Düşünceleri bizlerle aynı olmayan insanlarla kavga anlamsızdır. Bu hoşgörü, karanlıkta fili tanımlamaları istenen adamların öyküsünde pek güzel dile getirilir. Adamlardan biri filin hortumunu elleyerek, "Bu hayvan hortuma benziyor," der; bir başkası kulaklarına dokunup, "Bu hayvan yelpaze olsa gerek," diye yanıtlar; üçüncü adam elini filin bacaklarına uzatıp hayvanı sütuna benzetir.
Yoğunlaşmayı öğrenmede atılacak en önemli adım, kişinin okumadan, radyo dinlemeden, sigara ve içki içmeden yalnız kalabilmeyi
öğrenebilmesidir; bu beceri de sevme becerisi için bir koşuldur. Bir insana salt kendi kendime yetemediğim için bağlıysam o kişi ancak bir can simidi olabilir. Aradaki bağın sevgiyle hiçbir ilgisi yoktur. Mantığa aykırı görünse de yalnız kalabilme becerisi, sevme becerisinin koşuludur.
Sadece başkaları değil, biz kendimiz de duygu ve davranışlarımızın nesnesiyizdir. Başkalarına karşı takındığımız tavırla kendimize karşı olan tutumumuz çelişmez. Aksine temelden bağlaşıktır.