huseyın demir, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okuyor

Osmanlı ordusu ise, idari mekanizmanın üst kademesinde hüküm süren bozuk düzen, rüşvet ve paşaların tembelliği ile işi ağırdan alıp geciktirmelerinden büyük zarar görmekteydi.

Tuna Nehri Akmam Diyor, Rupert Furneaux (Sayfa 31)Tuna Nehri Akmam Diyor, Rupert Furneaux (Sayfa 31)
Murat Ç, bir alıntı ekledi.
18 May 14:21 · Kitabı okuyor · Beğendi

21 Şubat 1927 Tarihli Time Dergisi - 2;
"Genç Türkiye küçük bir alana sıkıştırılmış gibidir ve Başkan Mustafa Kemal'in nam-ı diğer Gazi'nin gücü bu bölge üzerinde de mutlaktır. Bir zamanlar olduğu gibi iç çatışmalara ve toplu katliamlara meydan verecek bir durum yoktur. Huylu huyundan vazgeçemese de Genç Türkler, Türkiye'de sessizce ticaret yapan ve şu an hayli yüksek vergiler ödeyen az sayıdaki Ermeni, Rum ve Yahudi’ye karşı daha az gaddarlık hissediyorlar."

"Türk Devlet Daireleri hala ağlanacak halde yozlaşmış durumdadır; ancak Adalet Bakanlığı ve Eğitim tanınmayacak kadar gelişmiştir." (!)

Not: Bu yozlaşmayı Mustafa Kemal daha Paşa bile değilken cepheden çokça raporlamış ve karşılık bulamamıştır.. Rüşvet ve yozlaşma o dönemde hat safhada idi.. Bakınız son yorum çok önemlidir..

Kafasına Göre Dergisi - Sayı 20, Kolektif (Sayfa 5 - Kafasına Göre, Sayı: 20, Türkiye: Gençlik Batıya Gidiyor, 21 Şubat 1927 Tarihli Time Dergisi)Kafasına Göre Dergisi - Sayı 20, Kolektif (Sayfa 5 - Kafasına Göre, Sayı: 20, Türkiye: Gençlik Batıya Gidiyor, 21 Şubat 1927 Tarihli Time Dergisi)
F.a.t., bir alıntı ekledi.
18 May 13:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

bildik hırsız zaman
zamana ne rüşvet ne rica ne de bir emir işliyordu,
dairesel turlarını atıyorlardi aylakça.

Bir Çöküşün Öyküsü, Stefan Zweig (Sayfa 18 - Venedik yayinlari, bir çöküşün öyküsü)Bir Çöküşün Öyküsü, Stefan Zweig (Sayfa 18 - Venedik yayinlari, bir çöküşün öyküsü)

Marley ve Ben
Marley ile tanışıklığım, sigara ile olan tanışıklığımdan biraz sonraydı.

Enfes bir yaz günü hayal edin ki; renkler güneş ışığını kucaklayıp en parlak ve canlı halini almış. Hafif sepya tonu ve polorid tonlar hakim manzaraya. Sanki 90'lar. Aslına bakarsanız doksanlar olmasa da çok yakın. 2000'lerin başı.

Balkonumda oturmuş yalvar yakar aldırdığım müzik çaları dinliyorum divanda. Cd bölmesinde ise, komşunun karışık kuruşuk doldurduğu bir "Karışık Şarkılar" cd si fır dolanmakta. Bir yandan çizim yapıyorum bir yandan semaverimi harlıyor, çayından yudumluyorum. Keyfim paşada yok!

Az öteden Muzaffer Amca geçiyor.
-Afiyet olsun bana da var mı çay?
-Gel buyur Muzaffer Amca sana olmaz mı? Yoksa bile yaparım gel. Gülümsüyor ve ağırdan selam ederek yoluna devam ediyor. Çok kral adamdır Muzaffer Amca. Bazı zamanlar balkonuma misafir olur. Emekli asker kendisi. Ne anılar var aman Allah'ım!

Eski insanlar ne güzel yaşamış. Güzel dediğim; dolu dolu.

