• Zeka, doğru kararı doğru zamanda vermektir.
  • Çocuklar en başından beri her iki cinsiyete de bağımlı olabilmelidir ve her ikisiyle olan ilişkisinde bireyleştirilmiş benlik duygusunu oluşturabilmelidir. Böylece, erkeklik bağımlılığın inkârına ve kadınların değerinin düşürülmesine bağlanmazdı. Kadın kişiliği, bireyleşmekle daha az meşgul olurdu ve çocuklar her şeye gücü yeten annenin korkusunu ve kadınlara özgü özellik olan kendini kurban etme beklentilerini geliştirmezdi
  • Mitchell ve diğer ilişkisel analistler için ailenin özelliklerine yönelik bilgi ve bilinç dışı etkenlere dikkat çeşitli yollarla keşfedilir. Önemli bir yöntem, terapist-hasta ilişkisinin gelişmesidir. Bu keşif tâkip eden örnek olayda daha önceki dördüne göre daha belirgindir. Teyber'in (2006) ilişkisel yaklaşımlardaki yöntem tarifi terapistin hastalarla çalışırken ilişkisel ifadeleri nasıl kullanabileceğine dair bazı fikirler otaya atmıştır fakat, Teyber'in yaklaşımı Mitchell'in ve meslektaşlarının bir sonraki örnekte kullandıkları psikanalitik kavramsal açıklamaları sağlamamaktadır.

    Sam, bir kadınla uzun süreli ilişkisi olan yetişkin bir erkektir. Mitchell (1988) onu çökkünlük (depresyon) ve zorlantılı aşırı yeme (compulsive overeating) belirtileri olan birisi olarak tarif etmiştir. Sam'in doğuştan ağır beyin haşan olan kız kardeşi var. Kız kardeşinin sorunlan, aile bireylerinin hastalıkları ve iş başarısızlıktan nedeniyle Sam'in babası, kız kardeşinin doğumundan önce yaşam dolu biriyken o ve Sam'in annesi depresyona girmiştir. Sam'in anne ve babası zaman içinde atıl ve özensiz olurlar. Sam, onlar ve gerçek dünya arasmdaki bağlantıyı kuran kişi olarak görülüyordu. Mitchell (1988), Sam'le otan çalışmasını betimlemiştir.

    Analitik inceleme, Sam'in derin benlik hasarı algısını ve depresyonunun ailesiyle bağını sürdüren mekanizma işlevim gördüğünü ortaya çıkanr. Zaman içinde Sam ve ailesinin depresyonu bir prensip, bir varoluş biçimi hâline getirdiği ortaya çıkar. Onlar dünyayı acı ve ızdırap dolu bir yer olarak görüyorlardı. Yaşamın tadını çıkaran insanlar yüzeysel, entelektüel ve ahlakî olarak bozuk, kelimenin tam anlamıyla ciddiyetsiz ve sıkıcıdır. O, çile çekiyormuş gibi gözüken insanlara doğru çekiliyordu. Onlara karşı aşırı empati duyuyor ve yardımcı oluyordu, ama bunun sonrasmda kendisini tuzağa düşmüş hissediyordu. İnsanlarla en yakınlaştığı deneyim, birlikte ağlamalarıydı; neşe ve zevk mahrem, başkalanndan ayıran ve neredeyse utanç verici duygulardı.

