Binlerce kelime, onlarca hikâye var boğazımda düğümlenmiş. Susuyorum konuşmam gereken yerlerde; dilimi tutamıyorum ne zaman susmam gerekse. Anlatacak çok şeyim olsa da, emin değilim anlaşılmak istediğimden..
Kişi bir yetişkine dönüşür ve babasının, hayatına nasıl yön verdiğiyle ilgili anılarını anlatır. Baba serttir, tutucudur, despottur ya da çok naif ve pasiftir. Birey babasıyla olan ilişkisinin hayatını tamamen yönettiğini iddia eder. Fakat anneyle kurulan bağ ya da kurulamayan bağ babanın hayatımızda oynadığı rolün katbekat üzerindedir. Annenin aktarımları, öfkesi, üzüntüsü, mutsuzluğu, ilgisizliği ya da sizi işgali hayatınıza yön veren asıl etkendir. Bunu keşfettiğiniz gün, hayatınızın "en farkında" günü olacak.
Sürekli iyi olmaya çalışırsak beynimizin içindeki geçmişin, iyi anıların duygularını bitiririz. Onlar bitince, ileride iyi duygu kalmayacak. Gün geçtikçe çocuğunda da iyi duygu kalmıyor. Tüm annelere babalara söylüyorum ben; onların çoğu, çocuklarını sürekli mutlu etmeye çalışıyor. Mutlu olsun, mutlu olsun, mutlu olsun... Kendi geçmişinizi çocuklarda düzeltemezsiniz, bunu önce bunu kabul edeceğiz. Çocuğunuzun üzülmeye de ihtiyacı var, yalnız kalmaya da bazen; terk edilmeyi deneyimlemeye de, başarısız olmayı deneyimlemeye de... Çocuk bir konuda başarısız olabilir. Gelip ağlayacak, belki çok üzülecek. Onu nasıl karşıladığın önemli. Sen orada parçalanmadan ona anlatacaksın; kaybetmenin, başarısız olmanın, sınavda kötü not almanın, arkadaşıyla kavga etmenin, yalan söylemenin, kendisine ait olmayan bir şeyi almanın kötü bir şey değil, bir deneyim olduğunu göstereceksin. Şu an utanıyorsun. Utanmayı deneyimliyorsun. Şu an başarısızsın. Evet, başarısız olmak kötü bir şey değil. Onu bir hisset. Ne hissettiriyor sana? Çok kötü olursa sarılacağız, o duyguyu alacağız. Yani çocuğumuzun her kötü şeyi, olumsuz şeyi yaşamasına izin vereceğiz.
Annelik duygusu bizim anlayabileceğimiz bir şey değildir, çok derin bir yoldur. Tüm anneler için öyle tabii ama burada annelerin de kendilerini suçlamaması gerekir. Bu da önemlidir, çünkü onlar da belli travmalarla büyüdü.
Tek başınıza kalmalısınız çünkü dış dünya kendinize temas etmenize izin vermez. Hızlanmak zorundasınız; yiyeceksiniz, içeceksiniz, sevişeceksiniz, uyuyacaksınız. Bir sürü işiniz var; oraya buraya gideceksiniz, bir şeyler alacaksınız, birçok konudan kaçacaksınız. İşte bu hız size izin vermez. Eğer yavaşlarsanız içe dönmek zorunda kalırsınız. Dış dünyaya içeriden bakmak daha farklıdır. Depremi, pandemiyi, cinayetleri, ekonomiyi, bazen de seçimi ve başka şeyleri unutup dünyaya bakarsınız. Başka duygular içinde yaşarsınız; o duygular geçmişin duygularıdır.