• İşte Tolstoy’un Hayatı Sorgulatacak Ders Niteliğinde 17 Sözü:
    1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
    2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın.
    3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin.
    4.  İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir.
    5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
    6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez.
    7. Ne diye şeytana kızarsın? Bir iyilik yap da, o sana kızsın.
    8. Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve Unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.
    9. Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
    10. En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.
    11. Bir insan acı duyuyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyuyorsa insandır.
    12. İnsanın gerçek gücü sıçrayışta değil, sarsılmaz duruştadır.
    13. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür.
    14. İnsanların çoğu onu yapıyor diye yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.
    15. Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.
    16. Birine çamur atmadan önce iyi düşün ve sakın unutma: önce senin ellerin kirlenecek.
    17. Başkalarının hayatından ders alın. İnsan, bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşamıyor.
  • 128 syf.
    ·11 günde·Puan vermedi
    Öncelikle kitabın yazarı Rukiye Türeyen’i gönülden tebrik etmek istiyorum. Ben onun bu takdir edilesi, örnek alınası başarısını kendi gözlerimle görmek ve ona biraz olsun destek olabilmek adına bu kitabı edindim. Bu bana çok iyi hissettirdi diyebilirim.

    Kitabı okumaya başlamadan önce belki beklentiniz yüksek olacak belki karşınızda günümüz romanları gibi bir kitap bekleyeceksiniz ve okuduklarınız size basit gözükecek. Bunu herkes yazar bile diyebilirsiniz. Ama 3 aylık bir bebekken geçirdiği menenjit hastalığı sebebiyle hayatını sadece yatarak ve başkalarına muhtaç kalarak geçiren bir kadın, kendini geliştirmeye ve dış dünyayı tanımaya, keşfetmeye dair hiçbir eylemde bulunamayan biri var karşımızda. Vücudunun %99unu kullanamazken 2014 yılında okuma yazma öğrenip 2016 yılında kitap yazmaya başlıyor ve 2 sene boyunca hedefleri doğrultusunda bu kadar uğraş verip bir kitap meydana getirebiliyor. Hem de tek bir parmağıyla. Düşününce ne kadar zor ne kadar sabır isteyen bir iş. Yani aslında bunları göz önüne alarak okuduğunuzda öyle hiç de göründüğü gibi kolay olmadığını anlıyorsunuz. Ki yazar kendinden birçok kez bahsediyor zaten. Yaşadığı zorlukları, bugünlere nasıl geldiği, bir o kadar da ümit ve şükür dolu hayatını. Ondan çok şey öğrenebiliriz. Özellikle de hayata karşı umutsuz olan insanların okumasını çok isterim.
    Teşekkürler Rukiye Türeyen. İmkansız gibi görünen bir başarıyı gerçekleştirip bize örnek olduğun, tertemiz kalbini hepimize açtığın ve seni tanımamıza, sana destek olabilmemize vesile olduğun için çok teşekkür ederiz. Minicik de olsa faydamız dokunduysa ne mutlu. Bilmelisin ki bu ülke seninle gurur duyuyor.

    Yazar diyor ki; “Ben engelimle mutluyum peki ya siz sağlığınızla mutlu musunuz?”
    Allah hepimize sahip olduğumuz her şeyle mutlu olabilmeyi nasip etsin, elimizdekilerin kıymetini özellikle de sağlık sıhhat gibi bir veli nimetin değerini kaybetmeden bilebilenlerden olabilmeyi..
  • 560 syf.
    ·7 günde·9/10
    Bitiriyim diye şu saate kadar direndim resmen çalışan biri için çok zor oldu her zamankinden faklı olarak bu kez zor okudum :) ama her şeye rağmen çok güzel yeni bilgiler edindim o kadar güzeldi ki en çok Nazımın mektuplarıydı beni etkileyen en sevdiğim iki insanın mektuplarını okumak mütişti. Yer geldi çok fazla güldüğüm mektuplarda oldu. Yeri geldi hasret çektim Sabahattin Ali ile yeri geldi yanlızlığın özlemini duydum.

