Mustafa Kemal, kendilerine uzak dağları aşıp, sarp kayaları yararak devletin getirdiği suyun çeşmeyi yapanların diliyle konuşmamaları sebebiyle için için bu insanlara kırılıyordu. Onda bir memleketin vatan olması için insanların din birliği kadar, dil birliğine de sahip olmaları gerektiği fikri, zihnine bir çakmak taşı gibi vurup kalbini burkan bir ışıltıyla geçti.
Zübeyde Hanım doğmadan büyük bir umut ve sevgiyle bağlandığı yavrusunun milletinin kaderini değiştireceğinden, Ali Rıza Efendi ile kendisini mutlu kılacak bu çocuğun çöken devletin geleceğine ışık olacağından habersizdi.