• "Kuşluktaki kuzgunlar bile gitmiş oluyor ve ahırlarda sadece kemikler var."
  • - Kendisinden sonraki bütün RÜYA arştırmalarında derin bir etkiye sahip, Romalı bir kahin; Efesli Artemidorus… Oneirocritica isimli, rüya ve tabiri üzerine bir eser yazmış; Mısır ve Yunan kültüründen aldığı malzemeyle, onlar gibi, "rüyâ ve hayâllerin insanların yararına olarak verildiğini" savunan. Hiç bir rüyâ boş değildir; mesele, hâl ve makamına uygun olarak onu yorumlayabilmekte.
    - M.Ö. 2. yüzyılda yaşamış olan Artemidorus'un zamanında, rüyaların Tanrılardan geldiğine ve rahip ve tedavi ediciler yerine, büyücü ve kahinlerin ilgi alanına girdiğine inanılırdı... Artemidorus, bir rüyâyı yorumlarken gereğinden fazla basitleştirmemesi ve iki sebepten bir netice çıkarır gibi kolay ve keyfî davranmaması gerektiğini anlamıştı:
    -" Rüyâyı tabir usulleri genel değildir, bu yüzden de herkesi tatmin edemez; zamana ve kişiye bağlı olarak değişik yorumlar söz konusu olabilir!"
    - Artemidorus, bir rüyâyı tahlil ederken rüyâ görenin adını ve mesleğini, rüyanın hangi şartlar altında görüldüğünü de ele almıştır. O Freud'un daha sonra "serbest tedai", yani "rüyadaki görüntünün akla getirdiği her şey" dediği metodla çalışmıştır. Freud için, rüyâların rüyâ gören için mânası önemliyken , Artemidorus için rüyâyı görenin kendisi için mânası önemli: Freud, rüyâyı görenle rüyâsı arasında psikiyatrist olarak dururken, Artemidorus bizzat rüyâ görenin rüyasının onun için anlamı üzerinde duruyordu... Dediği şu:
    -" Tanrılar, içimizde olanları öğrenmemiz için bize rüyâ gördürüyor. Ama onların bu yardımları sırasında gereksiz sorular sormamalıyız; ve bir cevap verilmişse , teşekkür edip kurban sunmayı unutmamalıyız..."
    - Artemidorus'un rüyâlar hakkındaki bilgisi, olağanüstü derecedeydi. tavsiyelerinin çoğu iki bin sene geçtiği halde uygulanabilir nitelikte... Onun eserinden faydalananlar arasında Freud ve Jung'da var
  • Rüyaların da satıldığını duyduğum günden beri gözüme uyku girmiyor. Bir ucunda uyku, öbür ucunda merakın yer aldığı halat, uzun bir çekişmeden sonra merakın kıyısına geçiyor kaç gecedir. Kaç gecedir göz kapaklarım uyku oklarını savuşturan iki cengaverin kalkanına dönüşüyor. Acaba diyorum, nasıl bir pazarda satılıyor rüyalar? Rüyacıların raflarında kumaş topları gibi dizilmiş, rengarenk ve desen desen rüya topları mı var? Her toptan birkaç metre açılmış uzun bir masadan mı seçiliyor rüyalar? Her gece kaç metre rüya gerekiyor bana? Şu buz mavisi topun metresi ne kadar? Aynı rüyayı görmek isteyenler için yeterli mi raftakiler? Rüya atölyeleri vardiyalı mı? Gece rüyası bitenler için, nöbetçi rüyacılar var mı?
  • 120 syf.
    ·11 günde·10/10
    Bir Rüyadır Dünya. Uyandığında gördüğün her şeyden hesaba çekilip seçtiğin her yolun nereye vardığını soracakları bir rüya.
    Uykudayken bile Rüyaları gösteren yaratıcı tarafından bile defalarca uyarılara maruz kalmış bir hayatın hesabını rüyadan uyanınca vermeyi bilmekte ayrı bir uyanma şekliydi. Tabi uyanabilenlerdensek. Dünya Rüyası içinde rüya görenlerin, rüyasında konuşmasına tuhaf gözle baktığı bu dünyada, Mezarlığın girişinde HAMUŞLAR(Suskunlar) diye yazması, Rüya içinde konuşanın mı yoksa ölüm denen gerçekle karşılaşanların Seslerini duyuramaması, kimin suskun olduğunu en güzel ifade şekli olmuştur.
