmayacak. İşte ben bu düzene karşıyım. Bir insan emek vererek ortaya bir ürün çıkarmışsa o insan ödül alsın ya da almasın ona saygı duyulmalı.