• 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekatının 44. yılında Allah'tan, tüm şehitlerimize Rahmet dileriz. Ruhları şad olsun, vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizin, ve sonradan vefat eden gazilerimizin.
  • Bu topraklarda yaşıyorsak,
    Önce Allah’a, sonra Selçuklulara, Osmanlılara, Mustafa Kemal ile silah arkadaşlarına, Ömer Halisdemirlere, Fethi Sekinlere ve nice aziz kahraman ve şehitlerimize borçluyuz.

    Tüm Vatan Kahramanlarının Ruhları Şad Olsun.
  • Mustafa Kemal, tarih yapan kadar tarih yazan da önemlidir demiştir.. burada yaptığı tarihi yazan bir tarihçi gibidir Gazi paşa.. Savaşı etkileyen olayları anlatırken sanki o günleri Paşa ile birlikte yaşıyormuşuz gibi hissedersiniz.. Ama bu eser de sadece Mustafa Kemal yoktur. Bir çok kahramanı vardır Milli Mucadele'nin ve Mustafa Kemal de Tarih de hakkını verir bu kahramanların..Ruhlari şad olsun...
  • Vatan dediğin bu Aslanlar,
    Bir de bunları doğuran Aslan Analar.

    15 Temmuz Şehitlerine Saygı ve Minnetle..
    Ruhları Şâd Olsun.
  • Çanakkale bir dirilişti,Türkün geri dönüşüydü,Milli Mücadele’nin ve Cumhuriyet’in habercisi,taç kapısı,arifesiydi, “ yeni Türkiye’nin önsüzü”ydü. ( sf 7 ) Karşımızdakiler dünyanın dörtte üçüne egemendi.Çok güçlü,çok zengin,çok etkileyiciydiler.Atalarımız bu kudreti yendiler!(Sf 17). Çanakkale; hepimizin kutsalı ve malesef son zamanlarda sıklıkla kutsalımız olan kavramları birikeri sulandırmaya çalışıyor zarar veriyor.Çanakkalede asıl amacından uzaklaştırılmaya,dünyaya emperyalizmin de yenilebileceğini gösteren anlamından hızla uzaklaştırılıp yok edilmeye çalışılıyor! Çok destanlar yazmış bir milletiz ancak yazdığımız destanları nesilden nesile anlatmayı,tarihimize objektif bir şekilde sahip çıkmayı bir türlü becerememiş bir milletiz, bakınız Çanakkale Destanı nasıl sulandırılıyor ; 1-) Mustafa Kemalsiz Çanakkale ! ( Bu tür Çanakkale kitapları yazanlar acaba Arıburnu daki Conkbayırı muharebelerini ve akabinde Anafartalar muharebelerini nasıl anlatıyorlar ? Çok merak ediyorum.) 2-) Çanakkaleyi bir mucizeler,kerametler sergisi halinde anlatıyorlar. ( Bu hikayelere göre Çanakkalede Komutanların,askerlerin,bizler için kolunu bacağını feda edip sakat kalmış gazilerimizin , canını verip toprağa girmiş Mehmetçiklerin önemli bir rolleri yok.Bunlara göre savaşı ilahi,gizli güçler,veliler,erenler,dervişler kazanmış ! Bunlara sormak lazım Çanakkaleden önce 200 yıldır zafer kazanamayan devlet her cephese yenilirken bu dervişler,erenler neredeydi ? , Çanakkale savaşından 3 yıl sonra İstanbul işgal edilirken,Anadolu da neredeyse yakılıp çıkılmamış köy kalmamışken bu ilahi güçler neredeydi ? Allah sadece çok çalışana,işinin gereğini yapana,çok isteyip emek verene yardım eder! Bu müslüman olmasa bile yardım eder ! Allah bu güzel milleti ve ülkeyi cahilin,yalancının ve sahte tarihçinin şerrinden ve iktidarından korusun ! Çanakkaleyi anlamak neden önemlidir? Çünkü Çanakkale bir milletin bütün imkansızlıklara rağmen ülkesini işgale gelmiş emperyalistlere atılmış bir tokattır.Çünkü Çanakkale Türkiye Cumhuriyetini kuran İstiklal Savaşını yöneten kadronun piştiği yerdir ve en önemlisi Çanakkale,bir milletin özgürlük ruhunun doğduğu yerdir. Bu yüzden Çanakkaleyi çok iyi anlayıp,gelecek nesillere anlatmalıyız.Anlamaya çalışırken de işe bu kitapla başlamalıyız. Hepimiz bu kitabı okumalıyız ve okutmalıyız. Kitabın içerisinde her hangi bir bilginin nereye dayandığını,kafadan yazılmadığını görmeniz için yaklaşık 200 sayfalık bir dipnot ve kaynakça bölümü oluşturulmuş. Kitabın hacmine aldanıp gözünüzü korkutmayın çok akıcı bir dille belgesel roman tarzında yazılmış. Lütfen bu kitabı okuyun ve okutun ... Yazımı bitirirken , Çanakkalede bizler için gazi olmuş ya da şehit olmuş atalarımıza allah rahmet eylesin. Mustafa Kemal’in , Yarbay Şefik Aker’in, Yüzbaşı Nazım Bey’in,Yüzbaşı Hakkı Bey’in,Ali Rıza Kaptan’ın,Yüzbaşı Ahmet Saffet Bey’in,Çivrilli Mehmet Çavuş’un,Binbaşı Nuri Conker’in,Yarbay Hüseyin Avni Bey’in, Albay Halil
    Sami Bey ‘ in ve adını şimdi sayamadığım sayısız kahramanlarımızın ruhları şad olsun...
  • Anne, sağ gözümün altındaki siyahlık
    Şimdi yemyeşil.
    Yine başımı o pamuk ellerinin
    Arasına alacaksın mahşerde.
    Ama lütfen alnımdan değil,
    Sağ gözümün altından öp
    Kurşunun girdiği yerden..
    .
    .(İnsanlar saçma sapan yorumlar yapıyorlardı fakat onlara bır duayı çok görüyorlardı yazık!)
    https://youtu.be/s2qF1Kq9q60
    ~Dursun Ali Erzincanlı~
  • https://youtu.be/ZHGs2tp5rHw

