Yaaaaa tulumba da vaaar" diyerek koştu Figen tarlaya
Otlar uzamış, sera seralıktan çıkmış. Köstebek yuvası sarmış, birileri gelip ateş yakmış kulübenin önünde belli, bir değil birkaç defa. Bira şişesi atmışlar...
"Çoook güzellll" dedi Figen yine de.
"Ya Figen nesi güzel, bitirdi bizi bu tarla" diyemedim tabii
"Sevindim beğenmene" dedim.
"Ya sevinmem mi deli misin, cennet burası" derken birden "aaaaa sihirli mantaaaar" deyip çöktü yere.
"Heeee sihirli mantar, Alis Harikalar Diyarında'yız, bak tavşan da geçiyor" falan diyordum ki mantarları gördüm. Sarmışlar her yeri.
Figen'miş adı. Ne güzel isimmiş dedim. Memnun olmuş tanıştığımıza, ben de öyleymişim zaten. Derken işte telefonunu aldım, görüştük, bir kere yemeğe gittik falan. Öyle başladık... Ziraat mühendisiymiş aslında, ama iş bulamamış, böyle gönüllü projelerle çocukları toprakla tanıştırıyormuş. "Tabii" dedim, "toprak çok önemli, toprak olmazsa olur mu?" Çok isteyerek yazmış bölümü, çok severek okumuş. Küçükken hep evde kavanozda fasulye çimlendirirmiş pamuk arasında. Öyle tatlı anlatıyor ki pamuk mu olmak istiyorum, kavanoz mu, fasulye mi o an bilmiyorum, ama durduğum yerde çimleniyorum kıza, öyle bir haldeyim.