• Gece yatmadan önce yatağa uzandım ve telefonuma indirdiğim Kafka "Dönüşüm" kitabımı okuyorum tam da aşağıda alıntı yaptığım paragraftayım... heyecanla okuyorum...

    Oğlum da sabah erken okula gideceği için "beni sabah erken kaldırmayı unutma" yazılı notu baş ucuma duvara yapıştırmış.

    Karanlıkda birden bir hışırtı

    Kağıt yapıştırıcısı azaldığı için hışırtı ile aşağı kafama düşmesin mi

    Ben şok :((

    Töbe yarabbi bu kadar mı denk gelir.)))


    .... Ve bunun üzerine Gregor birdenbire ortaya
    çıkıverdi, -kadınlar o anda yan odada azıcık
    soluklanmak üzere yazı masasına
    dayanmışlardı- gidiş yönünü dört defa
    değiştirdi, önce neyi kurtaracağını gerçekten
    bilmiyordu, derken artık bomboş duvarda
    enikonu dikkat çeken kürklere bürünmüş kadın
    resmini gördü, aceleyle yukarı tırmanıp
    gövdesini cama bastırdı, böylece hem
    tutunuyor, hem de cam sıcak kanına iyi
    geliyordu. En azından şimdi Gregor'un üzerini
    tümüyle örttüğü bu resmi hiç şüphe yok ki
    kimse almayacaktı artık....
  • Emine teyze kuşağının arasından üç tane küçük paket çıkardı:
    — Buyur. Şunda okunmuş İncirler var. Dört tane. Şunda okunmuş tuz. Bunlarda muskalar...
    Mustafa, «Bismillah» diyerek üçünü de aldı:
    — Ne olacak bunlar? İncirleri biz mi yiyeceğiz? -Kâğıdı açtı-: Bir okka incirden dört tanesi mi okundu?
    — Sus rezil. Dört tane yeter. Karıya yedirilecek bunlar... Muskalardan birisini karının yattığı odada yakacaksın. Tuz da tuzluklarına konacak!
    Yahu siz adamla eğleniyor musunuz? Aman teyze! Karı elimizden incir yese,beni yaktığı odaya alsa, neden muska, almaktayım ben beş kayma verip?...
    — Töbe çek akılsız, töbe çek! Muskasız olur mu? İşin temeli kara tavuk kanıyle yazılmış muska,..
    — İsterse kara öküz kanıyla yazılsın. Olmadı bu iş teyze! T
    — Dur telâşlanma... Amcan dedi ki: Bu oğlana sevabına ögretıver.»
    — Neymiş yolu?
    — Dinle, çırpınmanın hiç faydası yok). Muskalardan birisini, yeni kalaylanmış, tencereye koyacaksın. Tencerenin içine su doldurulacak. sabah sabah bu suyla yüzünü yıkayacaksın.
    — Yüz yıkamak kolay...
    — ikinci muskayı, karının kapı eşiğine gömeceksin. Sıvanın altına.
    Merdiven kapısınla.— O da kolay!
    Odanın ortasında yakmağı n'apalım?
    — iyi dinle: Tenhada gizliden gidersin, yattığı odanın camını aralarsın, muskayı tutuşturur dumanını içeriye üflersin!
    — Bu kadarı yeter miymiş!
    — Yeter.
    — Ya incirle tuz? Karı bizim gönderdiğimizi alır mı?
    — Hediye mendiliyle göndermeyeceksin. Mübarek; okunmuş incir... Sen gâvur musun? Yarım okka incir daha alacaksın. Aldın mı? Bir uygun cad-ı kafi bulacaksın! Bulduğun karı gider, kuşağından okunmamış incirleri çıkarır, yemeğe başlar.
    Arada bir, okunmuşları Ayşe'ye verir, yedirir. Sonunda «Kız incir tuttum, elim yapış yapış oldu, tuzluğunuzu getir parmaklarımı kurutayım!» der. Tuzu kutuya atıverir.
  • 384 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    #SPOILER

    "Sudan ÇIKIIIN !!!!!!! :)

