• (Sallallahü aleyhi ve sellem)

    Cenâb-ı Hak, Resûlünü gönderdi
    Kur’ân-ı kerimi Ona indirdi.

    İki cihanın da serveridir O,
    Cenneti a’lânın rehberidir O.

    Odur kâinatın kâmil insanı
    Odur Hakkın bize yüce ihsânı.

    Nûru ile aydınlandı kâinat
    Görüldü sayısız pek çok mucizât.

    Harikalar verdi ona Yaradan
    Temiz sular aktı parmaklarından.

    Bir gece Kudüs’e vardı Mekke’den
    Bir ânda gökleri Odur seyreden.

    Onu tasdik eden yüce Kur’ândır
    Peygamberliğine kâfi burhândır.

    O teşrif edince değişti insan
    Ona imân etti putlara tapan.

    Kusursuz olarak yaratıldı O,
    Hep güzelliklerle donatıldı O.

    Sâdık idi, Ondan herkes emindi
    Bütün ataları birer mümindi.

    Peygamber bilene edildi ihsân
    Köle iken oldu ebedi sultân.

    Her derde devâdır, her rûha şifâ
    Gözlere sürmedir, kalblere cilâ.

    Seyyid-ül-beşerdir, başlara tâçtır
    Bütün insan ve cin Ona muhtâçtır.

    Bütün dertlilerin dermânıdır O,
    Aşkla yanan gönlün fermanıdır O.

    Dünyada ne kadar deniz var ise
    Mevlâ hepsini de mürekkep etse,

    Melek, ins ve cinne, verse kalemi
    Kâğıt yapsa on sekiz bin âlemi,

    Yıllarca yazsalar, Onun medhini
    Yine yapamazlar binde birini.

    Vasfına olamaz kimse tercüman
    O olmasa idi, olmazdı cihân.

    Yâ Rabbi Habibinin hürmetine
    Kavuştur bizleri şefâatine.


    Efendimiz doğduğu gün

    Putlar devrildi yüz üstü
    Efendimiz doğduğu gün
    Yıkıldı tağutun büstü
    Efendimiz doğduğu gün

    Hemen secdeye eğildi
    Ben Peygamberim dedi
    Sünnet edilmiş görüldü
    Efendimiz doğduğu gün

    Kâinat nur ile doldu
    Şeytanlar sararıp soldu
    Çok garip olaylar oldu
    Efendimiz doğduğu gün

    Kurumuştu Save gölü
    Bin yıl yanan ateş söndü
    Kâfirler şaşkına döndü
    Efendimiz doğduğu gün

    Büyücüler âciz kaldı,
    Sihrini yapamaz oldu,
    Kisra’nın köşkü yıkıldı
    Efendimiz doğduğu gün


    Ya Resulallah

    Kimsenin gücü yetmez, Rabbin seni övüyor
    Sana habibim diyor, herkesten çok seviyor
    Melekler, hem de kendi sana salât okuyor
    Seni bizzat övüyor, Kur'an ya Resulallah

    Nisan yağmuru oldun, rahmet saçtın âleme
    Sabrı cemil gösterdin, her ezaya, eleme
    Güzel ahlakın gelmez, yazı ile kaleme
    Vasfını kim anlatır aman ya Resulallah

    Yetim gözüyle baktı, nasipsiz kimse sana
    Ebu Cehil bu yüzden, kavuşmadı imana
    Resulullah bilenler, kondu büyük ihsana
    Bedevi köle oldu sultan ya Resulallah

    Seni seven köleler, birer sultan oluyor
    Gönlü huzur buluyor, sıkıntısı gidiyor
    Feyizlerle doluyor, nurlu ışık saçıyor
    Göremez bunu bâtıl olan ya Resulallah

    Her derde deva sensin, her ruha şifa sensin
    Göze sürme, başa taç, kalblere cila sensin
    Seyyid-ül beşer sensin, her şeyden a’lâ sensin
    Kurtulmuştur aşkınla yanan ya Resulallah

    Enbiyanın serveri, ulemanın rehberi
    Evliyanın mürşidi, Hakkın son peygamberi
    Teşrifin sevindirdi, yedi kat gökle yeri
    Bulunmaz senin gibi canan ya Resulallah

    Seni seven müminin, kalbinde imanı sen
    Hüznü sen, elemi sen, âhı sen, figanı sen
    Derdinin dermanı sen, gönlünün fermanı sen
    Kavuşur senden medet uman ya Resulallah

    Yâri sen, nigârı sen, arzusu, emeli sen
    Gözü sen, kulağı sen, ayağı sen, eli sen
    Her şeyi sana muhtaç, ruhunun temeli sen
    Senin için halk oldu cihan ya Resulallah


    Olur mu?

