Her gün görmeye, konuşmaya, yürümeye alıştığınız insanların bir anda hayatınızdan çıkması sizin yazın o kavurucu sıcagında yalnız başınıza saatlerce hareketsiz kalmanıza sebep olur. İnsanı böyle derinden üzen şeyin o ağacın kesilmiş olması ya da o insanın sizi bırakmış olması değildir. İnsanı derinden yaralayan şey o ağacın hiç kesilmeyeceğine, o kişinin asla bırakmayacağına olan inancıdır. Bizi yaralayan șeyler onlara yükledigimiz anlamların boşa çıkmasıdır. Hepimiz de biliyoruz ki her an herkes bizi yarı yolda bırakabilir. Ama iște bazı insanların bizi bırakabilecegine, inanmak istemeyiz. Bunu yedirmeyiz kendimize. Bu inanmışlığın verdiği hayal kırıklığı insanda uzun süre kapanmayacak yaralar açar. Bu hayal kırıklığı altında ezilen insan tüm bu olanlara anlam veremez ilk başta. Zaman her şeyin ilacı deniyor ya. Evet gerçekten de zaman birçok yaranın iyileşmesi için Hızır gibi imdadımıza yetişir. Bu demek değildir ki yaralarımız sonsuza dek hiç açılmadan kapalı kalacak. Hayır yaralarımız hiçbir zaman tam anlamıyla kapanmayacak. En ufak tetiklemede tekrardan kapanmasını istediğimiz yaralar ilk günkü kadar acı vermese de acıyacak.