    "Bir çoğunuzun çocukluk travmasına böyle bir sesleniş tabii değildir yüksek ihtimalle .. şanslısınız

    Ama benim gibi Amity kadar küçük bir sahil kasabası çocuğuysaniz iş değişir .. üstelik yedi yaşında sandalınız ile balığa çıkıyor (tabiiki kıyıda ) dokuz yaşınızda babanızla sürat motoru kullanıyorsanız :)

    "Serseri kaptanın korkak kızı " diyorladı bana kim bu lakabı yapıştırmıştı tam hatırlamıyorum ama yüksek ihtimali Ömer amcaydı. .Büyük teknelerle gece avına çıktıkları zaman babam da onlarla giderdi ..ben gitmezdim çünkü korkardım köpekbalıkları beni yer diye ..
    Tüm balıkçı çocukları sabahı sabah ederdik ki bize köpekbalığı tutup getirecekler uyumak da neymis :) uyumak haram o gece:) ve olurdu mutlaka bir tane allah ne verdiyse getirilerdi :)
    Genelde "Camgöz" denilen boyu birbuçuk metreyi aşmayan modeli düşerdi elimize ..
    Zaten bu sularda birde "pamuk" görülürdü ki zararsız olmasına rağmen burun buruna gelseniz ödünüz kopar yeminle ..heybeti fenadır:)
    Yıllar sonra bir balıkçıda sergilenirken yanına yanaştım da ölüsü bile heybetliydi hayvanın .. :) dişini istedim (ön dişlerin hepsi gitmiş ) arkalardan bir tane kesip çıkardılar sağolsunlar verdiler .. diyorsunuz ki ne olacak o diş :)
    Uğur ve koruma getirdiğine inanılır köpekbalığı dişi ama önce iyice bir kaynatacaksın .. koydum cezveye kaynatiyorum töbe yarabbi bir koku cam pencere aç yine de durulmuyor :)) annem bir hışımla girdi mutfağa "bi kerede normal bi şey yap be kızım " dedi hiddetle aldı elimden ne varsa diş_miş hak getire cezvesiyle bastı çöpe :)) O günden beri uğursuzum:)

    "Camgözlerin ve Vatosların karnını yarar içinde ne var diye otopsi yapardık çocuklarla ..babam bir gün dediki "bunların canlıyken karnını deş suya geri at kendi kendini ısırmaya yemeye başlar "

    Canım babam bilmediği de yoktu .. rahmetli :)

    Yıllar ilerledikçe ben büyüdükçe ve deniz hakkında milyonlar ögrendikce ..denizin ne kadar "güvenilmez " olduğunu farkettim ..
    O sebeple hâlâ ürkerim ve ayağım yerde olsun isterim ...
    "Meşhur can yelekleri mottom çocukluktandır"

    Köpekbalığı aşkım hiç bitmedi Büyük Beyazların dehşetli beslenme çılgınlığı, Boğa kopekbaliklarinin tuzlu sudan tatlı suya geçiş yapıp uyum sağayabildigi ve mako'larin hızı beni her zaman büyüledi ..

    UZUN OLUYOR ama idare edin :))
    Geldim "Jaws_(çeneler_ denizin dişlerine )

    Önce filmini izledik tabii .
    Vallahi o kuşak bir kayıp :) denize ayağını sokmaktan korkan bir kuşak oldu .

    Pazar günleri bizi pikniğe götürüyorlar (bir kamyonla) _ :)) hem deniz hem dolma hem kuru köfte :) bide en burjuvazi aileyiz "Badminton " oynuyoruz teyzemle:) ama kamyon arkası yazıların hepsini biliyoruz :))) Hikmet agbi var mahallenin delikanlısı diyim hadi ağız bozmadan ..
    Ne zaman suya girsek "JAWSSSS" diye bağırıyor.. Vallahi 1.97 boyundaki eniştem bile koşa koşa sudan çıkıyor :))

