• "Saat beşte sabah namazı?"
    "Kalkamam."
    "Altıda patron?"
    "Kalkarım."
    Mehmet Yıldız
    Sayfa 71 - Genç nesil
  • 24 Ağustos 1922 de karargâhlarımızı Akşehir'den, saldırı cephesi gerisindeki Şuhut kasabasına getirttik. 25 Ağustos 1922 sabahı da Şuhut'tan savaşı yöneteceğimiz Kocatepe'nin güneybatısında çadırlı ordugâha gittik. 26 Ağustos sabahı Kocatepe'de hazır bulunuyorduk. Sabah saat 5.30'da topçu ateşimizle saldırı başladı.
  • " Çankaya 'da sabah saat 5''ten önce yatmazdı. Uykuda geçirdiği zamana acırdı. Kütüphanesine kapanır sabaha kadar okurdu "
  • Pazartesi, 5 Temmuz. Saat gecenin dördü. Daha doğrusu sabahın. Güneş çıkmış. Belki de her sabah, bir aydır yağmurla, bulutlu havayla uyandığım tüm sabahlarm bu saatinde kuzeyin batmaz güneşi vardı. Dört saat sonra sokaklardayım. Gri yapıların üzerini yeniden yağmur bulutları bürümüş. Arada bir yağmur boşanıyor. Bir ıslanıyorum. Bir kuruyorum. Kent boş. Son yolculuklarını beklemek zorunda olan yaşlı kadınlardan başka hemen hemen kimsecikler yok. Bazıları saat tam 9.30’da 19 ya da 29 numarah otobüslerden inip, Batının en büyük mağazasına giriyorlar. Orada dantellere, gelinlik kumaşlarına, ya modasına, çantalara, saatlere, düşünülecek ve düşünülmeyece her mala dalıyorlar. Bir günü daha öldürmek için.
  • BÜTÜN YAŞAYAMADIKLARIMIN ACEMİSİYDİM,YAŞADIM, USTALAŞTIM VE YAŞAYAMADIKLARIMA ACEMİ KALDIM

    "Desene yaşam tekrarlardan oluşuyor…
    Tekrarlardan değil, dedi; tekrarların tekrarından"
    Hasan Ali Toptaş

    Ivan Denisoviç Şukov.
    "Şukov'un cezasında buna benzer üç bin altı yüz elli üç gün vardı. Kalk vuruşlarından ışıklar sönene kadar."

    Soljenitsin abiyle de tanıştım çok şükür, pişman değilim, sevinçliyim. "Acıyı bal eyledik." mecburiyetten..

    Hüküm verildi : 10 sene çalışma kampı hapishanesi,marş marş!!

    Yıllarca aynı günü yaşamak, her gün biraz daha ustalaşarak.. Anlatılan milyonların gerçek hikayesidir. Bizi buraya kim fırlattı? Bilen var mı? Var. Yok. Ne fark eder.

    "Uyku dışında cezalıların kendilerine ayırdıkları zaman , sabah kahvaltısındaki on dakikaydı. Beş dakika öğle, beş dakika da akşam yemekleri."
    "Çorba her zaman aynıydı. Karışımı sadece kışın gelen sebzelere göre değişiyordu. Geçen yıl yalnız tuzlu havuç yemişlerdi."

    Arkadaşlar, gardiyanlar, görevliler, her çeşit tutuklular, kimler ve daha kimler..

    "Kamp hayatında sabah toplantısına gitme zamanından daha acı bir an olamazdı."
    "Dikkatle dinleyin hükümlüler! Yürüyüş kolu asla bozulmayacak.Aceleye lüzum yok.Uygun adım yürüyün. Konuşmak yok!"

    Bir tabak fazla yemek yiyebilir miyim ya da bir lokma fazladan ekmek? Çay diye çok güzel bir şey vardı içtikçe iyi gelen, kahve mi o da neydi? Az daha uyusam, hava çok soğuk. Hastayım ben niye inanmıyorsunuz? Acımazlar sana. Kendini evinde mi zannettin? Kes sesini ve işine bak. Emir almaya çok alıştık. Lanet olsun hepinize..

    Zaman, hatıralarla birlikte işlerdi insanın yüreğine..

    ARALIK 2009-MAYIS 2010, YER : MANİSA

    Bölüğümüz 360 kişi. 5 koğuşta 72 kişilik ranza düzeniyle yatıyoruz. Her sabah 5.00 kalkış, KOĞUŞ KAAAAALLLLKKKK !!!!

    Tuvalet, traş, kahvaltı.. Süreniz 45 dakika marş marş !!!
    360 kişi ve 10 tuvalet. Bir tuvalete 36 kişi düşüyor.
    Kahvaltıda 2 günde bir çay var.
    Her gün traş olmak yabancı bir alışkanlık.

    Saat : 6.15
    İctima, sabah sporu, silah al marş marş !!
    Güneşin doğmasına nereden baksan 1,5 saat var. Yarasa mıyız biz? Vampir miyiz? Karanlıklar lordu mu?
    En uzun kış gecelerinde, güneşin en son doğduğu,ülkenin en batısına gelmek kimin fikriydi? (İÇ SES : Tabi ki senin fikrindi kes zırlamayı.)

    Güneşin doğması yetmez. Spil dağını da aşması gerekir, saat 8.30 ilk pırıltılar, hava açıksa tabi. Haftanın 4 günü yağmur yağar. İt gibi titremek için mi geldin buraya?

    Yürüyüş, tekrar yürüyüş. Komutan koşturur canı isterse, ister elbette. Koş, koş, koş... Süründürmek de ister bazen, sürün. Bazenler çoğalır bazen.

    HER TÜRK ASKER DOĞAR
    VATAN SANA CANIM FEDA
    1-2-3-4
    BİR-Kİ-ÜÇ-DÖRT

    Öğle yemeğine hücuuuuuummmmm !!! Bu nasıl yemek, bu nasıl et çiğnenmiyor. Bu nasıl çorba su gibi. Bu nasıl gürültü. Bu nasıl bir döngü? Bu nasıl ve niye ve niçin ?

    Akşama çok var daha. Sen gel buraya koştur şuraya. Sen öbürü diğeri falancası filancası şuraya buraya oraya marş marş !!!

    Akşam yemeğine hücuuuuummmmm !! Bu nasıl yemek. ( İç ses: Kes lan beğenmiyorsan yeme aç kal da göreyim artistliğini senin. Tamam sustum.)

    Saat 20.30 Yat ictiması, er onbaşı çavuş. Acemi usta yarak kürek toplan !!!

    Askerin bilmesi gereken üç cümle;

    Emret komutanım !!
    Emredersin komutanım !!
    Sağol !!

    Uyuyalım artık, uyursak rüyalar alemine dalarız. Uyku bizi bırakma. Uyuruz zaten pestilimiz çıkmıştır. Uyku ne tatlısın. Canım uyku. Acemilik bitsin hele, gece nöbetleri de başlayacak daha dur. Her gece 2 saat nöbet, nöbet yerine gidip gelmen de ki 3 saat. Gece uykuları bölük pörçük. Uyku süresi yaklaşık 4 saat.

    Sabah 5.00 KOĞUŞ KAAAAALLLLLKKKKK !!!!!

    Bir gün, sadece bir gün, hep aynı bir gün.. Bitinceye kadar..