• Keşke anlatabilseydim sana her şeyi. Ama böyle bu şekilde değil..
    Ama anladım ki sen de hiç güçlü değilsin.
    Hayatta hep zorlukla karşılaşıcaz. İmtihan dünyası.. Allah'tan her uzaklaştığımızda, her kalp kırışımızda, her ah alışımızda, düşmanlardan her beddua alışımızda, her günah işleyişimizde belalar gelicek başımıza. Ama napalım?
    Yapacak bir şey yok. Elden ne gelir ki? Böyle böyle hayatı öğrenicez. Ve her şeyden ders çıkara çıkara özümüzü bulucaz. Doğru yolda olucaz inşallah...
    Elimizden sabır gelir..
    Fikir, zikir,şükür gelir İbom..
    Sabır çok acı ama meyvesi çok tatlı. Dağıtmamalıyız. Yese karamsarlığa isyana kapılmamalıyız. Vesvese şüphe merak duymamalıyız. Gelecek kaygısı, maziyi düşünerek hüzne kapılmamalıyız canparçam...
    Yolumuz daima Allah olmalı. Kimsenin minnetini çekmemeliyiz. Yalnızca Allah'a kul olmalıyız. Bir tek O' na yalvarmalı ve O' na itaat etmeliyiz. Elden ne gelir ki. Kendimiz için yaşamalıyız sadece. Özümüzü bulabilmek, bu hayattaki hatalarımızdan ders çıkarmak için canım. İnsanlar için değil kim ne der diye değil. Düşüncelerin kölesi olarak değil...
    Yalnızca kendimizi düşünmeliyiz..
    Hayat şartları çok zor.. Biraz bencil olmak zorundaymışız onu anladım..
    Sen de kendini düşün!
    Hem Allah kimseye kaldıramayacağı ağırlık da yük vermez ki. .
    Bak demek ki ben kaldırabiliyormuşum. Allah hepimizi seviyor. Belki de öbür dünya da cehennem ateşini çekmemek için bize bu dünya da yaşatıyor acıları..
    Ve biz ne yazık ki hala aciz ve çok nankörüz..
    Bu dünyada yaşadıklarımız çektiğimiz acılar ne ki İbocuk. Seni tatlı mini kuşum. Seni o kadar çok seviyorum ki...
    Bak demek ki Allah bizi çok seviyor ve demek ki öbür dünyada çekmemizi istemiyor iboşcuk..
    Anladın mı sen oyyy seni tatliş canavar..
    İman önemli tabi. Ben çok imanlı değilim evet. Ama olmaya çalışıyorum inan. Hata bende sana anlatmamalıydım bir şeyleiri. Ama ben içimi bir tek sana fökmek istemiştim oysa. Beraber ağlayaalım istemiştim. Rahatlarım diye düşünmüştüm. Oysa ki hiç de öyle değilmiş İbocuk. Amacım kendimi acındırmak, belki seni üzmek ağlatmak hiç değil İbocukum. Sadece yaralarımı sar, gözyaşlarımı sil istemiştim o kadar. Ama anladım ki kaldıramıyorsun. Çünkü ben bile kaldıramadım ki sen kaldırasın. Ama merak etme iyileşicem. Tek ilacım biraz zaman, dini kitaplar ve sen...
    Ve anladım ki acıları anlatınca dinmiyormuş ki...
    Daha çok üzülüyorum anlattıça kendimi. Anladım ki sorun bende anlatmamalıyım kimseye..
    Sana bile. Kendi içimde çözmeliyim.. Aşkım seni çok seviyorum..
    Ve inan senin hayatıma girdiğin o ilk geceden beri kendime geldim..
    Harfleri çeviremiyodum rahat bir şekilde. D vitaminim de yükseldi 5ten tam 25 e. Bütün vştamin değerlerimi yükselttiö İbom aşkım. Verdiğim kiloları da ağlicam. Ve artık ağlamicam gerçekten. Sen geldin huzuru bıldum ben. Yaşama sevincim oldun yemin ederim..
    Ben ki hiç kimseye bağlı olamayan ben. Bir tek sana bağlandım sevgilim. Bir bilsen eni o kadar çok özlüyorum ki.. Hasretim o pamuk ellerine. Arada beni uyar. Çünkü ben duygularımı aşık olduğum ADAMdan asla gizleyemiyorum.
    Seni de günaha soktuysam özür dilerim. Artık ağlamak yok...
    Senle bir ömür boyu gülmeye varım sevgilim..
    Ha bu arada sen bana anlatabilirsin acılarını. Ben kaldırabilirim. Yaralarını sarmaya hazırım bebeğim.

    SENİ ÇOK SEVİYORUM HEPÇOKAŞKTANEM...
    💗💓💕💖💞💘💘💞💖💕💓💗
  • Allah için sabreden, Sırat’ta atlı olur,
    Sabır acı ise de, meyvesi tatlı olur.
  • Sabır acı, meyvesi tatlı. Zamanı geldi. Sabır acı meyvesini verdi.
  • Ormanların Kralı Aslan
    Masal masal mat atar, İki tilki ot satar.
    Bindim deve boynuna, gittim Halep yoluna.
    Halep yolu gül pazar; içinde tilki gezer.
    Tilki beni korkuttu, kulağını burkuttu.
    Çık çıkalım çardağa, ok atalım ördeğe,
    ördek başını kaldırmış, velvelesini saldırmış.
    Velvelesi dizinde gönlü vezir kızında.
    Vezir kızı bal kaynatır; içinde kaş oynatır.
    Bir varmış, bir yokmuş… O sabah ormanda nedeni bilinmeyen bir horultu varmış. Ormanın ihtiyar kralı sesin kaynağını bulmak için yola düşmüş. Nihayet bulmuş. Ses, ormanın derinliklerinde bulunan ihtiyar kralın kendisine özel mağarasından gelmekteymiş. Aslan bütün cesaretini toplayıp mağaraya girmiş. Koca kral gördükleri karşısında gülmeye başlamış. Çünkü bütün torunları mağaraya dolmuş, her biri bir yana serpilip uyumuş. İhtiyar kral bir kükremiş ki bütün yavru aslanlar hizaya geçmiş. Kral, torunlarına burada ne yaptıklarını sorunca içlerinden bir tanesi şöyle anlatmış:

    Siz zaman zaman bu mağaraya geliyorsunuz. Biz de burada ne olduğunu merak ettik. Fakat burada duvarlardaki ağustos böceği ve kelebek resminden başka hiçbir şey bulamadık. Dedeciğim rica etsek bize burada ne yaptığınızı anlatır mısınız?

    İhtiyar aslan kral torunlarını toplayıp anlatmaya başlamış:

    “Ben daha kral olmadan yıllar yıllar önce genç bir aslandım. Babam kral olduğundan ormanda her istediğimi yapardım, bir dediğim iki olmazdı. Fakat bu durum kötüye gitmeye başladı. Çünkü artık hayatta yapmak istediğim hiçbir şey kalmamıştı. Ne istesem oluyordu. Artık her şeyden uzaklaştığım bir gün dere kenarında uyumaya karar vermiştim. Uykuya dalacaktım amma etraftan gelen bir ses uykuya dalmamı engelledi. Bir hışımla yerimden kalkıp şöyle seslendim:

    Heyyy! Kim var orada? Beni rahatsız etmekten çekinmeyen bu ses kime ait? Ses o anda kesildi.

    Etrafa iyice bakınca yaprağın ucunda duran bir ağustos böceğini gördüm. Böceğe doğru yaklaşıp konuşmaya başladım: Ben ki bu ormanın kralı olacak aslanım bu ormanda bu kadar neşeli olmak için bir değil hiçbir sebep bulamıyorum. Söyle bakalım sen neden bu kadar mutlusun? Çünkü hayattayım. Ağustos böceği cevabı beğenmediğimi anlamış olacak ki devam etti:

    Ben tam on yedi yıl uykuda kalırım. Sonra hayata başlarım ve sadece beş haftalık ömrüm vardır. İşte bu sebeple mutluyum. Ne yani beş hafta yaşıyorsun diye hayatındaki her şey iyi mi gidiyor? Tabi ki canımızı sıkan şeyler de oluyor. Fakat olayların iyi tarafını görmeye çalışmalıyız. Eğer ben beş haftalık ömrüm var diye ağlayıp durursam on yedi yıl boşuna beklemiş olurum. Zaman hemen geçiyor kıymetini bilmek lazım. Hayatın her anından zevk almak lazım…

    Gezip göreceğim çok yer var haydi kal sağlıcakla! Ağustos böceğinin söylediklerini düşünürken neşeli bir ses daha duydum. Sesin geldiği yöne doğru dönecekken burnumun ucuna bir kelebek kondu. Tabi kelebek konduğu yerin bir taş değil de benim burnu olduğunu anlayınca cılız kanatları korkudan tır tır titredi. Kelebeğin bu halini görünce dedim ki:

    Eğer bana neden bu kadar mutlu olduğunu anlatırsan sana kızmam. Tabi ki anlatırım. Bildiğiniz gibi biz kelebekler tırtıl oluruz, koza yaparız, kozanın içinde sabırla kelebek olmayı bekleriz. Kozanın içindeyken sabretmek zor gelir. Ne de olsa sabır acı meyvesi tatlı demişler. Sabrederiz ve ödül olarak dillere destan güzellikteki kanatlara sahip oluruz. Ardından kozadan çıkar hayata merhaba deriz. Ömrümüz on beş gündür. Bu sebeple her anını güzel geçirmeye çalışırız. Ormanda bizim için büyük tehlikeler olsa da hayata iyi yönünden bakıp mutlu olmaya çalışırız.

    Kelebek de uçup gittikten sonra sahip olduğum imkânları düşündüm. Ormanın kralı olacaktım, her şeye sahiptim ama benden daha az imkânları olan ağustos böceği ve kelebek gibi elimdekilerden tat almasını bilmiyordum. Her şeye kötü tarafından bakıp mızmızlanıyordum. İşte o günden sonra hayata güzel bakmayı öğrendim. Bu mağaraya da ağustos böceği ve kelebeğin resmini çizdim. Ne zaman canım sıkılsa olsa bu mağaraya gelip elimdeki imkânları hatırlayıp şükrederim, mutlu olurum.” İhtiyar kral, torunlarına kendi mağarasına izinsiz girdikleri için mağaradaki ağustos böceği ve kelebek resimlerini boyama cezası verirken, bu masalı okuyan herkes de elindeki nimetleri hatırlayıp şükrederek uykuya dalmış.
  • Acıya sabredersin adı 'metanet' olur...
    Açlığa sabredersin adı 'oruç' olur...
    İnsanlara sabredersin adı 'hoşgörü' olur...
    Dileğe sabredersin adı 'dua' olur...
    Duygulara sabredersin adı 'gözyaşı' olur...