    Yazlık sinema dönemi filmi yeni izlemişiz .
    Sağ yanımda "Carrie " ve "Omen" afişleri var :) Blatty nin"Şeytan " ı :)) hop oturup hop kalkıyoruz izlerken ..annem parmak aralarından seyrediyor filmi :) teyzemin içi bayılmış korkudan "Elvan " gazoz almaya gidiyor he heee .. Cekirdeksiz ,gazossuz ,evden gelme mindersiz "Jaws" mı seyredilir be .. :)

    Zaten o zamanlar biz filmleri bayatladıktan sonra izleyebiliyormuşuz 1975 de çekilen fimi 1981 de oynatiyorlar . On beş yirmi yıl gecikmeli gelen filmler bile varmış ... ne günler ne günler :))

    kitap olarak zaten anlatmaya gerek kaldığını pek düşünmüyorum PETER BENCHLEY bir efsane yarattı ve sinema büyüsü bunu hayata taşıdı. . Masum Amity kasabası sakinlerinin yaz mevsimini kana bularken bizlere de "Sudan Çıkııın !!! nidasi miras kaldı :)

    JAWS efendim bir yaşayan efsane ..
    Okumazsanız çok ayıp :))

    Dip not : birinci basımını o 1.97 lik eniştemin oğluna verdim de geri vermedi ya hayın. .
    Yanar yanar ona ağlarım :)

    Meşgul ettim efendim :))
    Hepinize :))
    Iyi tatiller :)))

    https://youtu.be/rW23RsUTb2Y

    Aman diyim :))
    Suya dikkat !! :))
  • 107 syf.
    Bu incelemem Derya (Bahir) Deniz 'e ithaftır.



    Yazmak zor be! Oh, bir öykü daha bitirdim. Sabah sabah( 6:00) ne yapsam ki? Yazılmaz da artık anasını satim. Bari bir öykü kitabı okuyayım. Yerli bir kitap olsun. Tabii ya, yerli olsun. Şu kuşa bak yahu, nasıl da şakıyor sabah sabah. Deniz bey ne dediydi? Solovey? Solovey’in Türkçesi ne acaba? A, bülbülmüş. Bülbül mü? Daha gün ağarmadan bülbül mü ötermiş aga? Nightingale İngilizcesi gerçi. Olur mu olur.
    Du bakim, ne okusam. Bunu okudum. Bunu yarım bıraktım. Bu kim ya, hiç duymadım daha evvel. Zafer Berke, kitabının adı,Yeni Zaman. Zaman ha, zaman. Bunu okuyacağım.

    107 sayfada tam 15 öykü. Haydi bismillah.

    1) Parça. Güzel öykü. Beğendim. Kim ya bu yazar? Ankara’da doğmuş. Ben Kayseri’de doğdum. O 57’li ben 61’liyim. A, İstanbul’da yaşamış. Ben gibi. İTÜ mü? Hem de maden. Yok artık. Ben de İTÜ’lüyüm. Kimya ama. Aynı yerde, Maçka’daymışız. Aynı yollar, zamanlar farklı. Hüzünlendim bak!

    2) Satın Almacı. Teknik öyküydü. Çok teknik terim var. Hepsini anladım ama. Anlamayan da internetten baksın. Zaten bir kurmacanın bir vazifesi de bu değil midir? Çaktırmadan öğretmek. Geçmişte kalan kavramları yeniden canlandırmak zihinlerde. Geçmişle şimdi arasında büyülü bir link kurmak değil mi ki? Bazı terimleri neden tırnak içine almış ki? Okurun gözüne sokmuş. Ne gerek vardı ki? Okura güvenmek lazım gelirdi. Belki de üslubu böyledir.

    Asıl verdiği ne kadar da güzeldi. Bu sehpa, bu uzaktan kumanda, önüme gelene kadar, hey yavrum hey, kimlerin elinden geçmiş meğer. Emek gelince akla, derya olur her şey. İşte bu deryayı anlatmış Zafer Berke.

    “Nasıl bir yer olursa olsun, yeter ki insan eli değmemiş olsun.” Var mı yahu böyle bir yer Metto? Yok tabii, güzel metafor. Çaresizlik böyle dilleniyor işte güzel bir kalemde.