    Sam ve analisti bu şekilde bir bağlantının onun terapistle ilişkisini etkilediğini gözden geçirdiler. Birlikte analistin çile çekmesine yönelik ve Sam'in ona hevesle ihtimam edip birlikte sonsuza kadar sefalet içinde sürünmelerini içeren birçok fanteziyi incelediler. Daha örtük bir biçimde, Sam'in aşın hassas ve içten anlayışlı varlığı oturumlarda hüzünlü, ama sıcak bir atmosfer yarattı ve terapist bu durumdan keyif aldığını fark etti. Sam'in bu tür bir bağlantı kurma kapasitesi hem aşın derecede rahatlatıcı hem de bir anlamda endişelendiriciydi. Zaman içinde analist, bu sıcak atmosferin Sam'in analiste çok yardımcı olduğu inancından kaynaklandığını anladı. Analist büyük iyileştirici olup da aynı zamanda yardıma ihtiyaç duyandı. Analistin, Sam'in dikkatli hizmetlerine teslim olmak için güçlü karşıt transferansın çekicilik olarak tanımladığı şeye analistin yardıma ihtiyaç duyması yol açtı ki, aynlma, mani nitelikli tersine çevirme (manic reversal) gibi durumlan içeren bu çekime yönelik eşit güçlü dirençler bunun yerine geçti.
  • Hendek Savaşında Kaçırılan Birkaç Vakit Namaz:
    Peygamber efendimiz (s.a.v) ve arkadaşları (r.a) Bir savunma savaşı olan Hendek savaşı sırasında, mücadelenin amansız ve çetin geçmesinden dolayı öğle, ikindi ve akşam namazlarını kılamamışlardı. Bu çok üzücü bir durumdu. Çünkü ne olursa olsun namazdan feragat edilmemeliydi. Bu durum, Peygamber efendimizi (s.a.v) o kadar üzmüş ve sinirlendirmişti ki beddua etmekten kendini alamamışlardı: "Onlar, nasıl güneş batıncaya kadar uğraştırıp bizi namazımızdan alıkoydular ise, Allahü teâlâ da onların evlerine, karınlarına ve kabirlerine ateş doldursun!"
  • Analitik inceleme, Sam'in derin benlik hasarı algısını ve depresyonunun ailesiyle bağını sürdüren mekanizma işlevim gördüğünü ortaya çıkanr. Zaman içinde Sam ve ailesinin depresyonu bir prensip, bir varoluş biçimi hâline getirdiği ortaya çıkar. Onlar dünyayı acı ve ızdırap dolu bir yer olarak görüyorlardı. Yaşamın tadını çıkaran insanlar yüzeysel, entelektüel ve ahlakî olarak bozuk, kelimenin tam anlamıyla ciddiyetsiz ve sıkıcıdır. O, çile çekiyormuş gibi gözüken insanlara doğru çekiliyordu. Onlara karşı aşırı empati duyuyor ve yardımcı oluyordu, ama bunun sonrasmda kendisini tuzağa düşmüş hissediyordu. İnsanlarla en yakınlaştığı deneyim, birlikte ağlamalarıydı; neşe ve zevk mahrem, başkalanndan ayıran ve neredeyse utanç verici duygulardı.
  • Efendimiz hoşgörü sahibiydi ancak bu hoşgörüsü müminlere ve masum olan gayri müslimlereydi.. Bu 2 olayı okursanız efendimizin 30-40 gün beddua ettiğini açık ve net görürsünüz. (İnancıma hakaret eden birisine benden hoşgörü beklemeyin)
    — Reci Vakası:
    Adal ve Karra kabilelerin efendimize (s.a.v) gelerek Müslüman olmak istediklerini belirtmeleri ve kendilerine dini öğretmen üzere muallimler istemeleri üzerine on bir sahabinin bu kabilelere doğru yola çıkarken bir komploya kurban gitmelerine reci hadisesi denir. Dokuz sahabe orada şehit düşmüştü. İkisi ise (Hubeyb ve Zeyd) esir alınarak Mekkeli Müşriklere satıldı. Onlar da kısa sürede asılarak şehit edildiler… On bir arkadaşının hain bir pusuya kurban gitmesi efendimizi çok üzmüştü.
    — Biri Mauna Olayı:
    Reci vakasına benzer bir olay olan biri mauna olayında irşat ve tebliğe davet edilen 40 ya da 70 kişiden oluşan hepsi suffa ehlinden olan sahabi grubu Amir ve Süleyman Oğulları tarafından şehit edildi. Seçkin ve kıymetli sahabilerinin hunharca katledilmesi efendimizi derinden etkiledi. Öyle ki enes bin malik: "Resûlullah'ın, Bi'ri Mauna'da şehid edilen ashaba yanıp üzüldüğü kadar hiçbir kimseye, hiçbir şeye yanıp üzüldüğünü görmedim!" der. ibni Sa'd, Tabakat.
  • “Allah, herkese ona emanet ettiği şeyin hesabını soracaktır; muahafaza etti mi, etmedi mi?
    Kişi de ev halkından sorulacaktır.”

    (Nesâî el-Kübrâ 9129)