Yıldızlı gökyüzü her zaman olduğu gibi ormanın derinliklerini aydınlatıyordu. Bütün yıldızlar görevlerini yerine getirmenin mutluluğu içinde ışıldıyorlardı.
Aralarında yalnızca bir tanesi çok mutsuzdu ve mutsuzluğu ışığına yansımıştı. "Hey minik yıldız! Neyin var, neden üzgünsün?" diye sordu Kutup Yıldızı. Minik yıldız derin bir iç çekip "Hiç işe yaramıyorum. O kadar küçüğüm ki insanlar beni görmüyor, ışığım kimseyi aydınlatmıyor." dedi.
Bunu söylerken ışığı daha çok sönmüştü. Etrafındaki yıldızlar "Üzüldükçe kendini yok ediyorsun." diye onu ikna etmeye çalıştılar. Ama minik yıldızın bir süre sonra ışığının sönmesine engel olamadılar. Zavallıcık umutsuzca gökyüzünde salınıyordu. O sırada evlerden birinden "Anne, uyumadan önce iyi geceler dilediğim minik yıldızı göremiyorum. Hep şurada, Kutup Yıldızı'nın yanında olurdu." diye bir ses duyuldu. Annesi "Hadi ama üzülme! Belki de bir bulut önünü kapatmıştır." dedi.
Çocuk, biraz rahatlamıştı. Uyumak için pencerenin önünden ayrılıp yatağına gitti. Minik yıldız, çocuğun söylediklerini duyunca heyecandan içi içine sığmadı. Mutlu olunca tekrar parlamaya başlamıştı.
Gökyüzünde minik yıldızı gören ve hatta ona iyi geceler dileyen bir çocuk vardı..
Anonim