Zihnimiz, yabancı fikirlerin sığınağı olmak yerine kendimizin teker teker seçtiği fikirlerin merkezi olursa, irade terbiyemizin en mühim kısmını yerine getirmiş oluruz. Zaten katil ile doğru yolda olanın, namuslu ile namussuzun, akıllı ile delinin arasındaki fark, ikisinin de kötü temayüllerle karşılaşmaları ve fakat birinin bu temayül rüzgârına kendini koyuvererek bir kuru yaprak gibi her rüzgâra boyun eğmesi, diğerinin de en şiddetli rüzgârlara göğüs geren ağaçlar gibi etkilenmeyip kendini kurtarabilmesidir.
Hakikaten hür olanlar yalnız irade sahipleridir. Çünkü muhakemelerine ve fiillerine hakimdir; fikirlerini, duygularını ve tahayyüllerini istediği gibi yönlendirir. Her halini aklının onayına sunar. Aklının gösterdiği yolda, vicdanının verdiği emirlere göre hareket eder müspet fikrinin gösterdiği hayat kurallarına göre iş yapmaya güç yetirir.
İyilik, güzellik ve hakikati idrak etmek ne zordur ne de uzun tetkik ve tahsil gerektirir.Ancak genellikle en basit bir zihin bile hayır ile şerri, güzellik ile çirkinliği, hak ile bâtılı ayırt etmekte hataya düşmez. Yalnız hayrı fiile dökmek, ancak maddî ve manevî bakımdan güzelliği daima takip etmekle ve batıldan da ebediyen uzaklaşmakla olur ki bu zordur.