İnsan kendi bedeni değildir, çünkü bedeni bir “şey”dir; canı, ruhu, psike’si, bilinci de değildir, çünkü o da bir “şey”dir. İnsan hiçbir “şey” değildir, olsa olsa bir dramdır – kendi yaşamıdır, her birimizin başına gelen ve her birimizde olaylardan başka bir şey olmayan, salt ve evrensel bir olay. Tüm şeyler, ne olursa olsunlar, insanın karşılaştığı şeylere getirmeye çabaladığı yorumlardan başka bir şey değildir.
Ve bir kez daha tekrarlayalım ne demektir ölmek? Ölmek tek bir anlama gelir: Bana şu ya da bu ilişki altında ait olan parçalar dışarıdan beni karakterize etmeyen başka bir şeyi karakterize eden, başka bir ilişkiye girmeye zorlanmış, belirlenmişlerdir.
eskiden şaşardık bazı şeylerin yokluğuna
artık bu yokları var etmeyi usladık
ağaçları budadık ormandan balıkları tuttuk denizden
hani bazı açılmaz sanılan kapıları omuzladık
çünkü herkesin elinde bir saat bir sümbülteber
Edebiyat, bilincin bilincini yitirme güçsüz- lüğünde; bilincin yok olarak, bir ben'in şaşmazlığından koparak, bilinçsizliğin ötesinde, kişisel özelliği olmayan bir kendiliğinden-lik içinde kendini yeniden oluşturduğu o harekette, bilince kendi varlığını keşfettiren bu deneyimdir, gözü dönmüş, bir şey bilme- yen, kimsenin bilmediği ve bilgisizliğin onu bakışa dönüşmüş kendi gölgesi olarak hep arkasında bulduğu bir bilginin hırsıdır.