• Stefan Zweig'in kalemin den üç usta başlığı altındaki Balzac hakkında yazdıkları gerçekler;

    Zira Balzac -ki bu onun kişiliğinin üzerinde kesif bir esrar bulutu olarak süzülür- yaratmaya başladığı yıllarda, bir romana başlamadan önce her bir tip için bordrolar düzenleyen Zola gibi, parmak kalınlığında bir kitap için kütüphaneleri altüst eden Flaubert gibi uzun uzadıya incelemeler, deneyler, yaşam gözlemleri yapmamıştır. Balzac, kendi dünyası dışındaki dünyaya nadiren çıkardı; hapishaneye kapanmış gibi sanrılarına kapanmış, işkenceye koltuğuna oturur gibi işine çivilenmiş ti. Yayıncısıyla tartışmak, düzeltileri matbaaya götürmek, bir dostun evinde yemek yemek ya da Paris'in bir bric-á-brac² göz atmak üzere gerçekliğe yaptığı kısa gezintiler den eve getirdikleri, edinilmiş bilgiden çok, bildiklerini tasdik etmeye yarar nitelikteydi. Zira yazmaya başladığı zamanlarda, hayatın geneline dair bütün bilgiler, gizemli bir biçimde içine sızmış, orada toplanmış ve biriktirilmiş halde beklemekteydi; meslek gruplarına, malzemelere, ruh hallerine ve olgulara dair bütün bu müthiş bilgi erzakı, dünya edebiyatının en büyük bilmecesi olan Shakespeare'in efsanevi varlığında olduğu gibi bir araya gelmiş, onun içinde tamamlanmıştı adeta. Gençliğinde üç, dört yıllığına çeşitli mesleklere girip çıkmış, bir avukatın yanında kâtip, ardından yayıncı olarak çalışmış, öğrencilik etmişti; her şeyi, bütün bu açıklanamaz, görmezden gelinemez olgun zenginliğini, karakterlerle ilgili bütün bu bilgileri , bu bir kaç yıl içinde toparlamıştır demek ki. O yıllarda inanılmaz derecede gözlemde bulunmuş olsa gerektir. Bakışları, karşısına çıkan her şeyi vampir misali emmiş, içine çekmiş, hiç bir şeyin solmadığı, hiç bir şeyin dağılıp gitmediği, hiç bir şeyin karışmadığı ya da bozulmadığı, her şeyin düzenlenmiş, muhafaza edilmiş, istiflenmiş halde her zaman hazırda durduğu ve daima ön yüzü ona dönük olacak şekilde, isteği ve arzusu doğrultusunda hafifçe dokunduğunda herşeyin yaylanıp yerinden fırlayacağı belleğine almış olmalıdır. Balzac her şeyi bilirdi; davaları savaşları, borsa manevralarını, arsa spekülasyonlarını, kimyanın sırlarını, parfümeri nin pratiklerini, sanatçıların maharetlerini,teologların söyleşileri ni, gazete işletmeyi, tiyatro ve diğer sahnelerin, politikanın hilelerini. Taşrayı bilirdi; connoaisseur en flânerie¹ olarak Paris'i ve dünyayı da öyle; kargacık burgacık sokakları kitaptan okur gibi okur, her evi, hangisinin ne zaman, kim tarafından, Kimin için yapıldığını; kapının üzerindeki armanın hangi soylu aileye ait olduğunu bilir, yapının tarzından bütün bir dönemi, aynı anda da kira rayicini kestirir, katlarına insanları, odalarına mobilyaları yerleştirir, her köşesini mutluluk ya da mutsuzluk atmosferiyle doldurur, kaderin birinci kattan ikinciye, ikinciden üçüncüye görünmez ağlar örmesini sağlardı. Ansiklopedik bilgiye sahipti; bir Palma Vecchio tablosunun ne kadar ettiğini, bir hektar otlak arazisinin kaç para olduğunu, bir dantelin, bir Tilbury'nin, bir uşağın fiyatını bilirdi; borç içinde yüzerken yılda yirmi bin frank harcayan kibar tabakanın hayatını biliyordu..

    Üşenmeden bu bilgiyi sonuna kadar Android Klavyesi nden yazdım.. #Balzac️️