    3) Yorgun Buluşma. <<<<<Kapıya doğru yürümeye devam ederken onun sormayı başaramadığı soruyu cevapladım:

    "Belli bir yaştan sonra yalnızlık hissedince insan korkuya kapılıp, eski dostluklara sığınmaya çalışıyor." Ben çıkarken Hüseyin içeri girdi.>>>>>

    Artık uzakta kalan eski dostlukları tahlil etmiş.

    4) Dere. Merak duygumu hep canlı tutmayı başardı Allah için. Ah be ihtiyar, helikopter arayacak seni he mi? İlahi moruk, güneşlenmelerine bile ara verdiremedi yokluğun. Sense…Töbe töbe.

    5) Kalabalıklar. "Orta yaşın üzerinde kibar bir adam (bazıları kısaca yaşlı diyor olabilir) şu anda yemek yiyor." Ben de öyle hissediyorum bazen. Orhan Pamuk olsa, bazan, derdi burada. Cins herif.

    Öykünün hikayesinde geçen aynı duyguları ben de yaşamasam! Benim içine düştüğüm grup Taksim'de, LGTB idi. Bayrakları ne acayipti be. Kırmızı, kavuniçi, sarı, yeşil, mavi, mor. Kırmızıyla sarıyı karıştırınca kavuniçi oluyor. İstanbul’da turuncu diyorlar. Kilisliler mişmişi diyordu. Mor için kırmızıyla yeşili mi karıştırmak gerekiyor ki? Garip! Sanki bana siyah lazım kırmızıya gibi geldi. Neyse. Mor, eflatun değil mi? Eh işte. Öyküdeki kahramanımız sol bir gösteriye denk gelmiş. Gerçekten de insan kendini işe yarar hissediyor. İlla da bir gösteriye rastlamak lazım. Sağ-sol fark etmez.

    6) Balıkçının Dönüşü. Galiba en çok insani bulup en çok güldüğüm öykü bu. “Vasati 40 çöp var” gibi bir şey. Ortak olunmaya çalışılan duygular o kadar sahici ki, hem çok güldüm, hem finalinde hüzünlendim çok.

    <<<<<Varsayımla da olsa sonunda suçlunun bulunması, en azından kendi söylediklerinin ciddiye alınıp değerlendirilmesi balıkçıyı sevindiriyor. Çaresizlik içinde bocalamaktan sıyrılıp, kaybolan itibarını yeniden kazanmak amacıyla duyduğu son cümleyi tekrarlıyor: "Doğru, hayvan işte ne yapceksin!" Çevredekilerin yüzlerinde bakışlarını tekrar dolaştırdıktan sonra, sepetleri motoruna yerleştirirken kendini tutamayıp gülümsüyor: "Boşuna çekivedim iki sepet balığı; ancak motorun tamir parası çıkacak." >>>>>

    7) Yeni Zaman. Kitaba adını veren öykü. Bir şey yazmayacağım. En iyisi okumak. Okuyunuz.

    8) Ayak İzleri. Kahramanın arzu ve kaygıları billahi çok sahici. Sizin şimdi anlayamayacağınız kadar hem de. Çamurlu ayaklar vardı metropolde bir zamanlar. Lastik tabandan temizlenmez, temiz halıda iz bırakırdı. Ve sekreterler güzel bulunurdu hep. Tüm öykü boyunca çamurlu ayakkabıların sebep olduğu şeylerle boğuşma var.

    <<<<<"Siz de benim gibi kapının önündeki çamura saplanmışsınız galiba" diyor, gülümsüyor. Utanç içinde, gözlerimi kısa bir süre için Ziya Bey'in hakiki kauçuk tabanlı ayakkabılarına değdiriyorum: Kenarlarında çamur var. Ziya Bey'le aramızda aynı çamura basmaktan kaynaklanan bir dostluk başladığını hissediyorum ...>>>>>

