Duvarları rutubetten ıslanmış nemli gözler gibi bakar.
Badanası eksik, boyaları kabarıp dökülmüş sıva çatlağı gibi kalbim zayıf zayıf atar.
Kolu menteşesi olmayan gıcırdayan kapı seslerinin işkencesi dolanır kötü şarkılar gibi kulaklarım da.
Bedenim ayakları paslanmış, yayları yerinden fırlamış, rengi solmuş divan örtüsü gibi yırtık pırtık pileleri ütüsüz buruşuk.
Hele her yağmur yağdığın da tavandan sızanlar insanın kafasına çivileme çivileme şıplaması yok mu; onun gibi birşey işte tabiri caizse.