    Eskiler ne kadar güzel hasretler çekmiş. Telefon yok. Televizyon yok. Yalnızca çok acil haberleri bile mektupla telgrafla öğrenmenin zorlukları bunları okurken kendimi onların yerine koyuyorum çok zor olmalı çocuğu hastayken uzak diyarlarda haber alabildiği tek kaynak mektup fena halde sabır gerektiren bir dönem ama güzel yanlarıda vardır elbet bilgiye ulaşmanın güçlüğü ve zorluğu. Çok değerli kelimeler ... Birinden haber alabilmek için katlanılan güçlükler...

    Bir çok yazıyı diğer kitaplarda da aşina olduğum bölümler olarak okudum değirmen kitabının öncesinde yaşananlara şahit oldum bütün arkadaşlarının fikirlerini alarak yazması...

    Ayşe ile olan arkadaşlık bağı kullanılan kelimelerin samimiyeti ben iki gözüm Ayşe kitabını okuyamadım fakat Başın Öne Eğilmesin kitabında karşılıklı bir kaç mektubu vardı baya etkileyici bulduğumu söyleyebilirim. Aralarında hissedilir derecedeki sevgi ama her şeyden önce aralarındaki sözler , arkadaşlıkları o kadar seviyeli ve güzel ki nerede böyle arkadaşlıklar diyesi geliyor insanın.

    Yaşadıklarına sırayla Canım aliye ruhum filiz kitabında ve Markopaşa’da şahit olduğum için pek ilgi çekici gelmedi okuduklarım ama o hüznü beni her okuduğumda derinden etkiliyor.

    Çaresizliği, her şeye rağmen muzipliği, elinden geleni fazlasıyla yapma çabası ve okuma sevdası başka bir insanın mektuplarını yazılarını okumak pek sevdiğim bir şey değildir fakat Sabahattin Ali okumak canı gönülden kendimi odaklayarak yaptığım en güzel şeydir. Sözlerinde kendimi bulduğum tek insan olarak güzel bir kitap daha bitirdim. Ona daha yakın olabildim :)
  • 128 syf.
    ·1 günde·10/10
    Çok şey söylemek istiyorum ama inanın incelemeyle alakası olmaz. Yüzde 99 engelli bir bireyin tek eliyle ve parmağıyla mouse tıklayarak bize bir duygu aktarması kadar nasıl bir mucize olabilir ki ?

    Engelli olarak yaşayıp da böylesine sabır, umut ve dirençle anca böyle yaşanabilir. Ders niteliğinde bir eser. Rabbim sağlık versin sana.

    Bu topluma böyle bilinçli bireyler gerek. Inanın çoğu kişide bu bilinç yoktur. Organ naklinden tutun da tekerlekli sandalyeye kadar. Doktorların ölüme terkinden, bir sevgi aşk hikayesine kadar çok duygulu ya.

    Kendimin de sağlıksal sıkıntılar içinde büyümem benim daha da iyi anlamama sebep oldu. Inanın bir böbrek nakli çok kolay ama o diyaliz yok mu ? Insanın ömrünü çalıyor. Nakil için binlerce hatta yüzbinlerce organ bekleyen var.

    Ne olur artık bilinclenelim. Destek amaçlı almıştım ama ders verdi kitap. Kesinlikle tavsiyemdir. Edebiyat anlamında düşük puan olabilir ama edebi değil genel anlamda 10 veriyorum.
  • 510 syf.

    Şunu belirtmem gerekir ki benim kalbimi mutmain eden şu kaideye güç ve kuvvet kattı. O da şudur;

    "Allah sana bir şeyi murad ettiyse, bütün dünya bir olsa onu senden def edemezler; Allah senden bir şey murad etmediyse yine bütün dünya bir olsa onu sana kavuşturamazlar."

    Kitaba geçersem kısacası:

    Kulun duasını ele alalım kul duayı ne kadar çok yaparsa, ne kadar ısrarcı olursa ne kadar masiyetten kendini muhafaza ederse bu duası kabule daha yakındır. Dua için selim bir kalp en makbuldür.

    Selim kalp nasıl olur? Masiyetten uzak durmaya çalışan, Allah'ın korkusu ile umudu arasında olan, O'na boyun eğen, O'nu sürekli hatırlayan, zikreden, O'nun için seven ve nefret eden kalptir.