    İşte tamda böyle bir rüyanın içinde Rüyaların ne olduğuna anlam veremeyen Elif’in Almanya’dan rüyaların peşine takılıp İstanbul’a rüyaların sebebi bulmak için gelmiştir. Kader onu İstanbul da Sema yapan insanları izleyip Rüyaların ne anlama geldiğini açıklığa kavuşturması için ismi Galip olan Gençle tanışmaya kadar getirir.
    Babasından gördüğü şiddet üvey annesinden göremediği sevgi onu hep yanlış kapılara sürüklemişti. Aradığı şeyi bulamadığı her kapı onun yüzüne kapanırken Rüyalarında göreceği bir kapının onun için en doğru kapı olduğuna karar verene kadar her kapıyı açmaktan vazgeçmeyecekti.
    Almanya da yaşadığı İslamiyet den uzak bir hayat gördüğü rüyalar Galibin anlattığı Hikayeler onu içinden çıkılmaz bir hale sokmuştur. Gördüğü her rüyada konuşup ona bir türlü kim olduğunu anlayamayan ona çizdiği yollarda onu gerçeğe bir adım daha yaklaştıran adını hiç duymadığı, sonradan öğrendiğinde ise ne kadar büyük bir alim olduğunu öğrendiğinde ne kadar doğru kapılardan geçirdiğini ve yol gösterdiğini anlayacaktır Elif.
    Aşkı sordu Galip’ e en çok neydi bu aşkın Tarifi. Leylanın içinde var olan mıydı yoksa keremin içindeki çaresizliğin halimiydi. Aşkın cevabını aradığı her soru Elif’i gerçek Aşka bir adım daha yaklaştırdı beşeri bir aşkın içinden çıkıp Gerçek aşkı bulmak adına çıktığı yolda, Galip’in benzetmesi ile söylemek gerekirse Yusuf’un karşısında duran Züleyha dan farksızdı. Züleyha şanslı idi Züleyha kadar Elifte bir o kadar şanstan nasibini almıştı. Çünkü Züleyha’nın karşısında Yusuf, Elifin karşısında ise Galip durmakta idi. Doğru kapıyı bulmak için Doğru insanı bulmak gerekir. Eğer hayatınızda doğru insan varsa ve buna inancınız Tüm kalbiniz ile ise, Doğru kapı en az doğru insanın sizin yanınızda olduğu kadar yakındır size.
    Peki Elifin rüyalarında Elife yol gösteren alim kimdi ?
    Elif Galip’e bakınca hissettiği neydi ?
    Elifin duyduğu ve kendinden geçiren ses neydi?
    Her şeyden önemlisi Almanya dan kaldırıp İstanbul’a kadar getirecek rüyaların içinde ne vardı ?
    İşte bunların hepsi kitabın içinde
    İyi okumalar…
  • 184 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Hayaller peşinden koştuğun taktirde gerçek olur, istemek yeterli değildir daha çok isteyip peşinden gitmek gerekir.

    Yılın ilk kitabı bitti. Herkesin çılgınlar gibi okumamı söylediği Paulo Coelho en iyi eseri dediği simyacı'yı tek solukta okudum. Ve kesinlikle o topluluğa katılıyorum. Diğer kitapları da harikaydı tabi ama simyacı da piramitler, kutsal kitap, rüya felsefe taşı vb birçok olgu kitaba mistik bir hava katmıştı. Bu da kitabı okudukça okuttu.
    Aslında tek seferde okununca çok fazla doygunluk veren bir eser olduğunu düşünmüyorum. Her okunduğunda okuyucuda farklı seziler uyandırmaya elverişli bir kitap.
    Yani açıkçası hızlımı okudum emin değilim ama kendimi tam doymuş hissetmiyorum. Sanki bir şeyler eksik.. Konusu :

    Gördüğü rüyaların bir anlamı olduğunu düşünen santiago rüyasını peşinden gitme kararı alır. Çıktığı yolculuk onu ispanya'da mısır piramitlerinin eteklerindeki hazineye götüre bilecek mi ip ucu vermeyeyim ama. Bu yolculuk ona hazine değerinde bilgiler, insanlar verecek. Kişisel menkıbesine ulaşacak belki de. Aşkı, rüyası, koyunları onu bu maceradan çoğu zaman alıkoymaya da kalksa. İç sesi santiago'yu hedefine ulaştıra bilecek mi... Sade bir dili olmasa da kurgusu gereği son derece akıcıydı. Bence Paulo simyacı ile zirvesini yapmış..
    Unutmayın sözcüklerin ötesinde bir dil var..