Onuncu Köyden Birisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü inceledi.
 Dün 21:58 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi · 10/10 puan

Okuma listemde ilk sıraya ekledim.Hayran olduğum tarihçiden, hayran olduğum kişinin biyografisi.Allah Metehan'dan Fatih Sultan Mehmet'e, Kanunî'den Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e kadar bütün atalarımdan razı olsun, ruhları şad olsun.

Kafkas Kartalı İmam Şamil, bir destan ancak bu kadar etkileyici, sarsıcı, içten ve çarpıcı olabilirdi. Çok akıcı bir üslupla kaleme alınmış bir tarihi gerçeği, yaşanmışlığı iliklerime kadar hissettim ve onur ve gurur duydum. İmam Şamil ve naiplerinin cesurca, dik durup her daim korkusuzca inançlı bir şekilde Kafkaslarda müslüman halkın Rusya'nın esiri altından kurtarmaya çalışan, bu yola baş koymuş İmam Şamil ve naiplerinin efsanesini anlatıyor. Eğer oğlum olursa adını Şamil koyacağım. Ecdadımızın ve atalarımızın ruhları şad olsun.

Türk milleti ve onun küçük ve büyük yaştaki çocukları çelikten yapılmış heykellerdir.Onların ne olduklarını anlamak için onlarla savaş meydanlarında boy ölçüşmek lazımdır.İşte böyle bir teşebbüstür ki, Türk gençliğinin binlerce sene evvelden beri tanınmış olan yüksek kıymet , kuvvet, kudret ve yenilmez zekasının imtihanı olur. 
Türk milleti heran ve her kiminle olursa olsun böyle bir imtihana hazırdır.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

19 Mayıs 1919
Bir devrimin başladığı, bir halkın prangalarını koparıp kurtuluş savaşı’nı başlattığı tarih. 
Yol göstericimiz, tek önderimiz, tek kurtarıcımız, tek Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize "Gençliğe Hitabe" ile seslendiği doğum günü. 
19 mayıs Atatürk’ü anma, Gençlik Ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun

Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere,tüm silah arkadaşlarının ruhları Şâd olsun.

Adem YEŞİL, Denizin Gözyaşları Dumlupınar'ı inceledi.
28 Nis 14:01 · Kitabı okudu · 22 günde · Beğendi · 8/10 puan

Okurken belkide gözyaşlarınızı tutamayacağınız bir eserdir Dumlupınar. Ben severek okudum ve yer yer çok duygulandım. Burada sizlere kitabın kendisinden ziyade, yaşanan bu elim olayın kahramanlarının dillere destan aşklarını paylaşacağım. Bu talihsiz kazada hayatlarını yitiren tüm Dumlupınar mürettebatının ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Heybeliada`da ki deniz okulundan mezun olan İsmail TÜRE, kendi gibi Gelibolulu olan bir genç kıza kaptırır gönlünü. İki sevgili parmaklarına nişan yüzüğü taksalar da, birbirlerini çok seyrek görmektedirler.

İsmail TÜRE denizaltıda muhabere subayı olarak görevlidir çünkü. Üsteğmenin aklına harika bir fikir gelir; nişanlısına ışıklı mors alfabesini öğretecek, Çanakkale`den geçiş yapacakları geceyi planlı olduğu için önceden bildirecek ve böylelikle haberleşeceklerdir!..

Boğazı yüzeyden geçmekte olan denizaltının kulesindeki denizciler sigara içmekte, sohbet etmektedirler. Aralarından birinin heyecanlı olduğu her halinden belli olmaktadır. Gelibolu kıyılarına geldiklerinde, karanlık içindeki evlerden birinden bir el fenerinin yanıp söndüğü görülür: “SENİ SEVİYORUM”... Arkadaşları gülümseyerek İsmail Türe`ye bakarlarken, genç aşık elindeki fenerle sevgilisine karşılık vermektedir...

Bu olaydan sonra iki sevgilinin aşkı düşmez olur denizaltıcıların dillerinden. Herkes, haberleşmek için kurulan ışık yolunu konuşur. Arkadaşları "evlen şu kızla da, buralardan her geçişimizde
selamlaşmayı bırak artık” diye takılırlar İsmail Türe`ye.

Denizaltının üstünün ve altının bir olduğu yağmurlu günlerde bile, Çanakkale Boğazı`ndan geçilirken, elindeki fenerle aşk nöbeti tutan yakışıklı denizci gözünü bir an olsun ayırmaz Gelibolu kıyılarından.

Yine bir gün, yirmiyedi yaşındaki üsteğmen, Çanakkale`den geçecekleri gün ve saati, denizaltının uğradığı bir limandan telefonla haber verir nişanlısına.

Ege Denizi`nden Boğaz’a giriş yapacaklarını ve en öndeki denizaltının kulesinde olacağını bildirir. Genç kızın gözüne her zaman olduğu gibi, o gece de uyku girmez. Büyük bir sabırla pencerenin önünde oturmakta ve gözünü hiç kırpmadan denize bakmaktadır. Fenerine yeni pil almış olsa da, arada bir yanıp yanmadığını kontrol eder yine de...

Birden, dev bir karartı belirir suyun üstünde. Güneyden gelen bir denizaltı, penceresinin görüş sahasına girmiştir... Genç kız pencereyi açar ve gecenin karanlığına uzattığı elleriyle feneri yakıp söndürür.

“SENİ SEVİYORUM...”

