• Satırlarında diğer insanlara benzemeyen bayağılıklardan ve küçüklüklerden uzak insan ruhunu tekrar buldum. Mektubunun bir yeri bana bilhassa yakın geldi : İnsanların hemen hepsi hayatı karın doyurmak ve lalettayin biriyle yatmaktan ibaret farz ederler. Halbuki bu takdirde insanın diğer hayvanlardan ne farkı vardır , onların dimağları da karınlarını doyurmak ve kendilerine bir eş bulmak hususunda kâfi derecede hizmet görüyor , ancak bunları düşünmek , onlardan hiç ayrı olmamamız demektir. Halbuki insanın bir de dimağı vardır ki yemek , yatmak , eğlenmek gibi şeylerle alakadar olmayan birtakım ihtiyaçlar taşır. Kendine yakın bir arkadaş arar. Kendisine yardım edecek (maddi ve manevi yardım edecek) diğer bir insan ister ve bunun mümkün olabilmesi için yardım isteyen diğer insanlara yardıma hazır bulunur. Sonra muhakkak sevilmek ister , bunun için de başkalarını sever. Düşün , dünyada yalnızlık kadar feci şey var mıdır ? Tabii yalnızlıktan kafa yalnızlığını kast ediyorum , yoksa dünya bir sürü kuru kalabalıkla dolu... Ama bizim manevi hayatımızda , maddi hayatımızda bize eş , arkadaş olabilecek insan ne kadar azdır.
    Sabahattin Ali
    Sayfa 49 - Yapı Kredi Yayınları
  • "Kapağı ilgimi çeken bir kitap bulursam
    son sayfalarından daha fazlasını okuyorum .. severek"
  • Satırlarında diğer insanlara benzemeyen, bayağılıklardan ve küçüklüklerden uzak insan ruhunu tekrar buldum. Mektubunun bir yeri bana bilhassa yakın geldi: İnsanların hemen hepsi hayatı karın doyurmak ve lalettayin biriyle yatmaktan ibaret farz ederler. Halbuki bu takdirde insanın diğer hayvanlardan ne farkı vardır, onların dimağları da karın doyurmak ve kendilerine eş bulmak hususunda kafi derecede hizmet görüyor, ancak bunları düşünmek, onlardan hiç ayrı olmamak demektir. Halbuki insanın bir de dimağı vardır ki yemek, yatmak, eğlenmek gibi şeylerle alakadar olmayan birtakım ihtiyaçlar taşır. Kendisine yakın arkadaş arar. Kendisine yardım edecek (maddi ve manevi yardım edecek) diğer bir insan ister ve bunun mümkün olabilmesi için yardım isteyen diğer insanlara yardıma hazır bulunur. Sonra muhakkak sevilmek ister, bunun için de başkalarını sever.
  • 14 yaşımdayken karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığımda beni zindana attılar ve orada tam 6 bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur. Garip değil mi? Ruhunu bile değiştirebilen insanoğlu, kaderini değiştiremiyordu. Ölmek bir şey değil yaşamamak korkunç. Zalimlerin çarkı, cahillerin çalışmayan kafaları ile döner.
  • Yarın temiz bir ülke olsun. Hırsızların, çakalların, ruhunu parayla bozmuşların çevirdiği dolaplar önlenebilsin. Her meşrep ve mezhepten namussuzun lanetlendiği, kamu malından çalıp çırpmanın büyük ayıp sayıldığı, helal kazancın bir değer olarak yükseldiği yeni ve temiz bir ülke olsun. Hiçbir ideoloji, hak ve hukuka karşı mütecavizliği meşrulaştıramasın. Yoksulun hakkının gözetildiği, zenginliğin bir elde temerküz etmek yerine paylaştırıldığı bir ülke olsun. Sağlık, karnını doyurmak, barınmak gibi en temel haklara herkesin ulaşabildiği, bu haklıların kimseden yadsınmadığı, müşfik ve cömert bir ülke olsun.

    Yarın daha barışçıl, daha temiz, daha yeni, daha güzel, daha yeşil bir dünya olsun. Kontrol odasındaki beyaz yaka psikopatların insan hayatları üzerinden politikalar geliştirmedikleri bir dünya. Hayatın kutsal sayıldığı, her hayatın yasının tutulduğu, her insanın yaşama hakkı bakımından eşit sayıldığı bir dünya olsun. Dünyaya efendilik taslayan birileri yüzünden Afganistan veya Sudan köylerindeki çocukların ölmediği bir dünya. Zalimlik yerine merhametin kurumlaştığı bir uluslararası ilişkiler ağı. Öldürmek yerine hayat sunmanın, acı vermek yerine ötekinin acısına ortak olmanın öne çıktığı bir yarın olsun.