    Cismimi bölseler bu yolda bine
    Sana şükrederim binlerce yine
    Varsın aşkın ile kül olsun sine
    Çileler gülmeme engel olur mu?

    Zaman bir değirmen bense danesi
    Değirmen çarkında devir dönesi
    Aciz mahlukatın kibri enesi
    Hiç seni bilmeme engel olur mu?

    İman ümitlerin en büyük bahtı
    Sana tutulanlar neyler ki tahtı
    Hasretlik bağrımı kavurup yaktı
    Sarp dağlar gelmeme engel olur mu?

    Yolun gayet yüce, öyle güzel ki
    Aşkın gönlümde öyle bir sel ki
    Bilmeyen cahiller hayal der belki
    İnsanlar sevmeme engel olur mu?

    Ağlamak gerekir durup gülmeden
    Yaşamak mümkün mü seni bilmeden
    Kavuşulmaz sana elbet ölmeden
    Tabipler ölmeme engel olur mu?


    Cevher pula satılmaz

    Kardeşim bu gururun, daha nice sürecek
    Bu bitmeyen gafletin nereye dek gidecek?

    Ömür geçti bir anı, satın almak istesek
    Alamayız elbette tonlarca altın versek.

    Ömür sermayesini çöplüğe atıyoruz
    En kıymetli cevheri, bir pula satıyoruz.

    Nasıl hoş karşılanır, bu kadar gaflete dalmak
    Ahmaklık olur baki ile fâniyi almak.

    Kendimize niye düşmanlık ediyoruz
    Hak yolu bırakıp, bâtıla gidiyoruz?

    Bu ettiklerimizi, bize yapsa bir düşman
    Merhamete gelirdi, olurdu elbet pişman.

    Dünyaya sarılarak, ömrü hiçe satarız
    Onu dertlere sokup, felakete atarız.

    Kul hakkını yüklenir, haram lokmalar yeriz
    Nasihat edene de, sen kendine bak deriz.

    Böyle bin yıl yaşasak, değişen bir şey olmaz
    Kabı ters çevirirsek içine hiç su dolmaz.

    Kalb huzuru olmadan kıldığımız her namaz
    Sevap ummak bir yana, cezadan da korumaz.

    Hem iyyâkena'büdü deriz, gayra döneriz
    Bir zaruret yok iken, ne bahane ederiz.

    Bizden bir şey isteyen, dönse başka bir yöne
    Bildirmesek de ona, nasıl kızarız yine.

    Gönlümüz başka yerde, böyle kılarız namaz
    Acep sanıyor muyuz bunu kimse kınamaz?

    Huzurdayken nasıl da düşüyoruz gaflete
    Seyirci kalmamalı yapılan cinayete.

    İbadetteki günah elbette gayet çoktur
    Öteki günahları saymaya gerek yoktur.

    Rahat günah işleriz, Allah affeder deriz
    Tevbe etmeden nasıl affı ümit ederiz.

    Allah rızk verendir, günahı da affeden
    Öyleyse ikisini bir tutmuyoruz neden.

    Bir gün rızk bekledik mi hiç çalışmadan
    Kaç günümüz geçti günaha bulaşmadan.

    Yüce Rabbimiz rızkı garanti etti bize
    Demedi oturun, Cenneti verdim size.

    Garanti edilenin ardından gidiyoruz
    Garanti olmayanı, hep ihmal ediyoruz.

    İsteme zararını, düşün artık yararını
    Bir gün öleceksin, çabuk ver kararını.

    Neleri yapacaksan söylüyorum özetle
    Haramlardan sakınıp, Hak emrini gözetle.


    Üstadımız

    Hak ile bâtılı öğretti bize
    Hain nefsimizi getirdi dize

    Onu tanımakla şereflendik biz
    Kitap girdi, huzur gördü evimiz

    Ömrünü vermişti bu kitaplara
    Onu görmek için kitapta ara

    Göremediysen de nurlu yüzünü
    Kitapları anlatır dinin özünü

    Sayesinde imanımız düzeldi
    İçimiz hep doğrularla bezendi

    Bidat yolda sapıtmaktan kurtulduk
    Cennete götüren tek yolu bulduk

    Mahrum etmez bizi şefaatinden
    Dünyada da feyiz ve himmetinden

    Ahirette elimizden tutar o
    Cennetlikler arasına katar o.


