Geri Bildirim
  • Savaşın hemen ardından Bükreş'te, bir Nazi toplama kampında ölen ailesi­nin katillerinin diliyle yazmaması gerektiğini savunarak onu bir Rumen şair olmaya ikna etmeye çabalayan dostlarına basitçe şu cevabı vermişti Celan: "insan sadece anadilinde hakikatı söyleyebilir. Yabancı bir dilde şair yalan söyler."
  • "Şimdi yeniden özgürlüğüme kavuşmuş sayıyordum kendimi. Her ne kadar özgürlüğün bedeli ağır olmuşsa da tadı da bir o kadar güzeldi!"

    Kaçak Yunan bir baba ve Rumen bir annenin çocuğu olan Panait Istrati'nin hikayesini okuyoruz. Panait, on üç - on dört yaşları civarında okulunu bitiriyor ve evden ayrılıp çalışmaya başlıyor. Bu çalışma hayatı ona birçok şey katıyor. İyi ve kötü...

    İlk olarak şunu söylemeliyim ki beni bu kadar etkileyeceğini hiç düşünmemiştim. Ben bu tarz (içerisinde birazda olsa duygusallık barındıran.) kitaplar okumayı çok seven biriyim. Ancak kitaba başladığımda çok bir şey beklemiyordum. Ama dediğim gibi beni çok etkiledi. Kitap üç bölümden oluşuyordu. Ve her bir bölümde yazarımız kendi hayatının belli dönemlerini, o dönemlerde yaşadığı şeyleri ve tanıdığı insanları anlatıyor. Yani anlayacağınız o ki kitapta yazarın hayatını okuyoruz. Kitabın son birkaç sayfası dışında kitap çok güzel ilerledi. Ben son birkaç sayfasindaki olayları pek anlayamadım. Yani biraz hızlı ilerledi gibi olay. Onun dışında küçük yaşlarda olan bir çocuğun yaşadığı zorluklar ve hayallerini okumak çok güzeldi. .

    Kitap akıcı ve kendini çabucak okutturuyor. Ben yazarın dilini çok beğendim. Kısacık bir kitaptı ama içerisinde çok şey bulunabilecek türdendi. Yine çoğu zaman dediğim gibi bu kitabıda sizlere öneririm. Bence bir şans vermelisiniz diyorum.
  • Panait Istrati(rumen yazar) 1930 ortalarında Sovyetler birliğine gittiğinde ,
    düşmanlara şiddet uygulamak gerektiği konusunda
    kendisini ikna etmeye çalışan bir sovyet yetkili ona şu deyişi hatırlatmış:
    ''yumurtaları kırmadan omlet yapamazsınız''
    Istratide şu özlü cevabı vermiş: ''pekala,kırılmış yumurtaları görebiliyorum.Peki ama omlet nerede ? ''
    Zizek'ten Nükteler
  • Yani anlayacağınız, yaşlandıkça kendimi kökenime daha yakın hissediyorum. Artık bugün kendimi Avrupalı, Batılı hissetmem gerekirdi; ama durum hiç de öyle değil. Epey ülke gördüğüm ve epey kitap okuduğum bir ömrün sonunda, Rumen köylüsünün haklı olduğu sonucuna vardım.
  • Panait Istrati, Rumen bir yazar. Kitapta da kendi çocukluğundan başlayarak yaşadığı olaylar ve gezileri sırasında başından geçen olaylar anlatılmaktadır.
    Rumen olmasına rağmen kitaplarını Fransızca olarak yazmış, şaşırdım açıkçası.

    .
    .
    Şimdiye kadar yazarla tanışmadığım için biraz pişmanlık duyuyorum geç de olsa iyi ki okuma fırsatı bulmuşum diyorum. Kelimeleri, cümleleri bazı zamanlarda içinize işleyebiliyor, bir çok anlam çıkarmanıza zaman zaman düşünmenize, zaman zaman kızmanıza, zaman zaman ise gülümsemenize neden olabiliyor. Çocukluk hikayesini anlatırken birazcık hüzünlendim. Hayat hikayesi beni çok etkiledi. İlerleyen kısımlarda ise biraz kızdığım, sinirlendiğim noktalar oldu. Nasıl bir insanın bu kadar düşüncesiz olabileceği, kendini bu kadar kötü durumlara düşürebileceğine anlam veremedim.
  • BİR GRAM TALİH ,BİR ARABA DOLUSU AKILDAN İYİDİR.

    İki adam bir kır yolunda ilerliyormuş. Birinde ‘bir ton bilgelik’ , öbüründeyse ‘bir gramcık talih varmış. İki köy arasındayken gece bastırınca , yıldızların altında uyumaya karar vermişler. ‘bir gramcık talihi’ olan ,öyle uzun boylu düşünmeden , kebesini başına çekip yolun ortalık yerine atmış kendini . ‘Bir ton aklı ‘ olansa: Geceleyin buradan bir araba geçip beni ezebilir diye düşünmüş. Ve gidip yolun kıyısındaki tarlaya , otların arasına devrilmiş. Gece geç vakit , iki atlı bir fayton geçmiş. Hayvanlar yolun ortasındaki kara gölgeyi görünce ürkmüş ,yana kaçmış ve tarlada yatanı ezmişler. Bu yüzden ,Rumen atasözü: ‘ Bir gram talih ,bir araba dolusu akıldan iyidir’ der.
  • Kötümserliği tüm satırlarında ince ince işleyen kitap… Öyle bir kitap ki acaba gerçek diye mi yanlış diye mi yoksa reddetmek derdine mi bilmiyorum harf be harf rahatsız ediyor okuyanı… Annesi, küçükken kendisine “keske seni aldırsaymısım” demiş olmasına rağmen rumen yazar Cioran’ın kötümserliğinin sebebi bu olmamış aksine varoluşunun bir “kaza eseri” oldugunu kavramış ve “o zaman anlamı ne tüm bunların hayatın dünyanın?” diyerek bu travma etkisinde varoluşçuluk felsefesi izine girmiştir.