    9) Leydi Angela. Bir ganyan kupon sahibinin, koşuyu dinleyip kuponun yattığı(kaybettiği) sürede Galata’da o kısa sürede geçen insancıkların hayatlarından kesitler var. Tanıdık mekanlar, en çok da oralardan uzak olma hali hüzünlendiriyor. Sibel Can feat Halil Sezai – Galata, parçasını dinlemek istiyorum. Aklıma Kemal abi geliyor. Bir öykümde kullanmıştım Halil Sezai’nin bir parçasını. Metinciğim sağ olasın, benim oğlana da gönderme yapmışsın, demişti. Kemal Paracıkoğlu, Halil Sezai’nin babası. Bir öyküsünden dolayı onu intihalle suçlamış, kalbini kırmıştım. Bir mesaj atmıştı bana. Sen en büyüksün. Senin okumadığın kitap yoktur. Sen postmodern kurmaca bilmez misin ey be Metin, demişti. Nasıl da tırmalamıştı yüreğimi o mesaj. Sustum, cevap vermedim bir süre. Sonraki mesajlarıma da o cevap vermedi. Sonra eşine yazdım. Abla, dedim, bu saçma şey için kaybetmek istemem Kemal abiyi. Söyle ona, yazsın bana. Hem yanınıza geldiğimde çimdiklesin beni. Yok be Metin, gücenmedi sana. Böyle basit şey için kızmazdı sana o. Ama Metin be, biz Kemal’i kaybettik. Kemal öldü.

    O dakikada terk ettim siteyi. Girmedim, öykü paylaşmadım bir daha. Sen nasıl adamsın yahu, adam gibi becerdiğin bir iş var mı, olacak mı bu dünyada? Üzücüydü çok.

    10) Kaplumbağa. Kafka’nın Değişim’inin yeniden yazılımıydı. İlham verici bir postmodern öyküydü.

    11) Topal. Benzeri düşünceler aklımdan geçtiği hatta bir iki kez yaptığım bir şeydi. Okumanız gerekir.

    12) Pırlanta Yüzüklü Kadın. En zayıf bulduğum öyküydü. Elbette bu sübjektif bir yargıdır.

    13) Mesut. Harala gürele geçen hayatımızda hep bizim kaygılarımız baş roldedir. Ne kadar az dinleriz birbirimizi. Ama Allah’tan düşünürüz sonradan. Bir öyküye dönüşür kafamızda Mesutlar.

    14) Sihirli Sabah. Orwell-Huxley arası bir distopya denemesiydi. Finali oldukça başarılı buldum. <<<<<"Ne olmuş?" Adam kafasını çevirmeksizin cevapladı: "Birisi taş atıp mağazanın camını kırmış." İçimde korkunç bir şüphe oluştu. Tükürüğümü yutup, tekrar sordum: "Bir şey almış mı?" Adam umursamazca başını iki yana sallayıp: "Neredeyse hiç eksik yokmuş, bir tek pilli radyo çalınmış galiba" dedi.>>>>>

    15) Hamdi Bey Uykuya Daldığında. İstanbul’da bir mekanda bir şey cereyan ederken, aynı anda dünyanın değişik yerlerinde nelerin cereyan ettiğini gayet güzel işlemiş. Toplumsal gerçekçi buldum bu öyküyü. Sevdim.

    Bitirdim kitabı, aklımda binbir düşünce siteye girdim, aradım yazarı. Yok! Nasıl yani? Yahu adam ta 2004’de bastırmış kitabı. Nice eften püften (bu deyim çok ayıp kaçtı) kitabın isminin ilk kelimesinde yüzlerce sayfa geliyor da, bu güzel eserin suçu ne?