O zamanlar gemi yapımına yeni başlıyorum ve doğru tekniği bulmak için günlerce deneme yapıyorum. Balkonu bok götürüyor anlayacağınız. Her yer ağaç parçası, talaş ve çöp kaynıyor. Anam arada kızıyor ama demlemiş olduğum çayı rüşvet olarak verince ses etmiyor tabi. 1700'lerde tanıdık bir hala oğlu veya teyze kızı yok ki sorayım?

Her şey güzel giderken müzik çalardaki cd, iğrenç bir cızırtı ile isyan ediyor.
-Viccciicciucvvvvv , cılık cılık cılık cılllllllıkkkkk!!!!
Daha fazla dayanamıyor ve "NEXT" yazan düğmeye basıyorum.

Hafiften bir gitar sesi geliyor ama daha önce dinlediğim tarzda değil. Ardından insanlar çığlık atıp şarkıya eşlik etmeye başlıyor. Sonra o gizemli sese sahip adam giriyor şarkıya. Daha bir coşuyoruz. Ne güzel bir ortam, ne güzel bir şarkı, ne güzel bir duygu! Kendimden geçiyorum dinlerken. Tekrar başa alıyorum, tekrar, tekrar ve tekrar...

Gizli kutumda bulunan, köylülerden aldığım tütünden bir sarımlık çıkarıyorum ve ince bir dal sarıyorum. Kimseler görmüyor elbet. Yaslanıyorum arkama, hasır yastığıma, ayaklarımı gökyüzüne uzatıyorum.

Sıcak yaz rüzgarı tüylerimi sarsıyor ve tatlı bir haz bırakıyor derimde. Saçlarım uçuşuyor, henüz olmayan sakallarım bile fingirdiyor esintide...

Semaverim, tütünüm ve ben; hepimiz bir oluyoruz ve "Bob Marley - No Woman No Cry" dinliyoruz gün boyunca.

Resul, bir alıntı ekledi.
17 May 00:16 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Vehham olmamalıyız.
Korkmakla din rüşvet verilmez.

Sünuhat, Bediüzzaman Said NursîSünuhat, Bediüzzaman Said Nursî

Ayasli ve Kiracilari...Cumhuriyet'in ilk yıllarında Ayasli Ibrahim Efendi tarafından işletilen yeni bir apartmanın 9 odalı evinde kalan farkli insanların yaşam kesitlerinden oluşur .

Ayasli ve Kiracılari Memduh Şevket Esendal'in en önemli yapıtlarından birisidir .
Edebiyatimizin önemli Durum Öykücülerimizden yazar bu romanda bolca diyaloğa yer vermiştir.Konusu toplumun gerçekliliğine dayanır .Türkçe çok güzel ve gayet anlaşılır kullanılmıştır.Hatta daha eski, anlaşılması zor kelimeler kullanılmıştır diye düşündüm.Gayet akıcı ve anlaşılır olmasına hayret ettim.Bol isimli ,bol diyaloglu,karşılıklı konusmali iç içe ,tıkış tıkış ,dedikodulu bir eser :)Kadınlar noktasında temas ettiği hususlar ,ahlaksizliklar acı bir gerçek de olsa rahatsızlık verdi bana.

Romanı o odalardan birisinde kalan, banka memuru olan,ismini bilmediğimiz bir aktaricidan dinliyoruz.Yazar dönemin ahlaki cokuntulerini,alkol,kumar,
bencillik,tembellik,tenperverlik,paraya duskunluk,rüşvet,sadakatsizlik gibi hastalıkların toplumu nasıl felakete suruklediginin altını cizmistir.Hatta o kadar bunaltıcı yaşamlar ki o apartmandan ,o odalardan,o odadaki insanlardan bir önce kaçıp kurtulasiniz geliyor.

Nasıl ki sağlam cemiyet, sağlam ailelerden, sağlam aileler de sağlam fertlerden meydana gelir. Bundan dolayı yazar Ankara'daki farklı yaşamları odalara bölerek ayrı ayrı toplumbilimcisi gibi tek tek yaşamlarını inceleyerek ,toplumun kilcallarina ferdan ferda inerek o tabloyu zihinlerimizde resmederek sağlam bir ailenin ,manevi ve ahlaki değerlerin ne denli önemli olduğunun altını çizmistir.Alkol,kumar,paraya duskunluk,sadakatsizlik sebebiyle fertlerde oluşan iç deformasyon ve ruhsal bozukluklar ciddi bir rehabilitasyona tabi tutulmazsa -kendilerine bir faydaları olmadığı gibi -bütün bütün kimliklerini yitirip topluma zararlı parazit haline donusmeleri tehlikesi ile karşı karsiyalar.

