“Karla karışık yağmur gözlerimin önünde savrulsa da gözlerime ve bedenime değmiyordu. Onun da usulca çekip gitmekte olduğunu anlamıştım. Ben hâlâ aynı taşın üzerinde oturadurayım, anılarım bu karmakarışık dünyada dört nala koşturuyordu.”
“Çünkü benimle birlikte geçirdiği üç yıl, hayatında yanlış yola saptığı bir dönemmiş ve ancak beni terk ettikten sonra doğru yolu bulmuş gibi geliyordu.”
“Duygusal körlüğüm, kapı ve pencereleri sıkı sıkıya kapatılmış bir eve benzetilebilirdi. Aşk evin önünden gelip geçiyor, ben de bu ayak seslerini duyabiliyordum, ama bunların öylece yoldan geçen, hatta başka birine yönelen adımlar olduğunu düşünüyordum. Ta ki bir gün adımlar evimin önünde durup da kapının zili çalana dek.”