    Kelebek…

    Zarafet, narinlik. Özgürlük sembolü.

    Mavi…

    Denizin, gökyüzünün, sonsuzluğun rengi. Özgürlük sembolü.

    Peki ya ikisi birleşince?

    Kocaman bir acı “mavi kelebek”…

    Mavi kelebekler Avrupa’nın orta yerinde, Bosna Hersek’te yaşanan bir katliamın simgesi…

    “Bastığın yeri toprak deyip geçme” sözü bizlere tanıdık.

    Durum Bosna’da da benzer.

    Attığın her adımda bir toplu mezara rastlamak mümkün.

    Bosna Savaşı’nda 312 bin kişi öldü.

    35 bini küçücük çocuklardı.

    Binlerce çocuk annesiz, babasız kaldı. Tarif edilemez acılar yaşadı.

    50 bin kadın tecavüze uğradı.

    Ruhunda tamir edilemez yaralar açıldı..

    Ölenler toplu mezarlara gömüldü.

    Sadece bugüne kadar 500’ün üzerinde toplu mezar ortaya çıkarıldı.

    Bunların 300’ü mavi kelebeklerin yardımıyla oldu.

    İşte bu yüzden de mavi kelebeklerin hikayesi bugüne kadar duyduğum en yürek yaralayıcı öykü…

    Bosna Hersek’te bulunan toplu mezarların üzerinde mavi kelebeklerin uçtuğu farkedilmiş.

    Bir, iki derken bunun tesadüf olmadığı anlaşılmış.

    Durum biraz incelenince toplu mezarların olduğu yerlerde toprağın yapısının değiştiği, mezarların üzerinde farklı bitkiler oluştuğu belirlenmiş.

    Bu koku da mavi kelebekleri çekiyormuş.

    Birçok kişi için kocaman bir acı olan bu hikaye, Bosnalılar içinse bir umuttu.

    Sevdiklerinin kemiklerini bulmak, sadece onlardan bir ize rastlamak isteyen binlerce kişi günlerce mavi kelebekleri izlemeye, onların peşinden gitmeye başladı.

    Nice ömür mavi kelebeğin peşinde geçti…

    Bugün işte bu acıların en büyüklerinden birinin yıldönümü.

    8 bin Boşnak erkeğin sırf Müslüman oldukları için Sırplar tarafından katledildiği Srebrenitza Katliamı’nın…

    Srebrenitza Bosna Savaşı sırasında BM tarafından güvenli bölge ilan edilmiş, binlerce kişi buraya sığınmıştı.

    Ama öyle olmadı.

    BM Barış Gücüne NATO’dan yeterli destek gelmedi.

    Sırplar bölgeye ulaştığında da Barış Gücüne bağlı Hollandalı askerler Boşnakları Sırp askerlere birer birer teslim etti.

    8 bin Boşnak Sırplar tarafından katledildi.

    Tarih 11 Temmuz 1995’ti…

    Üstelik öldürülen Boşnaklar için toplu mezarları kazanlar yine Hollandalı askerler oldu…

    Srebrenitza insanlık tarihine kara bir leke olarak kazındı.

    Elbetteki bu kanlı savaşı anlatırken, zalimlere hesap soran kahramanları da zikretmeden olmaz.

    Naser Oriç; Bosnalı kahraman komutanın hazin ama bir o kadar destansı bir hayatı vardır. Kendisi hakkında kanatimce sadece şunu yazmamız yeterli olur. Srebrenitsa katliamı yapılınca, bu şehre gelen yiğit komutan katliama karışan hiçbir Sırp askerini o şehirden canlı çıkarmamıştır…

    Bosna-Hersek’te yaşanan bu savaş, eşsiz bir lider, ( Aliya İzzet Begoviç) ve son derece kıymetli komutanları ortaya çıkarmıştır. Bosna savaşı bittiğinde, henüz otuzuna dahi girmemiş olan Nasır Oriç, mücadelesiyle Bosna tarihinin övünç anıtlarından biri olur. Hayatı bir film gibi geçen bu komutan, şimdilerde Tuzla kentinde sivil olarak yaşamını sürdürmektedir. Kendisine minnet ve şükran duygularıyla en kalbi selamlarımı gönderiyorum…

    ”Çeçenistan Şamillerin destan yazdığı diyarın adıdır.” İmam-ı Şamil ve Şamil Basayev önümüzde hep rehber olarak yürümüş; ”Allah’ın iki yiğit kılıcıdır.”  Bugün Şamil Basayev’in, şehadet yıldönümü (10 temmuz 2006). Bu vesile ile Allah davası yolunda şehit düşen Bosnalı ve Çeçen mücahitleri rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.