Kulede bulunan denizaltının komutanı Bahri KUNT işareti görünce gülümser:

“Hay Allah, bu kız denizaltıları şaşırdı. nişanlısının denizaltısı bizim önümüzdeydi...”. Bir anlık tereddütten sonra Birinci İnönü Denizaltısının komutanı Bahri KUNT, yanıt gönderilmezse genç kızın telaşlanacağını düşünerek, karşılık verilmesini emreder.

Yanındakilerin “Ne diyelim komutanım?” diye sorması üzerine de şunları söyler:

"Ebediyete Kadar..."

O gece, Üsteğmen İsmail Türe`nin görev yaptığı Dumlupınar, Çanakkale Boğazı`na giriş yapan ilk denizaltı olmuştur. Ama Gelibolu kıyılarına gelmeden, Nara Burnu açıklarında İsveç bandıralı “Naboland” adlı gemi tarafından çiğnenmekten kaçamamış ve yaralı bir balina gibi acı dolu sesler çıkararak, Çanakkale`nin karanlık sularında kaybolmuştur.

Her şey bir kaç dakika içinde gerçekleştiğinden, arkadan gelmekte olan Birinci İnönü Denizaltısı Dumlupınar`a çarpan geminin yanından habersizce geçerek, Gelibolu`ya ulaşan ilk denizaltı olur.

Genç kız, nişanlısından haber almanın huzuru içinde başını yastığa koyduğunda, genç denizci çoktan dalmıştır "Ebediyete kadar" sürecek olan uykusuna!..

Esra Sertdemir, Darağacında Üç Fidan'ı inceledi.
28 Nis 01:20 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir belgesel anlatı kitabı. Yazar yer yer anılarını da anlatmış. Boyun eğmemek nedir onu okudum bu kitapta. Davanı sonuna kadar başın dik bir şekilde nasıl savunursun onu okudum, objektif bir dille. Onlar daima bu ülke ve devlet adına bir utanç, halk adına bir umut ışığı olmuştur. Ve olmaya da devam edeceklerdir. Ruhları şad olsun.

Omer Demir, Gaspıralı İsmail'i inceledi.
24 Nis 23:18 · Kitabı okudu · 23 günde · Beğendi · 10/10 puan

Gaspıralı Ismail bey'i kitaplar anlatamaz ama bu eser onun ne şanlı, onurlu bir insan olduğunu ortaya koyuyor. Rusya'da 16 yaşındayken yerel bir gazete de Girit'te ki Türklere saldıran Rumların yaptıkları zulümleri okumuşlar. Ve tatilde ailelerinin yanına gideceklerine Türklük aşkı ile 16 yaşındaki 2 çocuk bir sandala binip Volga nehri boyunca 45 gün boyunca kürek çekerek Kırım'a ulaşmışlar. Amaçları burada ki soydaşlarının yardımına koşmaktı. Odesa'da Türkiye'ye giden pasaportsuz ve kaçak bindikleri bir gemide yakalanıp ailelerine teslim edilmişler. Aslında o kadar çok yazılacak şey var ki hakkında. Bu eser ile sadece genel bir bilgi sahibi olabilirsiniz. Onun 16 yaşında ani bir atakla kalkıştığı hareketi hayatı boyunca emin olamdan adım atmamasına sebep olacakmış. Necip Hablemitoğlu'nun Türk oğlu Türk Gaspıralı Ismail Bey'i özet olarak anlatan değerli eseri, ruhları şad olsun.

Ismaıl Sentürk, Sarıkamış'ı inceledi.
03 Nis 03:01 · Kitabı okudu · 7 günde · 8/10 puan

Osmanlı askerlerinin bütün olanaksızlıklara ve kara kışa rağmen vatanını korumak için büyük inanç ve azimle verdiği mücadelenin hikayesi sarıkamış...

Kitap, O günün şartlarını ve gösterilen mücadelenin psikolojik ve fiziksel durumlarını anlamak isteyenler için ideal bir tarihi roman niteliği taşıyor.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı eline ve emeğine sağlık.
Tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun...

NİHAL İNCİ, Menderes Trajedisi'yi inceledi.
 28 Mar 12:38 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

27 Mayıs, demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçti. Halkın oylarıyla seçilmiş olan Demokrat Parti, hain bir darbeyle iktidardan alaşağı edildi. Başbakan Menderes ve arkadaşları Yassıada'ya gönderildi. Burada türlü işkencelere maruz bırakıldılar. Tarih 17 Eylül'ü gösterdiği vakit kaderin cilvesi bir kez daha tecelli ediyordu. Ülkenin gözbebeği TSK, sözde subaylar, yine bu ülkenin özbeöz evlatlarını suçsuz yere itham ederek idama mahkûm ediyordu. Bu millet cennetmekan Menderes ve arkadaşlarına yapılanları hiçbir zaman unutmayacaktır. Her daim milletin egemenliğini savunup, darbelere karşı tek yumruk misali kenetlenerek bundan sonra böyle ihanetlerin yaşanmasına izin vermeyeceğiz milletçe. Ruhları şâd, mekânları cennet olsun.

Çanakkale' yi unutmamak
“Komutanım benim tüfek bozulmuş
tetik basmıyor”
diyen askere;
yüzbaşı;
Tüfek sağlam oğlum senin parmağın kopmuş ”

denilen kahramanlık destanıdır ÇANAKKALE…

Şükran, minnet, saygıyla anıyoruz
ruhları şad olsun.