    Ne yani, illa Can yayınları, Bilişim, YKY mi olmalıydı? Olmadıysa, yok mu demektir bu güzel eser? Vicdanınızaydı bu sorum. Baş başa bırakıyorum sizi vicdanınızla.
  • 564 syf.
    ·Beğendi·9/10
    UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

    - VAY GAVUR GORBAÇOV VAAAAAY!!! -

    Ey bu incelemeye az sonra gark olacak olan siz canikolar canikosu , lamborghinimin krikosu , robdöşambr üstünde , elinde viski , havuz başında havana purosu ile iştirak eden ve işsizlik özlemiyle kavrulan saygıdeğer ve biricik 1K okuru çokoprens ve prensesler .. İşte "İŞSİZLİK RÜZGARLARI" eserken bir incelemeyle daha beraberiz..Normalde polisiye romanlara , siyasi ve tarihi araştırma kitaplarına inceleme yazmak pek adetim değil.. Çünkü olan biten zaten belli ( pek tabii alternatif tarih severlerdenseniz onu bilemem ).. Neyse efenim ...Bu kitaba da inceleme yazmak niyetinde değildim ama gördüğüm en saçma sapan ve mega bombastik rüyalardan birini bu kitabı okuduktan sonra bu sabah görüp kendi rekorumu kırınca bunda bir "hayır" var diyerek sizinle de paylaşmaya karar verdim =)) Takip edenler bilir bu rüyaları ama ilk kez karşılaştıklarımız için bir kaç örnek vereyim hemen ..

    Örneklerden birkaçı için bkz:

    * Tuncer Kurtiz ile üstümde Raiders formasıyla arzı endam ettiğim ve Toronto'da KADI ?!?!? olarak görev yaptığım sırada rakı sofrasına oturduğumuz ve sonrasında çıkan anlaşmazlıktan (Yiğit Bulut mezeleri silip süpürünce ) kelli mekanı bmx ile terk ettiğim rüyam..

    Bir de yine burda paylaştığım kar yağarken 1 milyoncu tezgahı açmama mutakip yandaki karpuzcuyla anlaşamamızdan kelli karpuzcuyla dövüştüğümüz ve sonrasında emmoğlusu ile benim tezgaha baskın verip ısuzu bir kamyonetten tezgahıma karpuz atmaları suretiyle tezgahımın harap olması sonucu "çok" üzülerek uyandığım rüyam..


    Rüyayı anlatıcam son kısımda .. Tatlılar sona kalır ...O yüzden ısrar etmeyiniz.. Yavaş yavaş, sindire sindire ve SLOVAKEEE!! (Slovake ne olaki diyenler.. Fakir Baykurt incelememe bakınız : #26316052 )

    Geçen haftasonu yine bir başka sefer "vallahi de billahi de tillahi de kitap almıcam" diyerekten , kendime sözler vererekten indim kızılaya ..Daha önce sipariş verdiğim 2 adet özel basım siparişimi alıp gelmekti amacım sözde Gülden abladan (Kitapçı Yusuf) .. Tabii yine aynı tablo.. Ve tabii yine 3-5 liraya görünce dayanamayıp aldığım bir sırt cantası dolu kitap.. Normalde yazarı sağda solda , korsan kitap satan tayfanın tezgahında falan görüyordum .. Kültür bakanlığında çalışan ve zararlı neşriyat kontrol eden bir arkadaşımla konsere giderken onun arabada ve sitede takip ettiğim bir kaç arkadaşın yorumlarında da rastgelince bir bakayım dedim , yazdım aklımın bir köşesine .. Gülden ablayla kakara kikiri derken baktım onun kasanın önünde polisiyelerin orda duruyor attım çantaya geldim eve .. Azıcık bir ar - ge ve BİNGO !!! soğuk savaş dönemi..

