Hepimiz aynı dilde yazılmış aynı kitabı okuduğumuza göre onda farklı şeyler görmek ne anlama geliyor?
Okurken aslında kendimizi okuruz. İster istemez okuma sürecine biyografimizi, birikimimizi, psikolojimizi dahil ederiz. Okuma eylemini duygularımızdan bağımsız gerçekleştiremeyeceğimiz için kelimeler, imgeler, çağrışımlar anlamın her insanda farklılaşmasına sebep olacaktır. Alabildiğine nesnel bir bilgi bile her okurun zihninde öznel bir alanda konumlanır. O bilgiden yapılan çıkarımlar birbiriyle örtüşmez. Aynı hikâyeyi dinleyip farklı sahneler kurarız. Aynı insanla tanışıp farklı çıkarımlarda bulunuruz. Aynı yolu yürüyüp farklı hatıralar biriktiririz. Okumak, sebepleri ve sonuçları itibarıyla alabildiğine öznel bir eylemdir.
Okuduğumuz kitabı başka kimlerin okuyacağını bilmeyiz. Şayet kitabı yeni almışsak biz okuruz, evde başkaları da okur/okuyabilir; kitap her halükarda insandan fazla yaşar ve kitabı bekleyen uzun yolculukta anlamlı ve önemli okuma durakları oluşur.
Okuduğumuz bir kitabı bizden önce kimlerin okuduğunu da bilemeyiz. Bildiğimiz, buzdağının görünen kısmıdır. Diyelim ki yüz yaşındaki bir kitabı aldınız, o kitap kaç elden geçmiştir, kaç kütüphane görmüştür; kaç meraklı göz tamamını, birkaç sayfasını, ön sözünü veya arka kapak yazısını okumuştur bilemeyiz.