    Bu yolla selim kalp masiyet işlediğinde korkar, ürperir, sıkılır, daralır, sıkışır... İşte bu noktada müellifin en uzun bölümü masiyetlerin getirdiği etkilerden bahsetme nedeni de bu olsa gerek. Allahualem.

    Şu sonuca vardım: Kul eğer dua ederken sabırsız, aceleci, masiyetleri işlemekten kendini alıkoymazsa günahların etkisiyle çirkin ve kötü bir akıbetle son bulur. Şayet sabır ve tevekkül gösterirse güzel akıbet onudur biiznillah.

    Bir de şu var ki, kul için kime sevgi duyduğu en önemli noktadır. Çünkü sevgi duyduğu kişiye saygısından boyun eğer, itaat eder, ibadet eder... Bu yüzdendir ki bir mü'min Allah ve Resulünden başka kimseyi sınırsız şekilde sevemez. Şayet böyle bir sevgi başkasına duyuyorsa Allah'a karşı şirk koşmuş olur. Nedeni sonsuz sevgi duyduğun kişiye boyun eğersin, söylediklerini hak ve batıl olduğuna bakmaksızın tasdik edersin. İşte böyle bir sarhoşluk derecesine götüren sevgi aşktır ve bunu Allah'a izafe etmek doğru değildir.

    Aşk, insanın elinde olmayan bir duygudur. İşte aşkın en doğrusuda seni Allah'ın koyduğu sınırların dışına çıkartmayan, harama sevketmeyen ve sana Allah'a isyan ettirecek bir söz söyletmeyendir. Bu yüzdendir ki, Allah'ın Resulü sallalahu aleyhi ve sellem, İbn Mâce'nin merfu olarak zikrettiği hadiste şöyle buyuruyor: "Birbirini seven iki kişi için nikâh kadar uygun bir şey görülmemiştir."

    Özellikle şunu itiraf edeyim ki, kitapta yer alan kıssalar kadar beni bir şey şaşırtmadı. Hadisçiler, fıkıhçılar, halifeler, birçok ilim erbabın durumu beni epey etkiledi. Ama biliyorum ki izzet ancak ve ancak Allah için seven ve sevdiği de onu Allah'ın sınırlarından çıkartmayan kişinindir.

    Hamd alemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur.
    Selam ve dua ile.....

    | https://1000kitap.com/bircaymosa
  • 1.Kural

    Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla...Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

    2.Kural

    Hak Yol' unda ilerlemek yürek işidir,
    akıl işi değil. 
    Kılavuzun daima yüreğin olsun,
    omzun üstündeki kafan değil.  
    Nefsini bilenlerden ol,
    silenlerden değil!

    3.Kural

    Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

    4.Kural

    Kainattaki her zerrede Allah'ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil, her yerdedir. Allah'ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O'nu görüp ölen de yoktur. Kim O'nu bulursa sonsuza dek O'nda kalır.

    5.Kural

    Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihler.  Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: " Bırak kendini, koy gitsin! " Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

    6.Kural

    Şu dünyadaki çatışma, ön yargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk dilsiz olur.

    7.Kural

    Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat' i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

    8.Kural

    Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Dileğin gerçekleşmediğinde de şükret.

    9.Kural

    Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları, sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir..

    10.Kural

    Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

    11.Kural

    Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

    12.Kural

    Aşk bir seferdir.  Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

    13.Kural

    Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

    14.Kural

    Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    15.Kural

    Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

    16.Kural

    Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.

    17.Kural

    Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

    18.Kural

    Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.

    19.Kural

    Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

    20.Kural

    Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

    21.Kural

    Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk' ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

    22.Kural

    Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

    23.Kural

    Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıktan uzak dur.

    24.Kural

    Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, atttığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

    25.Kural

    Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başlarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

    26.Kural 

    Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

    27.Kural

    Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

    28.Kural

    Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz.

    29.Kural

    Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

    30.Kural

    Başkaları tarafından kınansan, ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.

    31.Kural

    Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

    32.Kural

    Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

    33.Kural

    Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

    34.Kural

    Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.

    35.Kural

    Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

    36.Kural

    Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!

    37.Kural

    Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

    38.Kural

    "Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?" diye sormak için hiç bir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

    39.Kural

    Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır merkezinde... Hem de bir günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz.

    40.Kural

    Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk'ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde.