Dünyadaki herkesin konuşma tarzı, içinde tuhaf karmaşıklıklar ve özellikle işlenmiş kaçamak, belli belirsiz ifadeler barındırıyordu. Bu tamamen anlamsız, abartılı bir ihtiyat gibi görünüyordu bana. Bitmek bilmez, hesaplı, sinir bozucu laf salatası beni her seferinde afallatıyordu. O yüzden sözlerinde anlam aramayı çoktan bırakmıştım.
Söküp götürürse de yokluk seli varlık temellerini ey kalp
Nuh gibi kaptanın var korkma tufandan, gam yeme
Konak tehlike dolu, hedef çok uzak olsa da
Sonu olmayan bir yol yok, gam yeme
Onlar ibadet ederlerken, istavroz çıkarırlarken ya da azizlere hitaben ilahiler söylerlerken ben de içimden bildiğim sureleri okuyorum. İç ne güzel şey... İç ne güzel sırdaş. Her şeyi saklıyor. Kimseler göremiyor, duyamıyor, bilemiyor.