    Gir ağla, çık ağla

    Üzengisiz yürüyen at
    Çağırmadan kalkan avrat
    Buyurmadan tutan evlat
    Ne devlet ne devlet

    Gerek yok düğüne
    Gir oyna, çık oyna

    Sahibini teperse at
    Anlamazsa sözden evlat
    Bir de kötü ise avrat
    Zehir olur artık hayat

    Yas tut, kara bağla
    Gir ağla, çık ağla


    Nefsim

    Bir an gelir dost iken, yedi kat bir el olur,
    Bendini yıkıp geçen kükremiş bir sel olur.

    Bir an gelir, durulur, tatlı bir pınar olur,
    Herkese gölge veren büyük bir çınar olur.

    Bir an gelir para der, haram helâl ayırmaz,
    Bütün dünya verilse, aç gözünü doyurmaz.

    Bir an gelir inanır, hak ehlinin sözüne,
    Vurur iki dizine, yaşlar dolar gözüne.

    Bir an gelir sert bakar gözünde şimşek çakar,
    Yılların kazancını, tutar bir anda yakar.

    Bir an gelir, iyidir, kötüye düşman olur,
    Bütün yaptıklarına, utanır, pişman olur.

    Bir an gelir, saçmalar, ayarsız densiz olur,
    İman İslâm tanımaz kıpkızıl dinsiz olur.

    Bir an gelir uysaldır, her şeyi kabul eder,
    Bâtılları bırakır, hakkın yolunda gider.

    Bir an gelir tanımaz, herkese ağyâr olur,
    Mazlum canlara kıyar, azgın canavar olur.

    Bir an gelir harama kapatır gözlerini,
    Hatırından çıkarmaz Resûlün sözlerini.

    Bir an gelir zulmeder, ruhumuzu inletir,
    Ne naneler yedirir, ne mavallar dinletir.

    Aman ha aman, nefse uyanın hâli yaman,
    Onun hilesi çoktur, tükenmez hiçbir zaman.


    Manzum Ata Sözleri

    Ata sözü dinle, kalbi selim ol
    Bil ki, kalbden kalbe yol var demişler
    Öfkelenme hemen, biraz salim ol
    Sert sirke küpüne zarar demişler.

    Her yere uzanmaz el ve etekler
    Hep boşuna gider bütün emekler
    Göllerde dolaşan şaşkın ördekler
    Baştan değil, tersten dalar demişler.

    Aldanma dünyanın sakın vârına
    Düşmeye gör onun ahu zârına
    Bugünkü işini koyma yârına
    Gün doğmadan neler doğar demişler.

    Ne yazık geride kaldı bilenler
    Rağbet gördü günahına gülenler
    Eskiden beridir; dağdan gelenler
    Bağda olanları kovar demişler.

    Dedesi demiş ki, benim dedeme,
    Tuz ekmek bilmeze derdini deme
    Ot topla ye, namert ekmeği yeme
    Gün olur başına kakar demişler.

    Salih insanların yapış izine
    Dost addetme her güleni yüzüne
    İncinme dostunun doğru sözüne
    Doğru söz insana batar demişler.

    Kendine bir rehber bulmayan için,
    Onun öğüdünü almayan için
    Pişmeden ham kalıp olmayan için
    O, dipsiz kile boş ambar demişler.

    Dost ile ettiğin sözde kıl karar
    Kâr etmezsen bari eyleme zarar
    Aza kanaat et olma tamahkâr
    Ucuz satan tezce satar demişler.

    Elimde olmalı diyorsan dümen
    Kanaat ipini bırakma elden
    Eşek, geyik gibi boynuz isterken
    İki kulaktan da olur demişler.

    Vakit girmeyince namaz kılınmaz
    İman gibi büyük nimet bulunmaz
    Güneş balçık ile elbet sıvanmaz
    Kötülük her zaman sırıtır demişler.

    Okuyup ilimle olmalı âmil
    Hiç konuşmasa da bilinir kâmil
    Kendinden gayriyi beğenmez câhil
    Kendi çalar kendi oynar demişler.

    Kötülüklerden kaç, verme hiç değer
    Desinler sana bir er oğlu er
    Elin kapısını çalarsan eğer
    El de senin kapın çalar demişler.

    Sözünü uzatan, sürçer, gaf eder,
    Kıymetli vaktini hep israf eder
    Hem de çok yanılır, çok günah işler,
    Fazla söz yalansız olmaz demişler.
  • KİTAP TAVSİYEM
    Bu dünyayı değiştirecek,zalimin düzenini yıkacak,adaleti tesis edecek,insanlığa anlam katacak olanlar :
    Yazarlar,ressamlar,şairler kısaca; fikir sanatkarlarıdır...
    Okuyan ve farkında olan insanlar her dönemde başkaldıran,çarklara çomak sokan,yanlışları söylemek cesaretini gösteren insanlar olarak sevilmedi,sevilmiyor ve muhtemelen de sevilmeyecek...
    Tatlı dillerin ardında ne küfürlerin saklandığını,ne hesapların yapıldığını kimse bilmez;çünkü bu dil maskesidir...
    Kaldır perdeni,çıkar maskeni,bak aynaya,söyle kimsin sen insan?
    Çocukları aç unutan,içinde bölünüp dışında birleşen,barıştan ayrılıp kavgayla bütünleşen,koyu karanlıkta ışıktan noksan,söyle kimsin sen insan?Cesaret maskesiyle korkarak yaşayan,sorsan her şeyi kendince açıklayan dön bak aynaya,yalan gerçeğe,gerçek yalana dönüşmüş ,ruhundan şeytana bir parça düşmüş...
    Başını nereye çevirsen masumiyet maskesi altından çıkan bir canavar.Kimi kürsüde,kimi sokakta,kimi o yüksek m akamında ,kimi adalet dağıtıldığı söylenen yerlerde kimi en yakınımızda...
    Maskeler engellenemez,maskeler ancak yok edilebilir.Maskeleri yok etmenin yöntemi ise,maske kullanmayı gerektirmeyecek bir ahlâk düzeyine ve yaşam düzlemine ulaşmaktır...
    Duyduğunu susmak,ömrünü özürlü yaşamaktır...
    Gerçekler,düş ve hayalden daha güçlüdür...
    Bir çakı alıp,tüm çınarlara isminin baş harfini kazımak geçer içimden,yanına kendi baş harfimi eklemek için.Baş harflerimizi yüzyıllara kazıyasım var.Ve çocuk ruhumu sana armağan edesim...
    Biz mi yaşama heyecanını kaybettik,yoksa heyecan mı bizi terk etti?Veya şimdi insanlar sahip olduklarını kaybetme kaygısını taşıyarak o heyecanı mı unuttular?Oysa biz eskiden,nasıl da heyecanlıydık...
    Kadına şiddeti kınayan bir iki yüzlünün;kızına,karısına ve yakınındaki kadınlara baskı ve şiddet kullanlmaktan çekinmediğine şahit oldukça,midem gerçek anlamda bulanıyor...
    Kadın dişi olarak değil de kişi olarak görülmediği sürece insanoğlu kemale eremeyecektir...
    Mutluluğa giden yol,dengeleri sağlamak ve
    Yetinmeyi bilmekten geçer...
    Bugün insan,ihtiyaçlar ve imkânlar arasında bir yerde sıkışmıştır...
    Düşlerdir aslında insanı var eden saklı gerçeklik.Olmak istediğimiz,yaşamak istediğimiz ama yaşayamadığımız, o kördüğüm duygular...
    İnsan düşünceden ibarettir aslında.Seni var eden de yok eden de mutlu kılan da mutsuz kılan da neticede düşüncelerindir...
    Sorunsuz insan ya ölmüştür ya da ölü bir ruha dönüşmüştür...
    Bu gezegen,açık deliler hapishanesinden başka bir şey değil...
    Sevgisiz insandan,en başta sevgi olmak üzere,hiçbir şey beklenmez...
    Duyguları konuşarak ve yazarak ifade etmek,bizi sağlıklı ve başarılı bir birey olmaya aday yapar...
    Kazanarak yeniden alabileceğimiz şeyler için ağlamamalıyız...
    İnsan zekâsı insanın bir şansı mıydı yoksa şanssızlığı mı?
    Herşeyin temelinde sen varsın.Sen varsan dünya var,sen yoksan dünya da yok...
    Çok az sayıda insan her şeye rağmen kendi olabiliyor...
    Çocukluk,dünyanın sihirli bir masal olduğunu düşündüğümüz büyülü bir çağdır...
    İnsan kendi maskesine önce kendi inanır...
    Hayat biter,öğrenme bitmez...
    Bu hayat yalnızların hayatı değildir.Bu hayat sevdiği ve sevdikleriyle yaşayanların hayatıdır...
    Pişmanlıklardan uzaklaşmak için,acelesi olan bir hamal gibi,kaybedişlerimi sırtlanmış bilinmez bir geleceğe hızla koşuyorum...
    Korku karanlıktır cesaret aydınlık...
    Sevmekten korkuyoruz çünkü işin temelinde kaybetmek korkusu var...
    Kısadır hayat,sayılıdır nefes.Kargaşaya ,kaosa,mecburiyetlere,mahkumiyetlere verilmeyecek,kimseye teslim edilmeyecek kadar onurludur,değerlidir...
    KİTAP HAKKINDA
    Kitap muhteşem bir insan analiz kitabı.Yaşadığı insanları en ince ayrıntısına kadar gözlemleyip "insan zarrafı" oldum diyebilecek kapasiteye sahip olan yazarımız, 70 ayrı başlık altında insan'ı konu almış.
    Masumiyet maskesi
    Dil maskesi
    Giz maskesi diye insanların taktıkları maskeler ile, aslında sadece kendilerini kandırdığını ve bu maskelerin diğer insanlar tarafından mutlaka fark edildiğini vurgulayarak karşılıyor bizi.Zaten yazım dili o kadar sade ve samimi ki,bir dost ile sohbet eder gibi hissediyor,verilen örneklere kendinizden de ekliyorsunuz.
    Kitap okumayı çok seven ve kitapların toplanıp yakıldığı dönemlere de tanıklık edip,ayrıldığı kitaplarının yasını hala tutan yazarımız,
    "_başka insanların beyninin içini ,bize anlatan yazarlar sayesinde öğrendim " cümlesiyle kitaplara olan sevdasını da vurgulamış oluyor.O kadar çok altı çizili sözcük var ki kitabımda,ancak yukarıda okuduklarınızı yazabildim.Fazlasını yazıp kitaba olan merakınızı yok etmek istemedim.
    Tek Kullanımlık
    Biri
    Seni kitaplara yazdım
    Bilmeden bilenler
    Demlenmek
    Biz,Cesaret,Emek
    Hayat yolcusu
    Başlıkları altında yazılanlar,en beğendiklerim ve hayranlıkla birkaç kez okuduklarım...
    Siz hiçbir mutluluğun elinizden kayıp gittiğine şahit olup da,çaresizce seyretmek ne demek bilir misiniz?
    Ya çaresizlik nedir,bilir misiniz?
    Peki siz çaresizliğin nasıl bir yalnızlık çeşidi olduğunu bilir misiniz?
    Peki ya siz anlatmak istediğinizi dahi anlatma fırsatı verilmeden terk edildiniz mi?Ve böyle terk edilmenin bin ölümden daha zor olduğunu bilir misiniz?Gidip bir boşluğa haykırarak söylemek istedikletinizi bağırdınız mı?
    Eğer öyleyse aşk nedir,nereden bileceksiniz.Yalnızlık nedir nereden bileceksiniz.Acı nedir,acı olgunluğu nedir nereden bileceksiniz.Ve eğer öyleyse ilişkinin,aşkın ve insanın kıymetini nereden bileceksiniz.Ancak bildiğinizi sanırsınız.Demlenmek için sanmak değil,hissederek yaşamak gerekir....
    İşte size kitaptan bir can alıcı alıntı daha...
    Elinize altı çizilecek kıymetli cümleler için bir kalem alarak geç kalmadan mutlaka kitabı okuyun derim.
    Kesinlikle pişman olmayacaksınız


    Tavsiye ederim

    Sevgiler
    ZeHra Gaylan
  • İki dünya bana sığar ama ben bu dünyaya sığmam
    Mekansız olan Allah'ın kaynağı benken, elbette varlığa ve mekana sığmam

    Varlık ve mekan benim belirtilerimdir; başlangıcım Allah'tır
    Sen bu izi takip ettiğinde anlayacaksın ki, ben hiçbir ize sığmam

    Tereddütle, şüpheyle Hakk'ı bilebilen olmadı
    Hakk'ı gerçekten bilenler bilir ki, ben tereddütle şüpheye sığmam

    Şekle bak ve manayı şeklin içinde tanı
    İçine sığmadığım ruh da benim, beden de benim

    Hem istiridye kabuğuyum, hem de incisi; mahşer ve sırat fedaisiyim
    Doğal olarak, bunca değerli kumaşla ben bu dükkana sığmam

    Gözlerden saklı hazine de, görünenin ta kendisi de benim
    En değerli kaynak olarak, ne denize ne de maden ocaklarına sığmam

    Yer, gök ve oluş (kaf-nun) hep bende bulunduğundan
    Kes sözünü uzatma çünkü ben izahlara sığmam

    Engin bir okyanus olsam da insanım
    "Ol" emri de benim, emrin sonucu da benim; dolayısıyla, ben bu mekana sığmam

    Canla aynı dünyayı, dünya ile aynı zamanı paylaşan benim
    Şu latifeye bak ki, ben ne dünyaya ne de zamana sığmam

    Gökyüzü, yıldızlar ve vahiy bilen melek benim
    Bana dil uzatma çünkü ben hiçbir dile sığmam

    Zerre benim, güneş benim; dört unsur, beş duyu ve altı yön de benim
    Böylece ortaya çıkan şekli gör; zira ben aslında hiçbir ada sığmam

    Hakk (öz) ileyim, sıfatlayım; kadir ve berat'layım
    Bitkilerin içine gizlenmiş gül şekerim; kapalı ağızlara sığmam

    Güneş benim, ay benim; hem bal, hem de şeker benim
    Tüm canlılara ruh bağışlarım; kendim ruha sığmam

    Ok benim, yay benim; genç de benim yaşlı da
    Ölümsüzlüğüm; hiçbir işaretle tarif edilemem

    Yeri göğü düzenleyen, geri dönüp bozan benim
    Tüm yazılar benken, tabi ki ben bu divana sığmam

    Ateşte yanan ağaç benim, gökyüzüne çıkan taş benim
    Gör bu ateşin alevini, ben bu aleve sığmam

    Gerçi bugün nesimi'yim, haşimi'yim, kureyşi'yim
    Bunlardan uludur benim ayetim , ayete ve şana sığmam

    Seyyid Nesimi
  • Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
    Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam

    1. (İki cihan (dünya ve ahiret) benim içime sığar, ancak ben bu dünyaya
    sığmam. Mekansızlık cevheri bende, ben bu aleme sığmam.)



    2. Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim
    Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam

    2. (Bütün varlıklar ve mekan benim delilimdir. Başlangıcım varlık sahibi
    olan Zat'la başlar. Sen beni bu işaretle tanı, ama bil ki ben bu
    işarete de sığmam.)



    3. Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş
    Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam

    3. (Hiç kimse zanla, kuşkuyla Hakk'ı bilenlerden olmadı.
    Hakk'ı bilen bilir ki, ben zanna ve kuşkuya da sığmam.)



    4. Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim
    Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam

    4. (Dış görünüşe bakıp bu dış görünüş içinde gerçek manayı, iç görünüşü tanı.
    Çünkü beden de, ruh da benim. Ancak ben ruha da, bedene de sığmam.)



    5. Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât
    Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam

    5. (Hem inci kabuğu, hem de inciyim, yani hem dış hem iç. Mahşer meydanı
    ve Sırat. Bunca kumaş ve binek takımıyla ben bu dükkâna sığmam.)



    6. Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş
    Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam

    6. (İşte gizli hazine benim. Görünenin aynısı işte benim. Bu hazine kaynağının
    incisi de işte benim. Ancak ben ne denize, ne de kaynağa sığmam.)



    7. Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
    Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam

    7. (Yeryüzü ile gökyüzü ve "kâf" ile "nun" gibi bütün herşey bende bulunduğu
    için, ey bana akıl vermeye kalkışan kişi sesini kes. Çünkü ben, sözlere
    ve açıklamalara sığmam.)



    8. Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim
    Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam

    8. (Gerçi her tarafı kaplayan ulu varlık benim, adım insan olduğu için, insanım.
    Mâlik olan da, "ol" denilince olan da benim, ben bu mekana da sığmam.)



    9. Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim
    Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam

    9. (Ruhla aynı cihanı paylaşan, âlemle aynı zamanı yaşayan benim. Ancak şu
    hoşluğa bak ki, ben ne bu âleme, ne de bu zamana sığarım.)



    10. Encüm ile felek benim vahy ile melek benim
    Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam

    10. (Yıldızlarla felek benim. Vahiy de, melek de benim. Dilini tut ve konuşma,
    çünkü ben bu dile de sığmam.)



    11. Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
    Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam

    11. (En küçük varlık da, güneş de benim. Dört (dört unsur: toprak, su, rüzgâr,
    ateş), beş (beş duyu) ile altı (altı yön: sağ, sol, ön, arka, üst, alt) da
    benim. Sözle anlatılan görünüşü gör, ancak ben anlatılana da sığmam.)



    12. Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile
    Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam

    12. (Sıfatımdan dolayı Zât ile birlikteyim, Berat'ım, imtiyazım nedeniyle
    Kadr içindeyim, itibardayım. Şeker kamışı sayesinde gül tatlısıyım.
    Kapalı ağızlara sığmam.)



    13. Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim
    Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam

    13. (Bal ile şeker benim Güneş benim, Ay benim. Herkese akıcı bir ruh
    bağışlarım, ancak kendim bu akıcı ruha sığmam.)



    14. Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
    Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam

    14. (Ok benim, yay benim, yaşlı benim, genç benim, sonsuz devlet benim,
    mekana ve zamana sığmam.)



    15. Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim
    Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam

    15. (Yerle göğü düzenleyen benim, sonra dönüp bozan benim bütün yazıları
    yazan benim, ben bu divâna sığmam.)



    16. Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim
    Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam

    16. (Ateşten yanan ağaç benim, göğe çıkan taş benim. Bu ateşin alevini gör.
    Ben bu lügate sığmam.)



    17. Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim
    Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam

    17. (Gerçi bugün Nesimîyim, Hâşîmîyim Kureyşîyim ama menzilim bundan
    büyüktür, ben menzile ve şâna sığmam.)


    Seyyid Nesimî
    ( 1369 - 1417 )
  • İnsanlar sadece kendilerinden bağımsız olan, dış işlerle meşgul oldukları zaman, zorlanır, rahatsız olur ve endişe duyarlar. Bu tip durumlarda, endişeyle kendilerine şöyle sorarlar: " - Ne yapacağım? Bir şey olur mu? Bundan nasıl bir sonuç çıkacak? Böyle veya diğer türlü olmasa nasıl olurdu? Sürekli kendilerine ait olmayan şeyler ile ilgilenlerde öyle olur.
    Kendisi ile alakalı işlerle meşgul, kendi kişisel gelişiminde, hayatına inanan insan tam tersine endişelenmez. Eğer o, doğrulara tutunup, yalandan kaçınmak hususunda başarılı olmaktan rahatsızlık duysaydı, ona şöyle söylerdim: "- Sakin ol, senin endişelenmene sebep olan şey yine senin elindedir. Sadece fikirlerine ve davranışlarına bak ve her şekilde kendi hatalarını düzeltmek için çaba göster. "Bir şey olur mu?" diye sorma. Ne olursa olsun, bunu kendin için bir deneyim ve fayda olarak al.
    - Ya kavgada bahtsızlık yüzünden ölürsem?
    - Ne olmuş ki? Böyle bir durumda, yapmak zorunda olduğu görevi yerine getirirken ki, onurlu bir insanın ölümü ile son nefesini verirsin. Ne olursa olsun, ölmek zorunda olabilirsin, lâkin ölüm, her hangi bir dava uğruna seni ölmeye zorlamalıdır. Eğer ölüm beni, bir dava, hak eden bir insan, iyilik, insanlığa faydalı şeyler veya kendimi düzeltmek için çaba sarf ettiğim bir esnada beni, hayatımı vermeye zorlasaydı, bu durumdan memnuniyet duyardım. O zaman Tanrı'ya elimi kaldırarak, O'na şöyle söylerdim: "- Rabbim! Kendi yasalarını anlamam için bana verdiklerinden ne kadar faydalandınğımı Sen kendin biliyorsun. Seni hiç suçladım mı? Başıma gelen hiç bir şeyden ötürü küstüm mü? Sana karşı borcumu yerine getirmekten hiç kaçtım mı? Senin tüm nimetlerin için, bu dünyada gözlerimi açtığım için Sana şükürler olsun. Verdiklerinden oldukça faydalandım. Onları geri al ve onlara istediğin gibi emret, ne de olsa, onlar Sana aittirler."
    Daha güzel bir ölüm mümkün müdür? Öyle bir ölüm vaktine dek yaşamak için bir çok şey yitirmek zorunda değilsin, daha da doğrusu, bununla bir çok şey kazanırsın. Elinde, sana ait olmayanı tutmak istersen, kesinlikle sana ait olanı da yitirirsin.
    Dünya işlerinde başarı sahibi olmak isteyen, aralaksız, geceler boyu uyumaz, sürekli güçlü insanlara kendini farklı gösterir, kurnazca arayışlardadır, işin özünde ise alçak bir insandır. Sonuç olarak, o tüm bunlarla ne elde etti? O, davranışlarını bir şekilde kullanıp, konumunu yükseltip, bazı onurlu kişilerin ondan korkarak, etrafını sarmalarını elde etmiş oldu. Kendini öyle bir çok kaygıdan kurtarmak ve hiç bir şeyden korkmadan, muzdarip olmadan, gerçekten huzurla uyumak istemez misin? Bilmelisin ki, öyle bir huzur da ruha karşılıksız verilmez.

    Epiktetos
  • 1. Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
    Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam

    (İki cihan (dünya ve ahiret) benim içime sığar, ancak ben bu dünyaya sığmam. Mekansızlık cevheri bende, ben bu aleme sığmam.)



    2. Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim
    Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam

    (Bütün varlıklar ve mekan benim delilimdir. Başlangıcım varlık sahibi olan Zat'la başlar. Sen beni bu işaretle tanı, ama bil ki ben bu işarete de sığmam.)



    3. Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş
    Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam

    (Hiç kimse zanla, kuşkuyla Hakk'ı bilenlerden olmadı.
    Hakk'ı bilen bilir ki, ben zanna ve kuşkuya da sığmam.)