Dolayısıyla evlilik gibi ciddi muessesede de anlaşmazlıklar olduğu vakit eşler bedenleriyle hanenin içinde olmasına rağmen ruhen yakinlasamadiklari için ruhen birbirlerinden uzak, hanenin dışında yasayacaklardir.
Huzur ve emniyet vermeyen yuva da toplumu delik deşik edecek ;onun bozulması, raydan çıkması da milletlerin yikilisina zemin hazirlayacaktir .

Bütün hayatlarını otelin soğuk duvarları arasında huysuzluk,ahlaksızlık ,kavga ve gürültüyle geçiren ailelerin yetiştirdiği nesiller için o yuva handan otelden öteye geçemeyecektir,sağlıksız bir nesil ortaya çıkacaktır .Yine de yazar böylesine karanlık tablo sunduktan sonra tesis ettiği Turan ve Selime ile kurulan sağlam yuvayla ümit vererek , mukaddes bir cemiyetin küçük çapta organize edilmiş hucresinin nasıl olması,nasil bir yol izlenmesi,nasil islerlik kazanması gerektiği ve sağlam yuvanın önemi ile alakalı önemli bir mesaj vermiştir.

Son olarak insanın insanlığı nasıl ki yuvada tamamlanirsa aksi taktirde
yuvanın ,manevi ve ahlaki değerlerin ciddiyet ve ağırlığı ile oynamak insanlık hakikatine dokunmak ,onu hafife almakla esdegerdir .Bu da çöküsün ,bataklığa suruklenisin işaretidir .

Keyifli okumalar ....

S. Ali, bir alıntı ekledi.
16 May 17:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

1896'da, Osmanlı başkentine Theodor Herzl'in seyahatini duymuştu. Herzl, Yahudi sorunlarını muhtemelen Filistin'de bir Yahudi devleti kurarak çözmeyi önerdiği "Yahudi Devleti" kitabını daha yeni yayınlamıştı. Herzl, Sultan Abdulhamid’e para yardımı veya Emin'in anlattığı şekliyle "rüşvet" karşılığında Filistin'i Yahudilere vermeyi önerdi. Sultan'ın cevabı şuydu: "Toprağın bir adımını bile satamam, çünkü o benim değil, halkımındır... Yahudilerin milyonları kendilerinin olsun, imparatorluğum parçalandığında Filistin'i karşılıksız elde edebilirler."

Kudüs Müftüsü Hacı Emin El- Hüseyni, Philip Mattar (Sayfa 28 - Akademi - Ağustos 1.Baskı 1991)Kudüs Müftüsü Hacı Emin El- Hüseyni, Philip Mattar (Sayfa 28 - Akademi - Ağustos 1.Baskı 1991)
S. Ali, bir alıntı ekledi.
16 May 17:23 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Türkler, kısıtlamalar koymaya çalıştı, fakat Avrupalı güçler, Yahudi vatandaşlarının lehinde kapütülasyonları (müslüman olmayan dost devletlere verilen ekonomik ve siyasal imtiyazlar) devreye soktular. Ve Yahudiler, göç ve toprak satımında Osmanlı sınırlandırmalarından kurtulmak için Türk ve Filistinli yetkililere rüşvet verdiler.

Kudüs Müftüsü Hacı Emin El- Hüseyni, Philip Mattar (Sayfa 20 - Akademi - Ağustos 1.Baskı 1991)Kudüs Müftüsü Hacı Emin El- Hüseyni, Philip Mattar (Sayfa 20 - Akademi - Ağustos 1.Baskı 1991)

Sadece peygamberin hayatını anlatmayın, efendim hak yemenin adil olup olmadığını bozgunculuk yapanları hainlik edenleri kula kulluk edilmeyeceğini bağışın rüşvet olduğunu bunları anlatın.!!!!!! Hep aynı nakarat?