Yaşayacağım kadar yaşadım; ömrüm güze erişti; kurumuş sararmış yaprakların yoluna düştü. Yaşlılık çağıyla birlikte gelecek onur, sevgi, saygı, yığınlarca dost gibi şeyler ummamalıyım. Onların yerine açıktan değilse de içten sövgüler, lafta kalan övgüler, zavallı yüreğin istemediği ama istemediğini göstermeye de cesaret edemediği övgüler...
İstediklerimize eriştiğimizde gönül rahatlığıyla bir sevinç duyamıyorsak hiç bir şey kazanılmamış, her şey yitirilmiş demektir. Yıkıp yok ederek yaşamaya çalışmaktansa, yok ettiğimiz şey olmak daha rahat olurdu.
Bu eller ne böyle? Ah, gözlerimi oyuyorlar. Acaba bütün okyanusların suyu elimi bu kanda temizler mi? Hayır; belki de şu elim sonsuz denizleri kana çevirir, yeşil renkleri baştan başa kızıla boyar.
En kestirme yolu tutamayacak kadar insanlık sütüyle beslenmişsin. Yükselmek istiyorsun, içinde tutku yok değil; ama onunla birlikte bulunması gereken kötülük eksik. Gönlünün çektiği yüksekliğe günah işlemeden erişmek istiyorsun; sahtekarlık yapmak istemiyorsun ama hakkın olmayan yere de sahip olmak istiyorsun.