    4. Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim
    Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam

    (Dış görünüşe bakıp bu dış görünüş içinde gerçek manayı, iç görünüşü tanı. Çünkü beden de, ruh da benim. Ancak ben ruha da, bedene de sığmam.)



    5. Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât
    Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam

    (Hem inci kabuğu, hem de inciyim, yani hem dış hem iç. Mahşer meydanı ve Sırat. Bunca kumaş ve binek takımıyla ben bu dükkâna sığmam.)



    6. Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş
    Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam

    (İşte gizli hazine benim. Görünenin aynısı işte benim. Bu hazine kaynağını incisi de işte benim. Ancak ben ne denize, ne de kaynağa sığmam.)



    7. Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
    Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam

    (Yeryüzü ile gökyüzü ve "kâf" ile "nun" gibi bütün herşey bende bulunduğu için, ey bana akıl vermeye kalkışan kişi sesini kes. Çünkü ben, sözlere ve açıklamalara sığmam.)



    8. Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim
    Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam

    (Gerçi her tarafı kaplayan ulu varlık benim, adım insan olduğu için, insanım. Mâlik olan da, "ol" denilince olan da benim, ben bu mekana da sığmam.)



    9. Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim
    Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam

    (Ruhla aynı cihanı paylaşan, âlemle aynı zamanı yaşayan benim. Ancak şu hoşluğa bak ki, ben ne bu âleme, ne de bu zamana sığarım.)



    10. Encüm ile felek benim vahy ile melek benim
    Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam

    (Yıldızlarla felek benim. Vahiy de, melek de benim. Dilini tut ve konuşma, çünkü ben bu dile de sığmam.)



    11. Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
    Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam

    (En küçük varlık da, güneş de benim. Dört (dört unsur: toprak, su, rüzgâr, ateş), beş (beş duyu) ile altı (altı yön: sağ, sol, ön, arka, üst, alt) da benim. Sözle anlatılan görünüşü gör, ancak ben anlatılana da sığmam.)



    12. Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile
    Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam

    (Sıfatımdan dolayı Zât ile birlikteyim, Berat'ım, imtiyazım nedeniyle Kadr içindeyim, itibardayım. Şeker kamışı sayesinde gül tatlısıyım. Kapalı ağızlara sığmam.)



    13. Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim
    Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam

    (Bal ile şeker benim Güneş benim, Ay benim. Herkese akıcı bir ruh bağışlarım, ancak kendim bu akıcı ruha sığmam.)



    14. Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
    Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam

    (Ok benim, yay benim, yaşlı benim, genç benim, sonsuz devlet benim, mekana ve zamana sığmam.)



    15. Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim
    Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam

    (Yerle göğü düzenleyen benim, sonra dönüp bozan benim bütün yazıları yazan benim, ben bu divâna sığmam.)



    16. Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim
    Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam

    (Ateşten yanan ağaç benim, göğe çıkan taş benim. Bu ateşin alevini gör. Ben bu lügate sığmam.)



    17. Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim
    Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam
    (Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim ama menzilim bundan büyüktür. Ben menzile ve şâna sığmam).

    Kaynak: http://www.siirparki.com/snesimi8.html

    Sami Yusuf- Nasimi: https://youtu.be/iBd1r5VOK2c
  • Bak aşka...
    nasıl karışır aşık olanla
    bak ruha nasıl birleşir yeryüzüyle ona yeni hayat verir
    Ne diye bu kadar meşgulsün
    Şunla bunla ya da İyiyle kötüyle
    Dikkat et herşey nasıl birbirine uyar
    ne gerek var herşeyden konuşmaya
    bilinenden ve bilinmeyenden
    bak nasıl bilinmeyen İçine birleşir bilinenin

    niye ayrı düşünürsün bu ömrü ötekinden biri öncekinden doğmuşken

    kalbine ve diline bak biri sezer fakat sağır ve dilsizdir
    öteki sözlerle ve İşaretlerle konuşur

    bak suya ve ateşe yere ve rüzgâra
    düşmanlara ve dostlara hepsine aynı anda
    kurt ve kuzu, aslan ve geyik uzak ama beraberdir

    bak birliğine bunun
    İlkbaharın ve kışın ekinoksda açıkça gözükür
    sen de dostlarınla karışmalısın
    yer ve gök karıştığı için
    yalnız senin ve benim İçin
    şekerkamışı gibi ol tatlı
    fakat gürültüsüz
    karışma acı sözlerle beraber
    sevgilim büyür
    tam benim kalbimden
    daha ne kadar birleşme olabilir

    Mevlana Celaleddin-i Rumi

    #54231038