    Yarın başka bir ülke olsun.
  • Selam Olsun
    Şiir yüzlü olana!
    Gözü göğnünde olana!
    Aşkı nefretinden,
    Doğumu ölümünden çok olana!

    Selam Olsun
    Kaleme,
    Kalem tutan ele saygısı olana!

    Selam Olsun
    Koşarken aniden durup
    Nefes aldığına şükredene!

    Selam Olsun
    Kalbi kan pompalamak ödeviyle yetinmeyene!

    Selam Olsun
    Göçen turnanın hasretini
    Serçede arayana!

    Selam Olsun
    Hürmet edip serçenin içini açana!

    Madem açtın dökelim içimizi sana
    Neden varız, niçin çıktık bu yola?

    Avcılar nefsini doyurmak için vuruyorsa turnaları
    Serçe olup çıkarız karşılarına

    Anka olup çıkaramıyorsak Yusuf'u
    Serçe edip çıkarız karşılarına

    Gül bülbüle müjdelettirmiyorsa baharı
    Serçe olup dallandırırız baharı

    Kurbanlık koyun olup karnını doyuramıyorsak kimsesiz çocukların
    Serçe olup ruhunu doyururuz aşık adamların

    Füzeler kuşlardan çok uçuyorsa havada
    Serçe olup kanatlanıp füzenin önüne atlarız

    --Zalime ebabil olamıyorsak--
    --Mazluma serçe oluruz--
  • Nihayet mektubun geldi. Satırlarında diğer insanlara benzemeyen, bayağılıklardan ve küçüklüklerden uzak insan ruhunu tekrar buldum. Mektubunun bir yeri bana bilhassa yakın geldi: İnsanların hemen hepsi hayatı karın doyurmak ve lalettayin biriyle yatmaktan ibaret farz ederler. Halbuki bu takdirde insanın diğer hayvanlardan ne farkı vardır, onların dimağları da karınlarını doyurmak ve kendilerine bir eş bulmak hususunda kâfi derecede hizmet görüyor, ancak bunları düşünmek, onlardan hiç ayrı olmamak demektir. Halbuki insanın bir de dimağı vardır ki yemek, yatmak, eğlenmek gibi şeylerle alakadar olmayan birtakım ihtiyaçlar taşır. Kendine yakın bir arkadaş arar. Kendisine yardım edecek (maddi ve manevi yardım edecek) diğer bir insan ister ve bunun mümkün olabilmesi için yardım isteyen diğer insanlara yardıma hazır bulunur. Sonra muhakkak sevilmek ister, bunun için de başkalarını sever. Düşün, dünyada yalnızlık kadar feci şey var mıdır? Tabii yalnızlıktan kafa yalnızlığını kastediyorum, yoksa dünya bir sürü kuru kalabalıkla dolu... Ama bizim manevi hayatımızda, maddi hayatımızda bize eş, arkadaş olabilecek insan ne kadar azdır. Ben bazen çok sevdiğim bir arkadaşla beraber tenha bir köye gider ve on beş yirmi gün kalırdım. Bu zaman zarfında hiç yalnızlık üzüntüsü çekmezdim. Çünkü kafa dengi bir arkadaşım vardı. Fakat mesela hapishanede yattığım zamanlar, sekiz yüz kişinin arasında olduğum halde yalnızlıktan bunalırdım. Yalnız orada değil, şimdi serbest iken bile kendimi kimsesiz hissediyor ve bunun için seni her gün artan bir istekle bekliyorum. Burada da birçok güya ahbap var, fakat insan hangisine içini dolduran dertleri, kafasını yakan düşünceleri açabilir? Derhal gülerler, yahut anlıyormuş gibi tavırlar aldıkları halde bir şey anlamadıklarını sersem gözleriyle belli ederler.
Açıkça konuşmak icap ederse, yengemler bile, bütün iyi kalpliliklerine rağmen çok basittirler. Zaten ben o kadar çok gülen, bu imkânı bulan insanlara biraz şaşarım.