    Kitap tarihin görüp görebileceği en cani diktatörlerden biri olan Stalin 'in döneminde , Rusya' nın savaştan muzaffer ayrılıp Hitler' i kovalıyorum diyerek Avrupa ' nın yarısını yuttuğu , söz konusu bölgeyi "Demir Perde" çekerek dünyanın geri kalan kısmından izole ettiği , buna karşılık Amerika' nın örtülü operasyonlarla KINA GECELERİNE göz kırptığı Soğuk Savaş günlerinde geçiyor .. Meraklısı için bu kısım dahi kuzu çevirme - rakı - yoğurt ve KARPUZ (çilek yasaklansın!) dörtlüsünden oluşan bir sofranın üstünde tesadüf eseri uçmakta olan Yumoş reklamlarındaki sevimli ayının bilmem kaç bin fitten paraşütle atlayıp zedelenmeksizin işbu sofrada baş köşeye "KUF" (yere çarpma ses efekti =) ) diye inivermesine eşdeğer şanslara kapı aralıyor.. Şans diyorum çünkü böylesi kitaplara rast gelmek cidden büyük şans..Kurgu mükemmel.. Trafik ve olay örgüsü muhteşem senkronize edilmiş ... Hani bazen olur bir tarafta nefesler tutulur olay koptu kopacak orda araya diğer hikaye girer top yan ağlarda kalır falan fıstık .. Bu amca adrenalinin azalmasına kati suretle müsade etmiyor .. Konuya gelecek olursak ... Dediğim gibi iki büyük dev , iki nükleer güç ve kapının eşiğindeki 3. Dünya Savaşı ile beraber Stalin'e yapılacak olan suikastin startının verilmesi .. Ve son olarak şunu belirteyim kitapta geçen her ama her karakterin geçmişi ve yaşamı muazzam bir şekilde oluşturulmuş , dengeler cidden çok iyi sağlanmış ( şu an Buz Kapanı' nı okuyorum diyebilirim ki aynı özen bu romanda da gösterilmiş.)Roman polisiye gerilim statüsünde geçiyor ama tarih macera gerilim ne ararsan mevcut .. Alıp okuyacaklara zerre sıkılmayacaklarının garantisini veriririm ..

    Veeee bu incelememe sebebiyet veren işsiz rüyam..

    Peşinen uyarayım akıl - mantık - izan töbe billah arama .. Stalin rusyası dönemindeyim .. Kendisini görmüşlüğüm yok ama bunun bilincindeyim.. Üniversite bursumu geri ödeyemeyince işi gücü bırakmış bana takmış olan politbürodan ?!?!?! tarafıma Yıldırım Gürler imzalı tehdit dolu bir mektubun yeraldığı kara bir zarf geliyor.. Tez zamanda bu borç ödenecek yoksa gulag adalarına gidersin falan filan yazıyor ..İnanılmaz sinirleniyorum.. Ulan ben size gösteririm (ne gösterecek ne yapabileceksem djhflkasjhdflakjsdf =)) ) bursu der demez kapıma pencereme kavrulmuş ve kabuğu kırık tuzlu fındıklar yağmaya başlıyor kjhdflksdjhflaksjdhf.. Beni alıyor bir korku ..Fındıklarda demir aromalı mübarek camdan sekeyim diyen YOK!!! duvara gelen delip giriyor içeri.. Sanki obusten sallıyorlar ..Eğiliyorum , bir süre sonra geçer diyerek .. Ardı arkası kesilmeyince yere yatıyorum hepten .. Bir süre sonra bombardıman yavaşlıyor .. Tabii benim oramdan buramdan boncuk boncuk terler akmakta .. Neyse cesareti toplayıp camdan bir bakıyorum kiiii!!! AŞŞAĞIDA ALNINDA KIRMIZI LEKESİYLE GORBAÇOV ?!?!? VAR !! Elini alnına götürüp ;

    - "BUNUN HESABINI VERECEKSİN !" diyor ... ( Ulan Gorbaçov' un alnını da biz yarmışız jdhfaskdhljfalsdkjhfds )

    En son bir tarlada koşup , bunlardan kaçarken uyandım =))Bu aradaaaa o göbekli gavur Gorbaçov nasıl koşuyoooooorr!! Herifçioğlu oldu bir ELVAN ABEYLEGESSE !!!

    KAÇARKENKİ HİSSİYAT İÇİN BKZ : 7:07 ' DE GİREN PARÇA!!

    https://www.youtube.com/watch?v=UL44xq8Xh78

    Ve böylece rüyalarımda gördüğüm birbirinden alakasız isimler kervanına Gorbaçov ' u da eklemiş oldum .. Haydi bakalım rüya tabir uzmanları yorun neye yoracaksanız...

    RÜYADA GORBAÇOV GÖRMEK!!!

    Son olarak, esen ve İŞSİZ kalınız ...